Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, geliştirilen sistem, tek bir beyin implantından gelen sinyalleri kullanarak konuşma ve iletişim için vücut hareketlerini aynı anda çözümleyebilen ilk sistemdir. Bu teknoloji, makine öğrenmesi ile desteklenmektedir ve kişinin ifade etmeye çalıştığı sözcükler ile birlikte baş hareketleri, omuz silkme veya el hareketlerini de algılayarak bunları dijital bir avatara aktarabilmektedir. Araştırmacılar, bu çalışmanın beyin-bilgisayar arayüzleri alanında önemli bir ilerleme olduğunu belirtmektedir.
YENİ İLETİŞİM YOLU
Araştırmanın başyazarı Samantha Brosler, amaçlarının yalnızca tek bir yetiyi geri kazandıran sistemlerin ötesine geçmek olduğunu vurguladı. Brosler, “Tek seferde yalnızca bir işlevi geri kazandıran beyin-bilgisayar arayüzlerinin ötesine geçerek, farklı iletişim ve hareket biçimlerini tek bir beyin arayüzüyle yeniden sağlayabilmek istiyoruz” dedi. Jest ve mimiklerin iletişimdeki rolüne dikkat çeken Brosler, bu hareketlerin konuşmaya anlam ekleyebileceğini ifade etti.
KATILIMCILAR VE TESTLER
Kaliforniya Üniversitesi San Francisco (UCSF) tarafından gerçekleştirilen çalışmaya iki kişi katıldı. Araştırmacılar, katılımcılarının birinde 10, diğerinde ise dört farklı iletişim hareketini test etti. Makine öğrenmesinden yararlanan sistem, her iki katılımcının ifade etmeye çalıştığı kelimeler ve jestlerle ilişkili beyin sinyallerini yüksek doğrulukla çözümleyebildi.
GELİŞİM HEDEFLERİ
Araştırma ekibi, sistemin kelime dağarcığını genişletmeyi ve daha çeşitli hareketleri algılayabilmeyi hedefliyor. Bu tür iletişim protezlerinin, felç ve ALS gibi durumlar nedeniyle konuşma yetisini kaybeden milyonlarca kişiye yardımcı olabileceği belirtiliyor. Ayrıca, teknolojinin serebral palsi veya otizm nedeniyle iletişim kurmakta zorluk çeken kişiler için de potansiyel bir çözüm olabileceği düşünülüyor.
TEKNOLOJİNİN ENGELLERİ
King’s College London’dan uzman Richard Rosch, çalışmanın yenilikçi olduğunu ve beynin iletişim biçimlerini nasıl bir araya getirdiğine dair yeni ipuçları sunduğunu belirtti. Ancak Rosch, teknolojinin yaygın kullanımı için önemli engellerin bulunduğunu vurguladı. Sistemin ciddi bir beyin ameliyatı gerektirdiğine dikkat çekti.
STANDARTLAŞMA SORUNLARI
Bath Üniversitesi’nden Scott Wellington, sistemin standart bir yardımcı teknolojiye dönüşmesi için aşılması gereken sorunlar olduğunu söyledi. En büyük sorun, sistemin her hasta için ayrı ayrı eğitilmesi gerektiğidir. Wellington, genellenebilir modellerin geliştirilmesi için büyük yatırımlar gerektiğine dikkat çekti. Eğer bu sorunlar çözülemezse, teknolojinin klinik kullanımda yaygınlaşması zor olabilir.