Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri, İsrail güçlerinin ülkenin güneyindeki işgal altındaki bölgelerden çekilmemesi halinde direnişle karşılaşacağı uyarısında bulundu. Bu açıklama, ABD arabuluculuğunda bu hafta yapılması planlanan müzakereler öncesinde yeniden bir çatışma riskine işaret ediyor. Washington’ın arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı arasında 10 gün önce sağlanan ateşkes büyük ölçüde korunurken, İsrail askerleri sınır boyunca 5 ila 10 kilometre derinlikteki Lübnan topraklarında konuşlu durumda.
İSRAİL’İN KONUŞLANMASI VE ‘SARI HAT’ POLEMİĞİ
İsrail, bu konuşlanma ile kuzeyini Hizbullah saldırılarından korumak için bir tampon bölge oluşturmayı hedeflediğini açıkladı. Perşembe günü ABD, İsrail ve Lübnan arasında büyükelçi düzeyinde görüşmelere ev sahipliği yapacak. Lübnan, 2 Mart’ta Hizbullah’ın Tahran’ı desteklemek için ateş açmasıyla savaşa sürüklenmişti. Berri, Lübnan’daki en üst düzey Şii siyasetçi ve Hizbullah müttefiki olarak, Lübnan’ın bir karış toprağını bile kaybetmeye tahammül edemeyeceğini söyledi. Berri, “İsrail işgalini sürdürürse, ister bölgelerde, ister mevzilerde, isterse sarı çizgiler çizerek olsun, her gün direnişin kokusunu alacaktır” dedi. İsrail ordusu ve Başbakan Binyamin Netanyahu geçen hafta Lübnan’daki konuşlanma hattını “Sarı Hat” olarak tanımlamıştı. İsrailli yetkililer daha sonra bu ifadeyi kullanmaktan kaçınarak, hattı “ileri savunma hattı” olarak adlandırdı. Pazar günü yayınlanan bir askeri haritada bu hat kırmızıyla işaretlenirken, Lübnan kıyılarından denize uzanan bir “deniz ileri savunma bölgesi” de yer aldı.
FRANSA’DAN TAMPON BÖLGEYE ELEŞTİRİ
Berri, “Israr ederlerse direnişle karşılaşacaklar, tarihimiz buna tanıklık ediyor” ifadelerini kullandı. İsrail, 22 yıl süren işgalin ardından 2000 yılında güney Lübnan’dan çekilmişti. Bu dönemde Hizbullah, Emel ve diğer gruplar İsrail güçlerine karşı saldırılar düzenlemişti. Fransa cumhurbaşkanlığı kaynakları, kalıcı bir çözüme ulaşılması gerektiğini ve bunun güney Lübnan’da kalıcı bir tampon bölge kurulmasını içeremeyeceğini belirtti. Kaynak, Lübnan ile İsrail arasında kalıcı bir barış sağlanması halinde tampon bölgeye artık ihtiyaç kalmayacağını ifade etti. İsrail, Hizbullah’ın saldırısına Lübnanlı yetkililere göre yaklaşık 2 bin 300 kişinin ölümüne yol açan bir operasyonla karşılık verdi. Lübnan ihtilafı, Pakistan’ın ABD ile İran arasında arabuluculuk çabalarını da zorlaştırdı. Tahran, İsrail’in Hizbullah’a yönelik harekatının daha geniş savaşla ilgili herhangi bir anlaşmaya dahil edilmesini talep etti. Başkan Donald Trump, 16 Nisan’da Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak Lübnan ateşkesini duyurdu. İran, ateşkesin Pakistan arabuluculuğunda ABD ile varılan bir anlayışın parçası olduğunu açıkladı. Washington ise iki müzakere süreci arasında bağlantı olmadığını söyledi. ABD, 14 Nisan’da İsrail ve Lübnan’ın Washington büyükelçileri arasında on yıllar sonra en üst düzey temas olan görüşmelere ev sahipliği yapmıştı.
DİPLOMATİK SÜREÇ VE SİLAHSIZLANDIRMA TARTIŞMASI
Berri, İsrail ile doğrudan görüşmelere gerek olmadığı görüşünü yineleyerek, yıllar içinde İsrail ile birkaç kez dolaylı müzakerelere taraf olduğunu hatırlattı. Aoun, Lübnan’ın İsrail ile yüz yüze görüşmelerinin hedefleri arasında İsrail’in çekilmesini sıralarken, yönetimi bir yıldır Hizbullah’ın barışçıl yollarla silahsızlandırılması için çaba gösteriyor. İsrail, Hizbullah’ın dağıtılmasını talep ediyor. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Hizbullah’a karşı harekatın nihai hedefinin grubun askeri ve diplomatik yollarla silahsızlandırılması olduğunu söyledi. Katz, Tel Aviv’deki bir törende, “Lübnan hükümeti taahhüdünü yerine getirmemeye devam ederse, IDF askeri faaliyetlerini sürdürerek bunu yapacaktır” dedi. Netanyahu ise Cuma günü daha yumuşak bir ton kullanarak, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının “yarın gerçekleşmeyeceğini” belirtti. Netanyahu, “Bu, sürekli çaba, sabır ve dayanıklılık gerektiriyor ve diplomatik alanda akıllıca manevra yapmayı gerektiriyor” ifadelerini kullandı.