ABD’de Başkan Donald Trump’ın ülke genelinde başlattığı göçmen operasyonları kapsamında bir göçmenlik memurunun silah kullanarak bir kişiyi öldürmesi ya da yaralaması artık alışılmış bir tablo haline geldi. Olayın hemen ardından, soruşturma sonuçlanmadan, yönetim yetkilileri memurun saldırıya uğradığını ve kendini savunmak için ateş açtığını kamuoyuna duyuruyor. Göçmen memurlarının tehlikeli görevleri sırasında saldırıya uğradığı ya da tehdit edildiği pek çok örnek olsa da, üst düzey yetkililerin yüksek profilli olayların hemen ardından yaptığı bazı açıklamalar, zamanla ortaya çıkan kanıtlar karşısında çöktü. İşte bu nedenle, 52 yaşındaki Lorenzo Salgado Araujo’nun Houston’da Salı günü bir göçmenlik memuru tarafından vurularak öldürülmesi, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi’nin (ICE) olaya karışanları savunmak için adeta yarışması nedeniyle büyük bir şüphe ve dikkatle karşılanıyor. Olay yerinde bulunanların çelişkili ifadelerinin ötesinde somut bir kanıt bulunmaması, bu olayı kamuoyunun bir kurumun güç kullanımının ardından yaptığı resmi açıklamaları nasıl yorumladığının yeni bir göstergesi haline getirdi.
OLAY ANI VE İLK RESMİ AÇIKLAMALAR
Olaydan elde edilen görüntülerde, plakasız SUV araçlarının ölümcül vuruştan önce Salgado Araujo’nun minibüsünü takip ettiği görülüyor. Trump’ın ülke genelindeki operasyonlarına katılan göçmen memurları genellikle kiralık araçlar da dahil olmak üzere plakasız araç filoları kullanıyor. Görüntülerden ICE araçlarında uyarı lambalarının olup olmadığı net anlaşılamazken, ses kaydı bulunmadığı için memurların aracı durdurmaya çalışırken siren kullanıp kullanmadığı da bilinmiyor. Minibüsün durduğu, geri geri gittiği ve memurların yaya olarak takibe başlamasıyla kaldırımda yavaşça ilerlediği görülüyor. Vuruş anını gösteren henüz bir video ortaya çıkmadı. Ancak İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bir memurun ateş açtığını ve başka kimsenin ateş etmediğini doğruladı. Adli tıp raporuna göre Salgado Araujo, göğüs bölgesinden vurularak öldü. Olaydan saatler sonra ICE, memurlarının “hedefli bir operasyon kapsamında bir belgesiz göçmeni durdurmaya çalıştığını” ve Salgado Araujo’nun kaçmaya çalıştığını duyurdu. ICE’ye göre Salgado Araujo, “bir ICE aracına çarptı, sözlü uyarılara uymadı ve aracını bir ICE memurunu ezmek için silah olarak kullandı.” Ardından bir memurun kendisini, meslektaşlarını ve çevredekileri korumak için “meşru müdafaa” amacıyla silahını kullandığı belirtildi.
HEDEF KİŞİ SALGADO ARAUJO DEĞİLDİ
Olayla ilgili bilgi sahibi bir kaynağın daha sonra aktardığına göre, ICE genel olarak operasyonun “hedefli” olduğunu söylese de Salgado Araujo asıl hedef değildi. Olay sırasında minibüste bulunan iki yolcunun avukatı, Salgado Araujo’nun memurlara çarpmaya çalıştığı iddiasını reddederken memurların tehlikede olduğu yönündeki açıklamalara da itiraz etti. Ancak bu iddiaları doğrulayan henüz ek bir kanıt bulunmuyor. ICE’nin bir memuru savunurken ölümcül güce maruz kalan kişiyi suçlaması, bu yıl Minnesota’da aktivistler Renee Good ve Alex Pretti’nin göçmen memurları tarafından öldürülmesi de dahil olmak üzere daha önceki olaylarda da görülen bir model. Good olayında DHS yetkilileri, 37 yaşındaki üç çocuk annesini aracıyla bir göçmen memurunu öldürmeye çalışan ve “iç terör eylemi” gerçekleştiren bir suçlu olarak tanımlamıştı. Ancak olaydan sonra ortaya çıkan video, Good’un etrafını saran memurlardan uzaklaşmaya çalıştığını ve bir memurun aracın önünden çekilerek uzaklaşırken ona ateş ettiğini gösterdi.
