ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İran ile “ateşkesin” sona erdiğini duyururken, bu kararın ardından ABD güçleri İran’a yönelik art arda saldırılar düzenledi. Trump, nisan ayı başında “bu gece bütün bir medeniyet ölecek ve bir daha geri getirilemeyecek” tehdidinin ardından ateşkes ilan etmişti. İki haftalık süreyle başlayan ateşkes daha sonra uzatılmış, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirecek 60 günlük müzakereler için bir mutabakat zaptı imzalanmıştı ancak çatışmalar hiçbir zaman tam olarak durmadı.
TRUMP’IN ATEŞKES TANIMI DEĞİŞTİ
ABD ile İran arasında karşılıklı saldırılar sürerken Trump, ateşkesin hâlâ yürürlükte olduğunu savunuyordu. Geçen hafta ise ateşkesi bir arada tutan iplerin koptuğuna karar verdi. Ortadoğu Politikası Konseyi analisti Rachel Nelson, siyasi liderlerin ve haber kuruluşlarının kullandığı “ateşkes” kelimesinin çatışmadaki şiddetin durduğu izlenimini yarattığını ancak bunun genellikle savaşan tarafların hâlâ yaptıklarını yansıtmadığını belirtiyor. Nelson, “Asıl soru, bu tarafların gerçekten anlaştıkları şeye sadık kalıp kalmadıklarıdır” diyor.
TARİH BOYUNCA ATEŞKES KAVRAMI
Ateşkes kavramı savaşın kendisi kadar eski olsa da terim ilk kez 19. yüzyıl ortalarında bir İskoç gazetesinde iki kelimelik bir askeri komut olarak kayıtlara geçti. 20. yüzyılda geçici bir düşmanlık durdurması anlamına gelen tek kelimelik bir isme dönüştü. Birleşmiş Milletler’e göre ateşkesin evrensel kabul görmüş tek bir tanımı bulunmuyor. Palgrave Macmillan Diplomasi Sözlüğü, ateşkesin çatışmanın yaşandığı belirli bir bölgeyle sınırlı olabileceğini ya da tüm çatışma bölgesini kapsayabileceğini belirtiyor.
ATEŞKESİN İNCE AYRINTILARI
Uzmanlar, ateşkesin ancak ince ayrıntıları kadar geçerli olduğunu vurguluyor. Dış İlişkiler Konseyi’nden Matt Waxman, ateşkesin geniş bir terim olduğunu ve üzerinde anlaşılan şeyin net olması gerektiğini ifade ediyor. Waxman, “Anlaşma kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli mi ve taraflar tam olarak hangi ateşi kesmeyi kabul ediyor?” sorularının yanıtlanması gerektiğini belirtiyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI ANLAŞMAZLIĞI
ABD ile İran arasındaki haziran ayı anlaşmasıyla başlatılan “ateşkes” süreci, tam da bu belirsizlikler nedeniyle sorunlu ilerledi. Anlaşmadaki en önemli pürüzlerden biri Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla ilgiliydi. ABD, anlaşmayı İran’ın boğazdan engelsiz geçiş sağlaması olarak yorumlarken, İran yalnızca tek bir kanal açtı ve izinsiz olduğunu söylediği diğer rotalardan geçen gemilere saldırdı. Her iki taraf da birbirini anlaşmayı ihlal etmekle suçladı.
ATEŞKES DEDİKLERİ SADECE DAHA AZ ATEŞ
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Mona Yacoubian, çatışmaların ateşkes ilanından sonra da sürdüğünü ancak savaşın ilk haftalarına kıyasla daha düşük yoğunlukta olduğunu belirtiyor. Yacoubian, “Bu, ateşkesin nasıl bir şey olduğu sorusunu akla getiriyor” diyor. Kasım 2024’te Lübnan’da ateşkes sağlanmasına rağmen İsrail’in ateşi kesmemesi üzerine Yacoubian, bu durumu “daha az ateş” olarak adlandırmaya başladığını ifade ediyor.
ANLAMINI YİTİREN BİR KELİME
Yacoubian, ateşkes kavramının anlamını yeniden kazanabilmesi için ihlallerin bu şekilde adlandırılması gerektiğini vurguluyor. “Kesinlikle ateşkes olmayan bir duruma ateşkes demeye devam etmek, bu gerçeğe karşı bir tür kayıtsızlık ya da kabullenme anlamına geliyor” diyen Yacoubian, bu durumun kelimenin anlamını zamanla tamamen yok ettiğini belirtiyor. Trump ise temmuz ayında yaptığı bir röportajda, “ahlaksız insanlarla uğraşırken mutabakat zaptı pek bir anlam ifade etmez, onurlu insanlarla uğraşırken de pek anlam ifade etmez” ifadelerini kullanarak ateşkes anlaşmalarına verdiği değeri bir kez daha gözler önüne serdi.