Maine eyaletinin Woolwich kasabasında güneşli bir Ekim gününde fotoğrafçı Sarah Silbiger, karavanın arkasından eşi Jason Bernert’e bağırarak yön tarif ediyor. İleri, geri, ileri, geri… 23 metrelik Winnebago EKKO, Bernert dikkatlice manevra yaparken her birkaç saniyede bir yön değiştirerek acemice hareket ediyor. New England’da yaprak izleme sezonunun zirvesinde olduğu için küçük restoranın otoparkı bir şeyler atıştırmak isteyen turistlerle dolup taşıyor. Bu yoğunluk, karavanı yeniden konumlandırmayı daha da zorlaştırıyor. Bernert’ten “karavanı milyonlarca kez ayarlamasını” istedikten sonra nihayet aradığı kareyi yakaladığını söyleyen Silbiger, karavanın arka camından mükemmel bir çerçeveyle 12 metre boyunda ve 700 kilo ağırlığındaki şişme ıstakoz heykelini görüntülüyor. “Büyük nesnelerden daha Amerikanca ne olabilir?” diyen Silbiger’ın bu sorusu, ABD’nin dört bir yanını gezmiş herkesin derinden hissedebileceği bir duyguyu ifade ediyor.
WASHINGTON’DAN AYRILMA KARARI VE YOLA ÇIKIŞ
Silbiger, Kasım 2023 ile Kasım 2024 arasında bir yıl süren izninde karavanla seyahat ederek ‘Wanderer’s Window’ (Gezginin Penceresi) adlı fotoğraf serisini oluşturdu. O zamana kadar Washington DC’de serbest foto muhabiri olarak Capitol Hill ve Beyaz Saray’ın iç işleyişini belgeleyen Silbiger, yaklaşık yedi yıl boyunca her gün siyaset haberlerini takip etmenin yarattığı bıkkınlıkla fotoğrafların tekrara düşmeye başladığını fark etti. “Gerçekten ülkeyi görmek ve sürekli tartıştığımız yeri kendi gözlerimle keşfetmek istedim” diyen fotoğrafçının yaratıcı tükenmişliği, Bernert’in 2023 sonbaharında gazetecilik işinden tazminat alarak ayrılmasıyla birleşti. Artık şehre bağlı hiçbir şeyleri kalmayan çift, haritayı çıkarıp rotalarını işaretlemeye başladı. “Kelimenin tam anlamıyla bir harita alıp keçeli kalemle çizdik” diyen Silbiger, kış aylarında Doğu Yakası’ndan başlayarak bir yıl boyunca ılıman havayı nasıl takip edebileceklerini planladıklarını anlattı.
YARATICILIK KRİZİNDEN ÇIKIŞIN İLK KARESİ
Batıya doğru ilerledikçe yaratıcı tıkanıklığını aşmaya başlayan Silbiger için her bir mil yeni bir görsel keşif anlamına geliyordu. California’daki Alabama Hills bölgesine vardıklarında hava karardıktan sonra kamp alanına giren çift, etraflarını neyin ve kimin sardığını merak ederek yatağa girdi. Ertesi sabah uyandıklarında karşılaştıkları manzara, alçak bulutlarla örtülü sivri dağ zirveleri ve üzerlerine hafifçe vuran sabah güneşiydi. Tüm bu görüntü, karavanın tuhaf biçimli dar dikdörtgen penceresinden çerçevelenmişti. İşte bu kare, Silbiger’ın tüm serisinin ilham kaynağı oldu.
DEV BİR KAMERA OLARAK KARAVAN
Sonraki bir yıl boyunca Silbiger ve eşi, ılıman havayı, uçsuz bucaksız manzaraları ve ilgilerini çeken her şeyi takip ederek 35 eyaleti dolaştı. Karavanını dev bir kamera gibi kullanan fotoğrafçı, kareyi tam olarak yakalamanın kendisine büyük tatmin verdiğini çünkü dijital fotoğrafçılığın bazen çok kolay geldiğini söyledi. “25 metrelik bir karavan, pozlama yapmak için kullanıcı dostu bir kamera değil” diyen Silbiger’ın portföyü, Saguaro kaktüsleri ve bizon sürüleri gibi klasik Amerikan motifleriyle Maine’deki şişme ıstakoz heykeli gibi tuhaf yol kenarı cazibe merkezlerinin yansıtıcı bir birleşimini sunuyor. Fotoğrafların beklenmedik doğası, açık yolda keşfedilen sürprizleri taklit ediyor.
YENİDEN YOLLARA DÖNMEK İÇİN SABIRSIZLANIYOR
Yaklaşık 40 bin kilometre yol yapmasına rağmen Silbiger, fotoğraf çekmek için yeniden asfalta dönmek için can atıyor. “Her köşede görmek için harika bir şey vardır” diyen fotoğrafçı, bir yolculuğun güzelliğini, “Bir sonraki yol ne sunacak?” sorusunda bulduğunu ifade etti.