PRETTİ OLAYINDAKİ ÇELİŞKİLER
Federal memurların ölüm veya ciddi yaralanma tehdidini durdurmak için ölümcül güç kullanmasına izin verilse de DHS, memurlarının ölümcül güç kullanmaktan başka seçeneklerinin kalmayacağı pozisyonlara “kasten ve mantıksızca” girmemeleri gerektiğini vurguluyor. DHS ve yönetim yetkilileri, 37 yaşındaki hemşire Pretti’yi “iç terörist” olarak tanımlamış ve silahını çektiğini iddia etmişti. Ancak bu iddia, olayın ardından ortaya çıkan çok sayıda görgü tanığı videosuyla birkaç saat içinde tamamen çöktü. Videolar, ruhsatlı silah sahibi olan Pretti’nin göçmen memurlarını protesto ederken silahlı olduğunu ancak silahına hiç dokunmadığını, memurlar tarafından etkisiz hale getirildikten sonra vurulduğunu gösterdi.
BEDEN KAMERASI TARTIŞMASI
Geçmişteki tartışmalı güç kullanımı olaylarından farklı olarak Houston’daki Salgado Araujo ölümü, ICE’nin versiyonunu doğrulayacak ya da çürütecek herhangi bir görgü tanığı videosunun olmamasıyla dikkat çekiyor. Ülke genelindeki birçok polis departmanının aksine DHS’nin tüm memurlarına beden kamerası takma zorunluluğu getirmesi yönündeki taleplere rağmen, Salgado Araujo olayına karışan memurlardan hiçbirinin üzerinde kamera yoktu. “Kameralar sizin dostunuzdur. Sokakta operasyon yapıyorsanız ve bir tehdit varsa, beden kamerası bunu kaydeder,” diyen ABD Bölge Yargıcı Sara Ellis, geçen yıl Illinois’deki göçmen memurlarının agresif taktiklerini incelerken bu konuya dikkat çekmişti. DHS sözcüsü geçtiğimiz hafta yaptığı siyasi içerikli açıklamada, Demokratları ve hükümet kapanmalarını suçlayarak beden kameralarının dağıtımının geciktiğini ancak saha ofislerinin yarısından fazlasına ulaştığını, kalanların ise 60 gün içinde teslim edileceğini duyurdu.
YEREL POLİS SORUŞTURMADAN DIŞLANDI
Her soruşturmada olduğu gibi, bir memurun Salgado Araujo’yu öldürmesinden hemen önce neler olduğunu aydınlatacak yeni bir kanıt parçası (örneğin bir görgü tanığı ya da güvenlik kamerası görüntüsü) ve memurun minibüse göre konumunu belirleyebilecek balistik analiz, olayın aydınlatılmasını sağlayabilir. O zamana kadar, ICE’nin olayla ilgili ilk açıklamaları, geçmişte sorgulanan ve inceleme altında çöken hızlı kamuoyu açıklamalarının gölgesinde kalacak. FBI ve DHS Müfettişlik Ofisi olayı incelerken, Houston’daki yerel yetkililer federal soruşturmacıların kendilerini soruşturmanın dışında bıraktığını belirtiyor ve bilgiye erişim talep ediyor. Houston Belediye Başkanı John Whitmire, “Kanıtlar onlarda. Bu olayda minibüs, yolcular, ölen kişi onlarda ve sıkı bir kontrol altında tutuyorlar. Kendilerine ulaştık ve bu bilgileri Houston polisiyle paylaşmalarını istedik,” dedi. Kolluk kuvvetleri emektarları, özellikle yüksek profilli güç kullanımı olaylarında federal ve yerel yetkililer arasındaki işbirliğinin şeffaflık algısı için hayati önem taşıdığını söylüyor.