Aylin Kotil Reyhan Gül’ü evinde misafir etti

Daha çok siyasetle ilişkilendirsek de sağlam bir aşçı Aylin Kotil. Hem alaylı hem de mektepli.

Şimdiye kadar beş yemek kursu bitiren Kotil, onca yoğunluğuna rağmen evde her gün yemekleri kendisi pişiriyor.

İşte Reyhan Gül'ün kaleminden röportajın öyküsü ve soru / cevaplar…

Malum her hafta tanıdık bir simanın mutfağına konuk oluyorum. Bazıları resmi, bazıları ise tahmin edemeyeceğim kadar hoş bir atmosferde gerçekleşiyor. Bu hafta samimiyetine ve misafirperverliğine hayran olduğum birinin evindeydim. Geçtiğimiz yıl CHP’nin Beyoğlu başkan adayı Aylin Kotil. Kotil, öyle zarif, öyle samimi ki röportaj sırasında bir an muhabir olduğumu unutup, ev gezmesine gitmişim gibi hissettirdi bana. Kendisinin hazırladığı çay, ardından kahve, ikramlıklar… Sonra da soslu tavuk yemeği… Haksız sayılmam değil mi? Kotil’i daha çok siyasi kimliğiyle tanıdığımdan olsa gerek mutfakla işi olmaz diye düşünmüştüm. Meğer ne cevherler varmış da haberimiz yokmuş.

Sizi siyasetle ilişkilendirdiğim için mutfakta görmek biraz garip geldi…

Pek bilen yok ama beş yemek kursu (Osmanlı, Fransız, İtalyan, davet mutfağı ve pastacılık eğitimi) aldım. Bir de Sofra Dergisi’nde iki yıl boyunca yemek yazıları yazdım, tarifler paylaştım. Kimileri resim yapar, kimileri müzikle ilgilenir. Bense yemekle… Dışarıda yemek yemektense evimde yapıp, dostlarımla zaman geçirmekten büyük haz alıyorum.

Hem eğitimci hem siyasetçisiniz. Hangi ara yetiştiniz onca kursa?

İnsan bir şeyi sevdi mi zaman da ayırıyor. Yemek yapmak onca yoğunluğum içinde nefes aldırıyor bana. Terapi gibi…

Aileden mi bu yemek yapma aşkı?

Annemden, çok güzel yemek yapar. İlkokul beşten itibaren içinde yemek notlarının bulunduğu bir defterim var. Bu arada babam Rizeli. Abartmıyorum, annem birçok Karadenizliden daha güzel hamsili pilav, mısır ekmeği, karalahana dolması yapar.

Babanızın da yemek konusunda maşallahı varmış. Annenizi irmik helvasıyla tavlamış.

(Gülüyor) Doğru, bunu nereden öğrendiniz? Babam uzun yıllar tek başına yaşamış. Bu yüzden çok güzel yemek yapardı. Almanya’da çalışırken annemi görüyor, beğeniyor ama bir türlü yanına gidemiyor. Bir bahane bulsam da yanına gitsem diyor. En son aklına bir fikir geliyor. İrmik tatlısı yapıp anneme götürüyor. Annem bayılıyor.

Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer derler, tersi olmuş desenize…

Aynen öyle. İşin komik tarafı annem tatlıyı çok beğenince babam her gün irmik tatlısı götürüyor anneme. Annem, ‘Bu adam biraz fazla olmaya başladı.’ diye düşünüyor ama bir şey de diyemiyor.

Her gün yemek yapmıyorsunuzdur ama…

Yapıyorum. Tabii misafir geldiğinde çok daha teferruatlı ve özenli sofralar hazırlıyorum. Yemek yapmayı bu kadar seviyorken dışarıdan söylemek içimden gelmiyor doğrusu.

Aylin Kotil’e ne yemeye gidilmeli?

Yaprak sarmam meşhurdur. Yapraklar Tokat’tan geliyor. Tokat milletvekili Orhan Düzgün, sağ olsun beni yapraksız bırakmaz. Ne zaman yaprağım bitse ondan isterim. Bu arada sarmaya nar ekşisi koyuyorum. Çok yakışıyor. Bana göre önemli bir püf noktası bu.

Osmanlı mutfağı hakkında öğrendiklerinizden en çok ne etkiledi sizi?

Sarayda yaşayanların damak tadının gelişmiş olması. Çok iyi aşçılar söz konusuymuş tabii. Bence keyif almayı çok iyi bilen bir ecdadımız varmış.  

