YÜKSEK ENFLASYON KAYIPLARI ARTIRIYOR
Yüksek enflasyon nedeniyle ekonomik dengeler sarsılıyor ve borç ile alacak ilişkileri yeni bir boyut kazanıyor. Avukat Buket Nurşah Tekışık’a göre, enflasyon paranın alım gücünü önemli ölçüde azaltıyor ve bu durum alacaklılar için kayıpları büyütüyor. Tekışık, “Alacaklılar, yalnızca ana para ve faizi değil, enflasyonun yol açtığı ek zararı yani munzam zararı talep edebiliyor” diyerek, bu durumun önemine dikkat çekti. Ayrıca, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin emsal niteliğindeki kararıyla ilgili de bilgi vererek, “Borcun zamanında ödenmemesi halinde alacaklı, enflasyon nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan zararı borçludan isteyebilir” ifadelerini kullandı.
ALACAKLI ZAMANINDA PARASINI ALAMAZSA NE OLUR?
Avukat Tekışık, alacaklının parasını zamanında alamamasının ciddi ekonomik sorunlara yol açtığını belirtti. Zamanında alınamayan paranın, alacaklının yatırım fırsatlarını kaçırmasına neden olduğunu vurguladı. Tekışık, “Bazı borçlular, borçlarını yıllarca ödemeyip sonunda faiz ve mahkeme masraflarıyla kapatsalar bile, bu süreçten kazançlı çıkabiliyor” diyerek, belirli borçluların durumunu eleştirdi.
KUSURSUZ BORÇLU ZARARDAN SORUMLUDUR
Borçlar Kanunu’nun 122/1. maddesine değinen Tekışık, “Eğer temerrüt faizi zararı karşılamıyorsa ve borçlu, kusursuz olduğunu ispatlayamıyorsa, ortaya çıkan bu ek zarardan da sorumlu tutulabiliyor” şeklinde açıklama yaptı. Hukuken bu tür zararlar “munzam zarar” olarak adlandırılıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de benzer durumlarda alacaklıların yanında yer aldığına dikkat çeken Tekışık, “AİHM kararlarında, düşük temerrüt faiziyle borçlunun haksız kazanç sağladığı ve alacaklının uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği açıkça belirtiliyor” dedi.
YARGITAY’DAN ÖNEMLİ BİR KARAR
Bu alandaki tartışmalara ışık tutan karar, bir konut kooperatifi üyesinin açtığı aşkın zarar davasıyla gündeme geldi. Davacı, kooperatiften alması gereken konutu borçlar yüzünden icra yoluyla kaybettiğini ifade etti. Kooperatif tarafından kendisine verilen 135 bin TL’lik senedi yıllar sonra 219 bin TL’ye tahsil ettiğini ancak bu miktarın mevcut piyasa koşullarında konut almaya yeterli olmadığını belirtti. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının zararını somut biçimde ispatlayamadığını savunarak davayı reddetti. Ancak Yargıtay, bu kararı bozarak, konutun icra yoluyla kaybedilmesiyle ortaya çıkan zararın ve enflasyon etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Davacı, artan konut fiyatları nedeniyle yaşadığı kaybın “aşkın zarar” olduğunu ve bu farkın ticari avans faizi ile tazminini talep etti. Yargıtay, bu talebi haklı buldu ve emsal teşkil edecek bir karara imza attı.