Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik uyguladığı yaptırımlar, Amerikan vatandaşlarının anayasal haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle iki ABD’li sivil toplum kuruluşu tarafından mahkemeye taşındı. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da demokrasi ve insan haklarını savunan Democracy for the Arab World Now (DAWN) ile Soykırıma Karşı Mükellefler İttifakı (TAAG), New York’un Manhattan bölgesindeki federal mahkemede açtığı davada, başkanlık kararnamesinin ABD vatandaşlarının İsrail ve ABD’nin ihlallerine ilişkin soruşturmaları desteklemesini engellemek için kullanılmasının durdurulmasını talep ediyor. İki kuruluşun ortak açıklamasında, bu önlemlerin “Filistin savunuculuğunu susturduğu” vurgulanırken, yaptırımların “anayasaya aykırı bir şekilde Amerikalıların Filistin konusunda UCM’de adalet arayışını kısıtladığı” ifade edildi.
UCM'YE YÖNELİK YAPTIRIMLARIN KAPSAMI
ABD Başkanı Donald Trump’ın Şubat 2025’te imzaladığı başkanlık kararnamesi, UCM personeline yönelik yaptırım ve ABD’ye giriş yasağı gibi cezai tedbirleri yetkilendiriyor. Yönetim, bu adımı mahkemenin “Amerika ve yakın müttefiki İsrail’i hedef alan gayrimeşru ve temelsiz eylemlerine” dayandırıyor. Daha önce UCM yaptırımlarına karşı birkaç dava açılmış olsa da, kuruluşların belirttiğine göre bu dava, Trump tarafından atanan yetkililerin yaptırım yasalarını kullanarak Amerikalıların UCM’nin ABD ve İsrail’in işlediği vahşet suçlarına ilişkin soruşturmalarını desteklemesini veya Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Francesca Albanese ile yaptırım uygulanan Filistinli sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmasını engellemeyi hedefleyen ilk dava olma özelliğini taşıyor. ABD’nin tarafı olmadığı mahkemenin kurucu anlaşması 2000 yılında imzalanmış ancak onaylanmamıştı.
YAPTIRIMLARIN HEDEFİNDEKİ KİŞİ VE KURUMLAR
Trump yönetimi son 18 ayda, Gazze’deki İsrail eylemlerine ilişkin hesap verilebilirlik talep eden kuruluş ve bireylere yönelik bir dizi yaptırım kararı aldı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “gerekirse tuğla tuğla UCM’yi dağıtmak” için hükümetin tüm araçlarını kullanma sözü verdi. Eylül ayında Dışişleri Bakanlığı, Gazze’deki savaş suçu iddiaları üzerine UCM’den İsrailli liderlerin soruşturulmasını ve tutuklanmasını talep eden üç Filistinli insan hakları örgütüne (al-Haq, el-Mezan İnsan Hakları Merkezi ve Filistin İnsan Hakları Merkezi) yaptırım uyguladı. Geçen yıl ayrıca, 2022’den bu yana Filistin topraklarındaki insan hakları durumundan sorumlu BM Özel Raportörü olarak görev yapan İtalyan insan hakları uzmanı Francesca Albanese, UCM Başsavcısı Kerim Han ve dört yargıç da yaptırım listesine alınmıştı. Trump ilk döneminde de UCM’yi Afganistan’daki ABD askerlerinin işlediği iddia edilen savaş suçlarını soruşturmak istediği için hedef almıştı.
DAWN YÖNETİCİSİNDEN UYARILAR
DAWN İcra Direktörü Ömer Şakir hafta başında yaptığı değerlendirmede, Trump yönetiminin UCM ve hesap verilebilirlik talep eden diğer organlara yönelik çabalarının, “mahkemeyi baltalamanın çok ötesine geçerek Amerikalıların adalet savunuculuğu yapma anayasal haklarını zedelediğini” söyledi. Davaya ilişkin konuşan Şakir, Trump yönetiminin dış ve iç politikaları arasında paralellik kurarak UCM yaptırımlarının “Amerikalıların kendi hükümetlerine dilekçe verme yeteneğini de zayıflattığını” belirtti. Şakir, “Bu başkanlık kararnamesi, Trump yönetiminin sivil toplum, insan hakları örgütleri, gazeteciler ve gerçeği arayanlara yönelik daha geniş çaplı hor görüsünün ve güvensizliğinin bir göstergesi” dedi. Şakir sözlerini şöyle sürdürdü: “Umut ediyoruz ki bu dava, ABD’deki insan hakları gruplarını adalet çağrısı yapma yönündeki kritik çalışmalarına devam etmeleri ve her gün hayatlarını riske atan sahadaki insan hakları aktivistleriyle bağlantı kurmaları için cesaretlendirecek.”