Alman psikolog Wolfgang Köhler’in 100 yılı aşkın süre önce şempanzeler üzerinde yaptığı ünlü deney, hayvanlarda içgörü yeteneğinin varlığını kanıtlamıştı. Şimdi ise bilim insanları, bombus arılarının da benzer bir yeteneğe sahip olduğunu ortaya koydu. Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bombus arılarının içgörü yoluyla karmaşık bir problemi çözebildiğini gösterdi.
KÖHLER'İN ŞEMPANZE DENEYİ VE İÇGÖRÜ KAVRAMI
Köhler, bir grup şempanze için oyun alanı kurmuş, ulaşamayacakları yükseklikte bir muz asmış ve etrafa kutular, direkler ve sopalar yerleştirmişti. Şempanzeler boşuna muzu yakalamaya çalıştıktan sonra nesneleri hızla yeniden düzenlemeye başladı. Sonunda kutuları üst üste dizerek ödülü kolayca aldılar. Deney, şempanzelerin içgörü yeteneğine sahip olduğunu gösterdi. İçgörü, deneme yanılma, başkalarını taklit etme veya önceden edinilmiş bilgiye dayanmayan neden-sonuç anlayışı olarak tanımlanıyor. Bu bilişsel yetenek yalnızca büyük insansı maymunlar, filler ve bazı kuş türlerinde gözlemlenmişti. Ahtapot ve bazı örümcekler gibi omurgasızların da bu gruba dahil olup olmayacağı ise tartışma konusuydu.
BOMBUS ARILARININ SPONTANE ÇÖZÜMÜ
Laboratuvar deneyinde bombus arıları, yapay bir mavi çiçeğin altına plastik köpük topu yuvarlayarak üzerine tırmandı ve şekerli ödüle ulaştı. Araştırmayı yürüten Finlandiya’daki Oulu Üniversitesi’nden doktora araştırmacısı Akshaye Bhambore, “Bombus arılarının tamamen yeni bir nesne manipülasyon görevini, hiçbir eğitim almadan, deneme yanılma yapmadan spontane şekilde çözebildiğini ilk kez gösterdik” dedi. Önceki çalışmalar bombus arılarının sosyal öğrenme ve mantıksal akıl yürütme kullanabildiğini ortaya koymuştu. Yeni deneyde ise arılar görevin ayrı unsurlarına maruz bırakıldı ancak çözümün kendisi hiçbir zaman öğretilmedi. California San Diego Üniversitesi’nden Profesör James Nieh, bu sonucun küçük bir böcek beyninin şaşırtıcı derecede esnek davranış sergileyebileceğini gösterdiğini belirtti. Nieh, “Arılar normalde platform yapmak için nesneleri hareket ettirmez, bu doğal bir bombus arısı davranışı değil. Ancak deney, gizli bir hedef konumunu hatırlayabildiklerini ve bir nesneyi bu hedefe göre manipüle edebildiklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
DENEYİN AŞAMALARI VE KONTROLLER
Araştırmacılar, bombus arılarının yürüyebildiği ancak uçamadığı yaklaşık 10 santimetre çapında dairesel bir arena inşa etti. Merkeze şekerli solüsyon içeren yapay mavi bir çiçek yerleştirildi. Yakına küçük bir köpük top konularak arıların nesneye alışması sağlandı. İkinci senaryoda top çiçeğin üzerini kapatmıştı ve arılar topu iterek ödüle ulaştı. Üçüncü senaryoda ise çiçek tavana, topun sığabileceği dört çukurdan birinin üzerine taşındı. İlk iki senaryoya maruz kalan arıların yüzde 75’i topu doğru çukura yuvarlayarak üzerine çıkıp çiçeğe ulaşmayı başardı. Yalnızca çiçeğe maruz bırakılan veya hiç deneyimi olmayan arılar ise bulmacayı çözemedi. Araştırmanın ortak yazarı Olli Loukola, arıların yeni nesne korkusunu yenmek için topa maruz kalmaları ve mavi çiçeğin ödülle ilişkilendirilmesi gerektiğini, bu iki unsurun birleşiminin arılara problemi spontane çözmek için yeterli bilgiyi sağladığını söyledi. Loukola, arıların topu rastgele hareket ettirmediğini veya yalnızca görsel uyaranlara tepki vermediğini kanıtlamak için çiçeğin topun başlangıç noktasından görünmediği bir deney daha yapıldığını, aynı arıların yine problemi çözdüğünü belirtti. Bu davranışı “gerçek hedef odaklı davranış” olarak tanımlayan Loukola, arıların fizik kurallarını anlamaları ve bir hedefe odaklanmaları gerektiğini vurguladı.
UZMANLARDAN ÖNEMLİ DEĞERLENDİRMELER
Exeter Üniversitesi’nden Doçent Natalie Hempel de Ibarra, bu esnekliğin arıların ve diğer tozlayıcıların çiçeklerle etkileşimini şekillendirebileceğini ve çevresel değişikliklerle başa çıkmalarına yardımcı olabileceğini söyledi. Queen Mary Üniversitesi’nden Profesör Lars Chittka ise arıların performansının Köhler’in şempanzelerinden bile daha etkileyici olduğunu belirtti. Chittka, “Bazı deneylerde topu hareket ettirmeye başladıklarında hedefi göremiyorlardı. Bu, bir odaya girip tavanda bir sorun olduğunu görmek, bir sandalye veya merdiven gerektiğini anlamak, başka bir odaya gidip o sandalyeyi getirmek ve doğru yere koymak gibi bir şey. Bu, eldeki görevi anlamayı, hedefin nerede olduğunu akılda tutmayı ve uygun eylemi yapmayı gerektiriyor” dedi. Chittka, sonuçların bilim insanlarını küçük bir sinir sistemine ne kadar zekanın sığabileceğini yeniden düşünmeye yöneltmesi gerektiğini ekledi.