Annenizin mutfağından da bir şeyler kapmışsınızdır…

Patates salatası. Almanların patatesle yapmadığı bir reçel kalmıştır sanırım. Annem patates püresini çok iyi yapar. İçine muskat da rendeliyor, harika oluyor.   

Alman yemeklerinin keyifsiz olduğuna yönelik genel bir kanı var. Yarı Alman olarak katılıyor musunuz buna?

Yemeklerini yediğim için böyle bir şey diyemem ama bizim mutfağımız gibi zengin değil. Et yemekleri soslu ve ağır. Doğudaki etler soslu değildir ama çok güzeldir ve o kadar ağır değildir. Bu arada Ege mutfağını hiçbir şeye değişmem.

Anneniz bizim yemekleri sevmiş mi peki?

İlk geldiğinde zorlanmış biraz. Özellikle kahvaltıda zeytin görünce garipsemiş. Kendi kahvaltılarını aramış bir süre. Ancak bir süre sonra Almanya’ya gittiğinde canı zeytin çeker hale gelmiş.

Anaokulu sahibisiniz. Çocukların beslenmesi ciddi bir sorumluluk… Neler yapıyorsunuz?

Beslenme uzmanınız var, menüyü o hazırlıyor. Çocukların o gün yemesi gereken protein, karbonhidrat, baklagil, et balık ayarlamasıyla ilgileniyor. Dışarıdan yoğurt almıyoruz. Kendi mutfağımızda günlük olarak mayalanıyor. Çocuklara daha çok sebze ağırlıklı yemekler yapılıyor. Ayrıca beyaz değil esmer ekmek veriyoruz.

Eğitimli eğitimsiz fark etmiyor. Anneler yemek yemeyen çocuğunun ağzına yemeği tıkar. Siz nasıldınız?

Hayır, hiç öyle bir anne olmadım. Sadece dengeye bakardım. Ne yemiş ne yememiş onu kontrol ederdim. Ama zaten çocuğum bu konuda sorunlu değildi.

Siz de kolay bir çocuk muydunuz?

Tam tersi, ben çok zordum. Annem ilkokuldayken iştah açıcılar alıyordu. Hatta bir keresinde akşam yemeğinde köfte vardı. Ağzıma aldım. Sabah o köfte hâlâ ağzımdaydı. Annem deliriyordu.

Yemeniz için baskı yapıyor muydu?

Yememi istiyordu ama zorlama yoktu. Annem Alman disiplinine göre yetiştirdi beni. Ama geleneğe çok saygı duyan bir kadındı, hâlâ öyle. Mesela kendi oruç tutmaz ama her gece kalkıp sahur hazırlamıştır babama. Ramazan’da asla dışarıda yemez, su bile içmez. Babamın ailesi çok geniş ve kalabalık. Bizde gelenektir. Kurban Bayramı’nda herkes bir aradadır. Kurban kesilir, kavurması yapılır ve birlikte yenilir. Annem de diğer gelinler gibi mutfağa girer, kavurma yapımına yardım eder. Babaanneme inanılmaz bir sevgisi vardı. Ölene kadar her pazar babaannemdeydik.

Esnaf lokantalarını çok severim

Geçtiğimiz dönem Beyoğlu Belediye başkan adayıydınız. Beyoğlu’nu karış karış gezdiniz…

Aynen öyle. Günde en az 10 saat sürüyordu esnaf ve ev ziyaretleri.

Çalışma ofisiniz Kasımpaşa’daydı, oranın esnaf lokantaları pek bir meşhurdur…

Bilmez miyim? Her öğlen birinde yemek yedim. Hele bir pidecisi var, Nizam Pide efsanedir. Bir de Deniz Lokantası. 24 saat açık, favori mekânlarımdan biri. Gece yarısından sonra sadece çorba servisi oluyor. Esnaf lokantalarını oldum olası çok sevdim. Ama seçim çalışmaları döneminde daha fazla gittim. Hepsi çok yakın ve samimi davrandı.

7 binin üzerinde ev dolaşmışsınız…

Öncelikle bana oy versin, vermesin her evde harika karşılandım, insanlar çok sıcaktı. Kilo olayına gelince aslında çok rahat verebilirdim. Çünkü o kadar yoğun çalışıyordum ki… Ayrıca o bölgedeki apartmanlarda asansör de yoktu. Akşamları bacağımı koyacak yer bulamıyordum ağrıdan. Bu kadar dolaşmaya kilo vermeniz lazım ama her gittiğiniz yerde bir şey ikram ediyorlar. Hamur işi, tatlı, börek vs.

