Katiana Soenen, 2021 yılında Brown Üniversitesi’nde birinci sınıf öğrencisiyken cinsel saldırıya uğradığını açıkladıktan sonra yaşadığı olayı anlamakta zorlandığını ve kendi eylemlerini sorguladığını aktardı. “Gerçekten neler olduğunu anlamaya çalışarak ilk iki saatimi geçirdim, acaba bir şey mi yanlış yaptım?” diyen Soenen, arkadaşının kendisini olayın gerçekleştiği evden alıp yurduna götürdüğünü ifade etti. Birkaç saat sonra arkadaşıyla tekrar konuştuğunda, yaşadığı deneyimin normal olmadığını dile getirdi ve arkadaşı ona “Katiana, bunun rızaya dayalı olduğunu düşünmüyorum” dedi. Bu sözler, Soenen’in olayı anlama sürecini pekiştirdi.
ALINTILAR VE ANILAR
Soenen, Cornell Üniversitesi’nden eski öğrenci Jane Doe’nun 2024 yılında bir öğrenci yurdunda yaşadığı iddia edilen toplu tecavüz olayını duyduğunda, kendisiyle benzerlikler gördüğünü belirtti. Özellikle, inkar ve utançtan kabul ve bildirim aşamasına geçişinde paralellikler bulduğunu ifade etti. Bu hafta ortaya çıkan yeni bilgiler, Cornell davasının üniversite ve hukuk kurumları tarafından nasıl ele alındığına dair soruları gündeme getirirken, cinsel saldırı konusundaki ulusal öfke ve hesap verme talepleri yeniden gündem oldu.
CORNELL DAVASI VE REAKSİYONLAR
Eski Cornell öğrencisi Doe’nun, iddia edilen toplu tecavüz olayı sonrası geçirdiği üç haftalık süreçte utançla mücadele ettiği ve saldırının gerçekleşip gerçekleşmediğine dair düşüncelerinin değiştiği kaydedildi. Doe, odasında ketamin alıp birden fazla erkekle cinsel ilişkiye girdiğini söyledi; fakat “tecavüz” veya “saldırı” kelimelerini kullanmadı. Arkadaşları, onun yaşadığı olayla ilgili şok içinde olduğunu ve olayın ciddiyetini tam olarak kavrayamadığını ifade etti.
DUYGUSAL YANITLAR VE İŞLEYİŞ
Uzmanlar, Soenen ve Doe’nun deneyimlerinin sıradan olmadığını, her cinsel saldırı mağdurunun travmasını farklı şekillerde işlediğini belirtiyor. İnkar, suçluluk, öz eleştiri ve utanç gibi duygular sıkça karşılaşılan tepkiler arasında yer alıyor. Her iki kadın da, yaşadıkları saldırıları üniversitelerine rapor ettikten sonra ilgili kurumların yanıtlarını eleştiren davalar açtı.
BROWN ÜNİVERSİTESİ'NİN TEPKİSİ
Soenen, Mayıs 2021’de kampüs dışındaki bir evde cinsel saldırıya uğradıktan sonra, olayı rızaya dayalıymış gibi yeniden yorumlamaya çalıştığını belirtti. Ancak, üniversitesinin destek sunacağını düşündüğü süreçte, Brown Üniversitesi’nin yanıtlarına güvenini kaybetti. Brown, olayın yerinin kampüs dışında olduğu gerekçesiyle, saldırının Titel IX kapsamına girmediğini savundu.
İKİNCİ SALDIRI VE KABUL SÜRECİ
Bir ay sonra başka bir kampüs dışı partide tekrar saldırıya uğradığını aktaran Soenen, bu sefer failini kesin olarak tanımlamakta zorlandığını söyledi. Bu olaydan sonra yaşadığı utanç, yardım istemekte tereddüt etmesine neden oldu. Doe’nun yaşadığı deneyimde benzer bir süreç yaşandı; olayın ardından yaşadığı travmayı tam olarak işleyemedi.
KURUMSAL SORUMLULUK VE DAVALAR
Her iki kadın da yaşadıkları olayların ardından hukuki süreç başlattı. Soenen, Brown Üniversitesi’ni, yaşadığı cinsel saldırıların yeterince ciddiye alınmadığı gerekçesiyle federal mahkemeye verdi. Mahkeme, Brown’un yanıtlarının “kasıtlı bir kayıtsızlık” olmadığını belirtti. Doe ise, yaşadığı travmayı belgelemek için çeşitli adımlar attı ve davada daha fazla destek arayışına girdi.
İYİLEŞME SÜRECİ
Soenen, ailesinin yanına döndükten sonra yoğun bir tedavi sürecine girdi. Bu süreçte, travma sonrası stres bozukluğu ile başa çıkmak için çeşitli terapiler aldı. Üniversiteye geri döndüğünde, yaşadıklarını paylaşarak cinsel şiddetle mücadele çalışmalarına katıldı. Doe da benzer bir iyileşme süreci yaşadı ve yaşadığı olayın etkileriyle başa çıkmaya çalıştı.
TOPLUMSAL ETKİLER VE FARKINDALIK
Soenen ve Doe’nun hikayeleri, cinsel saldırıların üniversite kampüslerinde nasıl ele alındığına dair önemli soruları gündeme getirirken, bu tür olayların hala sistematik bir şekilde göz ardı edildiğini gösteriyor. Her iki kadın da, yaşadıkları travmaların sadece kendilerini değil, toplumdaki diğer bireyleri de etkilediğini vurguladı.