Amerika Birleşik Devletleri, 40 trilyon dolara ulaşan borç, 19 yılın zirvesine yaklaşan tahvil getirileri ve artan enflasyon sebebiyle zor bir dönemden geçiyor. Trump yönetimi ise bu durumu aşmanın bir yolunu bulduğunu iddia ediyor: Ekonomik büyümeyle sorunları çözmek. Başkan Donald Trump ve Hazine Bakanı Scott Bessent son haftalarda bu yaklaşımı sıkça dile getiriyor. Ancak, bu strateji, piyasalarda İran ile yaşanan savaş ve Washington’un mali durumu düzeltmek için etkili bir plan sunamaması sebebiyle endişeleri artırıyor.
BORÇ DURUMU
ABD’nin borcunun geçtiğimiz ay 40 trilyon doları aşması, birçok alarm zillerini çaldırdı. Ancak en acil olan soru, büyük açıkların ne kadar süreyle sürdürülebileceği. Ekonomistler, hükümetin borcunun sürdürülebilir olup olmadığını belirlerken genellikle “g” (ekonomik büyüme oranı) ile “r” (borç faiz oranı) arasındaki farkı dikkate alıyor. Eğer “g” r’den büyükse, borç ekonomik büyümeye kıyasla önemsiz hale geliyor. Ancak r, g’den büyükse borç sürdürülemez bir hızda artıyor.
RİSKLER VE RAKAMLAR
Şu anda r oranı yaklaşık %5, g oranı ise %2 civarında. Bu da, Amerika’nın borcunun sürdürülemez bir yolda olduğu riskini artırıyor. Ayrıca, birincil açık da endişe verici bir durum. ABD’nin birincil açığı, harcamaları ile vergi gelirleri arasındaki farktır ve bu oran, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ile karşılaştırıldığında %3 seviyesindedir. Sürdürülebilir olmak için, bu oranın sıfır veya negatif bir değere sahip olması gerekiyor.
BÜYÜME HEDEFLERİ
Amerikan ekonomisinin borcunu sürdürülebilir hale getirmek için ne kadar büyümesi gerektiği ise merak konusu. Trump’ın görev süresi boyunca GSYİH’nın yıllık %6 büyümesi gerekiyor. İlk çeyrekte %2.1, ikinci çeyrekte ise %1.5 büyüme kaydedildi. Yani, yarın itibarıyla büyümenin üç katına çıkması şart. Eğer bu hedef 10 yıl içinde gerçekleştirilecekse, ekonominin her yıl %3 ile %4 arasında büyümesi gerekiyor. Ancak, ABD’nin yeni borçlanmayı durdurması da şart.
ENFLASYON VE FAİZLER
Artan büyüme, %5 ile %6 arasında önemli bir enflasyon yaratacak ve bu da Federal Rezerv’in faiz oranlarını artırmasına yol açacak. Faizlerin yükselmesi, ekonomiyi yavaşlatacak. Ekonomistler, böyle bir borç yükünden kurtulmanın matematiksel olarak mümkün olmadığını belirtiyor. Ayrıca, daha fazla göçmen kabul etmenin büyümeyi artırabileceği düşünülse de, mevcut politikalar bu seçeneği geçersiz kılıyor.
ENERJİ PİYASASI VE SAVAŞ
İran ile olan savaşın yeniden tırmanması, enerji piyasasında endişeleri artırıyor. Petrol fiyatları 100 doların üzerine çıkarken, dizel ve benzin fiyatları da yeniden yükseliyor. Tahvil yatırımcıları ise bu durumu dikkate alarak daha yüksek getiriler talep ediyor. Bu bağlamda, büyüme ve enflasyon politikalarının kabul edilemez olduğu mesajı veriliyor. Faiz oranlarının, özellikle mortgage ve otomobil kredileri gibi alanlarda artmaya devam etmesi bekleniyor.