Her önünüze konanı yemiyordunuz herhalde…

Yememezlik yapamıyorsunuz. Sonuçta kültürel bir şey. Evine gittiğiniz insanlar mutlaka önünüze bir şeyler koyuyor, siz de yemek durumundasınız. Doğrusu ev ziyaretlerinden çok keyif de aldım.

Onca ev ziyaretinden en çok ne etkiledi sizi?

Çok daha iyi yönetilmeyi hak eden insanlar var karşınızda. Ama daha azına razı ettirilmişler. Zaten verilmesi gereken hizmetler ekstra bir hizmet gibi sunulmuş yıllarca. Bu üzdü en çok beni. Bir de bir eve gittik. Ama ev demeye bin şahit. Yer bile şaplıydı. Bir oda bir salon ve altı çocuk yaşıyordu. Mobilyası bile olmayan bir evdi. Bunca yokluğa rağmen evin sahibi bir sürü hazırlık yapmıştı. Mahalleli kadınları da çağırmış. Harika ağırladı bizi. Bu olay beni gerçekten derinden üzmüştü.

En çok ne şaşırttı peki?

Bir gün bir eve ziyarette bulunduk. Bir teyze açtı kapıyı. Beni görünce şaşırdı, ‘Aa Aylin Hanım!’ dedi. Beni belediye başkan adayı olarak tanıdığını sandım. Meğer oğlu benimle birlikte çalışıyormuş. Kadıncağız o eve güne gelmiş.

Baharat delisiyim

Yerken durmasını bilen mi, sofraya oturdu mu sınır tanımaz biri misiniz?

Yemek yemeyi çok seviyorum ama kilo almamak için durmayı bilmek zorundayım. Bu yüzden hafta içi sınır koyuyorum kendime, hafta sonu daha rahatım. Ancak böyle dengeleyebiliyorum. İştahlı biriyim. İştahınız olup da yemeden durmak gerçekten zor.

Kadınlar ikiye ayrılır; çikolata hastaları ve yine çikolata hastaları…

(Gülüyor) Ben de onlardan biriyim, hastasıyım, en zayıf olduğum yiyecek.

Her kadının mutfakta olmazsa olmazları vardır…

Baharat delisiyim. Yemek baharatsız olmaz.

Yemek yediğiniz bir mekânda ne ararsınız?

Temiz olsun, bir de yemekler çok yağlı olmasın yeter.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Fenerbahçeli Mert Müldür’den Sarı İmaj

2026 FIFA Dünya Kupası hazırlıkları çerçevesinde A Milli Takım, bugün Riva'da kampa girerek 1 Haziran'da Kuzey Makedonya maçına hazırlanıyor. Futbolcular öğle saatlerinde TFF tesislerinde toplandı.

PSG ile Arsenal Finalde Karşılaşacak

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde şampiyonluk mücadelesi Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de oynanacak final maçıyla sonuçlanacak. Puskas Arena'daki dev finalde Fransa temsilcisi Paris Saint-Germain ile İngiltere'den Arsenal karşılaşacak.

Galatasaray, Marcus Rashford’u Gündemine Aldı

Trendyol Süper Lig'de üst üste dördüncü kez şampiyon olan Galatasaray, yaz transfer dönemi için büyük bir planlama yapıyor. Sarı-kırmızılı ekip hem şampiyonluğu korumayı hem de Şampiyonlar Ligi'nde başarı yakalamayı hedefliyor.

Şişli’de Doğuş Cebeci 12 Kurşunla Öldürüldü

İstanbul Şişli Gülbahar Mahallesi'ndeki bir iş yerinde 26 Mayıs Salı günü saat 01.00 sıralarında kız meselesi yüzünden çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü ve bir kişi hayatını kaybetti. Doğuş Cebeci ile Emircan K.

Bayramın Son Günü Adalar’a 12 Bin Kişi Gitti

Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilini İstanbul'da geçirenler, güzel havayı fırsat bilerek Adalar'a gitmek için Kabataş İskelesi'ne akın etti ve sabahın erken saatlerinden itibaren vapur kuyrukları oluştu. Özellikle öğle saatlerine doğru yoğunluk iyice arttı.