PLOS One dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, yoğun ve kontrolsüz internet kullanımı strese yol açarken sorumlulukları da ihmal ettiriyor. Almanya’daki Duisburg-Essen Üniversitesi’nden araştırmacılar, 900 Alman yetişkinle yürüttükleri çalışmada problemli internet kullanımının ruh halini bozduğunu ve kişilerin hayatlarının diğer alanlarını ihmal etmesine neden olduğunu ortaya koydu. Problemli internet kullanımı, uygulamaların aşırı derecede kullanılması ve bu durumun sıkıntı ya da işlev bozukluğuna yol açması olarak tanımlanıyor.
PROBLEMLİ İNTERNET KULLANIMI STRESLE BESLENİYOR
Araştırmanın başyazarı doktora öğrencisi Andreas Oelker, stres ve olumsuz ruh halinin internete yönelme eğilimini artırdığını, ancak sorunlu internet kullanımının durumu daha da kötüleştirdiğini belirtti. Çalışmanın ortak yazarı doktora sonrası araştırmacı Silke Müller ise bu durumun henüz bir bozukluk olarak sınıflandırılmadığını ancak belki de sınıflandırılması gerektiğini söyledi. Araştırmanın yalnızca yetişkinleri kapsaması, aynı durumun çocuklarda da yaşanıp yaşanmadığı konusunda bilgi vermiyor.
EKRAN BAŞINDA GEÇEN ZAMAN NEDEN MUTSUZ EDİYOR?
Uzmanlar, ekran başında çok vakit geçirmenin insanları mutsuz etmesinin birçok nedeni olduğunu vurguluyor. Sürekli kaydırma yaparken beden hareket etmiyor, bu da sağlık ve mutluluk için gerekli olan fiziksel aktiviteyi engelliyor. Ekranlara yakından uzun süre bakmak aşırı uyarıcı olduğu için yorgunluğa yol açıyor. Aynı anda birden fazla işle uğraşmak (mesajlaşma, e-posta, sosyal medya) da tükenmişlik hissi yaratıyor. Ayrıca çevrim içi ortamlarda insanlar yüz yüze olduğundan daha az nazik davranıyor ve bu da strese neden oluyor.
SOSYAL MEDYA KARŞILAŞTIRMALARI DA ETKİLİ
Kişilerin sosyal medyada başkalarının filtreli ve seçilmiş fotoğraflarını gördükçe kendi hayatlarını kıyaslayarak kendilerini yetersiz hissettikleri belirtiliyor. Bunun yanı sıra arkadaşlıkların sağlık ve refah için kritik olduğu ancak en iyi şekilde yüz yüze, çevrim içi değil, geliştirildiği ifade ediliyor.
BAĞIMLILIK BENZERİ BİR TABLO
Princeton merkezli klinik psikolog Parin Kamdar, bulguların problemli internet kullanımının yeme bozuklukları, bağımlılık ve obsesif-kompulsif bozukluğa benzediğini gösterdiğini söyledi. Kamdar, sorunun tedavisini zorlaştıran şeyin dürtülerin genellikle bilinçaltı ve alışkanlık düzeyinde işlemesi olduğunu belirtti. Kişi ne olduğunun farkına varmadan çoktan internette kaydırmaya başlamış olabiliyor.
DÜRTÜYÜ TANIMAK VE BEŞ DAKİKA BEKLEMEK
Kamdar, tetikleyicileri tanımanın önemli olduğunu vurguladı. Stresli bir iş görüşmesinden sonra ya da yorgun ve bunalmış hissedildiğinde telefona mı yöneliniyor? Kamdar, internete girme dürtüsü hissedildiğinde bunu yapmadan önce beş dakika beklemeyi ve bu sürede egzersiz yapmayı, müzik dinlemeyi ya da gevşemeyi önerdi. Her seferinde bekleme süresine beş dakika daha eklenmesi tavsiye ediliyor.
EKRANSIZ ZAMAN PLANLAMAK ÇÖZÜM OLABİLİR
Uzmanlar, ekransız zaman dilimleri planlamanın da etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor. Örneğin hafta sonu bir öğleden sonra internet bağlantısını kesip aileyle masa oyunları oynamak gibi kısa süreli uygulamalar bile faydalı olabiliyor. Bu tür aktivitelerin insanları daha mutlu ettiği, çevrelerine daha fazla odaklanmalarını sağladığı ve açık havada vakit geçirmek, hareket etmek, aile ve arkadaşlarla yüz yüze bağlantı kurmak gibi gerçek mutluluk veren şeylere zaman ayırmayı mümkün kıldığı ifade ediliyor.
TERAPİ DE DESTEK OLABİLİR
Kamdar, dürtünün tamamen kaybolmasa bile yoğunluğunun ve etkisinin azaldığını, dikkati domine etmek yerine sadece fark edilip geçilebilen bir düşünce haline geldiğini söyledi. Bu süreçte terapinin yardımcı olabileceğini belirten uzmanlar, stres ve olumsuz duygularla başa çıkmak için internete yönelmek yerine daha sağlıklı yöntemler bulunması gerektiğini vurguluyor.