EVLENME VE BOŞANMA ORANLARINDA ARTIŞ
Türkiye’de 2023 ve 2024 yılları açısından yapılan karşılaştırmalara göre evlenme ve boşanma istatistiklerinde bir artış gözlemleniyor. 2023 yılında 173 bin 342 boşanma gerçekleşirken, 2024 yılına gelindiğinde bu rakam 187 bin 343 olarak kayıtlara geçti. Ancak boşanmalarının artışı yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmıyor. Dünyanın farklı bölgelerinde de boşanma istatistikleri artmaya devam ediyor.
ÇİN’DE BOŞANMA FOTOĞRAFLARI YAYGINLAŞIYOR
Çin’den Jing Daily’nin haberine göre, 25-35 yaş aralığındaki kadınlar, boşanma süreçlerinde duygusal bir kapanış yaşamak amacıyla özel fotoğraf çekimlerine yöneliyor. Evliliğin sonuna dair anları belgelemek için düzenlenen bu “boşanma fotoğrafçılığı” hizmeti ülkede hızla popülerleşiyor. Çekimlerin maliyeti yaklaşık 280 doları (yaklaşık 10 bin TL) bulurken, çiftlere boşanmadan önce “törensel bir veda” yapma imkanı sağlıyor.
DUYGUSAL DESTEK VE ANLAŞMAZLIKLAR
Bu çekimler, geleneksel düğün fotoğraflarından farklı olarak sadece gülümseyen yüzleri değil; aynı zamanda sessizlik, gözyaşı ve rahatlama ifadelerini de içeriyor. Fotoğrafçılar, müşterilerine ayrılık şarkıları söyleyerek ya da duygusal destek sunarak çekimi daha anlamlı hale getiriyor. Hatta, bazen bir kokteyl ile rahatlamaları sağlanıyor. Ancak, çekim sırasında herhangi bir anlaşmazlık yaşandığında fotoğrafçılar arabuluculuk yapmıyor ve sözleşmede belirtilen şu ifade geçerli oluyor: “Çekim esnasında ortaya çıkabilecek tartışmalarda fotoğrafçı arabulucu olmayacaktır.” Bu net yaklaşım, genç çiftler arasında samimi bir hizmet olarak algılanıyor.
KADINLARIN YOĞUNLUĞU VE BOŞANMA KABULÜ
Boşanma fotoğrafçılığı hizmetini tercih edenlerin büyük çoğunluğunu 25-35 yaş arası kadınlar oluşturuyor. Fotoğrafçılar, bu çekimlerin ana amacının acıya odaklanmak yerine bireyin kendini yeniden keşfetmesine yardımcı olmak olduğunu vurguluyor. Jing Daily yazarı Emma Li’ye göre bu trend, Çin toplumunda boşanmanın artan kabulünü sembolize ediyor. Boşanma, giderek daha fazla kişi tarafından “olumsuz bir olay” olarak değil, “yeni bir yaşam tercihi” olarak değerlendirilmeye başlanıyor.