Teknolojinin hayatı kolaylaştırırken insan ilişkilerini nasıl etkilediğini sorgulayan ‘Baş Başa’ dizisi, bu temayı oldukça ironik bir dille ele alıyor ve izleyiciye ayna tutuyor. Dizinin başrol oyuncuları Özgün Bayraktar ve Ünal Yeter, bu değişimin kendi kuşaklarının üzerinden geçtiğini belirtiyor. Oyuncular, dijital çağda samimiyetin kaybolmaması gerektiğini vurguluyor.
DÜNYA ARTIK METALİK GRİ BİZİ DE KENDİ RENGİNE BULADI
Özgün Bayraktar, çekim sürecinin yoğun ama keyifli geçtiğini söylüyor. Bölümleri izledikçe içine sindiğini ve kahkaha attığını belirtiyor. Ünal Yeter ise seyircinin tepkisini merak ediyor. Son dönemde sert hikâyelere alışıldığını ama bu dizinin naif olduğunu ifade ediyor. Bayraktar, hikâyenin kendisi için kişisel olduğunu anlatıyor. Ablasıyla görüntülü konuşma bağını dizide canlandırdığı karakterle özdeşleştiriyor. Yeter, yönetmen Bora Tekay’ın anlatış biçimini sevdiğini söylüyor. Senaryodaki sıcaklığın ve önceki iş birliklerinin avantaj sağladığını ekliyor.
KARI-KOCA İLİŞKİMİZİN DİNAMİĞİ PROVADA GELİŞTİ
Bayraktar, dijital platformların izleyiciye özgürlük tanıdığını belirtiyor. Belli bir saati beklemek zorunda olmadıklarını vurguluyor. Yeter, ana akım televizyonun herkese hitap ettiğini söylüyor. Dijital platformların daha niş hikâyelere alan açtığını ifade ediyor. Bayraktar, eski sohbetleri özlediklerini ama dünyanın değiştiğini anlatıyor. Kendini korumak için yüz yüze sohbet etmeye çalıştığını belirtiyor. Bazen telefonları başka odaya bırakıp film izlediklerini ekliyor. Yeter, kuşaklarının teknolojik dönüşümün her aşamasını gördüğünü söylüyor. Bu değişimin kendi ömürlerinin üzerinden geçtiğini ifade ediyor. Bayraktar, mesleğini isteyerek seçtiği için mutlu olduğunu belirtiyor. Birçok oyuncu arkadaşının mesleğini yapamadığını ancak kendisinin üretmeye devam ettiğini vurguluyor. Yeter ise oyunculuğa profesyonel bir meslek olarak baktığını ifade ediyor.
SADECE KOMEDİ DEĞİL İÇİNDE HÜZÜN DE VAR
Yeter, doğaçlamaya alan tanınmasının büyük avantaj olduğunu söylüyor. Yönetmenlerinin her şeyi milim milim tarif etmediğini belirtiyor. “Deneyin, bakalım ne çıkacak?” yaklaşımının güzel anlar doğurduğunu ifade ediyor. Bayraktar, partneriyle uyum yakalayınca doğaçlamanın büyüdüğünü anlatıyor. Karı-koca dinamiğinin prova sırasında kendiliğinden oluştuğunu söylüyor. Yeter, teknolojinin asıl meselenin iletişim olduğunu vurguluyor. Samimiyet yoksa en gelişmiş cihazın anlamsız kaldığını ifade ediyor. Bayraktar, dizinin hem uzakları yakın ettiğini hem de yakınları uzaklaştırdığını belirtiyor. Aynı koltukta oturan insanların birbirine video gönderdiğine dikkat çekiyor. Yeter, komedi ve hüznün iç içe olduğunu anlatıyor. Senaryoda ağlama anları yaşadıklarını ve hayat gibi olduğunu söylüyor.
DAHA İYİ KOŞULLARDA DA İYİ BİR İNSAN OLABİLİRDİM
Yeter, ilk gençliğine dönmek istemediğini belirtiyor. O yılların ekonomik ve sosyal açıdan çok zor olduğunu ifade ediyor. Bugünlere kolay gelmediğini ancak daha iyi koşullarda da iyi bir insan olabileceğini söylüyor. Bayraktar ise daha sakin biri olmayı dilediğini anlatıyor. Duygularını uçlarda yaşadığını ve bunun üzerinde çalıştığını belirtiyor. Terapi, okuma ve kendini geliştirme yoluyla sakinleşmeye çalıştığını ekliyor.