Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Antalya’nın 9-20 Kasım’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) yönelik sağlığın iklim kriziyle ilişkisini vurgulayan bir rapor yayımladı. Rapor, iklim krizinin bir sağlık krizi olduğunu ve bu durumun etkilerinin toplumlar arasında eşit olmadığını belirtiyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin insan sağlığına yönelik ciddi bir tehdit olduğu ifade ediliyor.
İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerindeki Etkileri
Raporda, son 20 yılda iklim kaynaklı felaketler nedeniyle meydana gelen ölümlerin yüzde 90’ından fazlasının gelişmekte olan ülkelerde gerçekleştiği kaydedildi. Çocuklar, hamile kadınlar, yenidoğanlar ve yaşlılar gibi grupların iklim değişikliğine karşı savunmasız olduğu vurgulandı. Sağlık alanındaki müdahalelerde hakkaniyet ilkesinin önemine değinildi.
Antalya Zirvesinin Önemi
Antalya’daki konferans, iklim değişikliği bağlamında sağlık eylemlerini destekleyecek fırsatlar sunuyor. Brezilya’da kabul edilen Belem Sağlık Eylem Planı’nın (BHAP) uygulanması gerektiği belirtildi. BHAP, sağlık alanında uyum için üç öncelikli alan belirliyor: sürveyans, kanıta dayalı politikalar ve dijital sağlık.
Sağlık Direnci Girişimi ve Hedefleri
Antalya Sağlık Direnci Girişimi (AIR), iklim-sağlık eylemleri konusunda ulusal deneyimlerin paylaşıldığı bir mekanizma olarak tanımlanıyor. Bu girişim, işbirliği ile öğrenmeyi teşvik ediyor ve COP32 ile sonrasına köprü oluşturmayı amaçlıyor. Türkiye’nin başarıları, deneyimlerin paylaşımını kolaylaştıracak bir çerçeve sunacak.
İklim Değişikliği ve Sağlık Üzerine Öneriler
DSÖ, “İklim değişikliği ve sağlık konusunda öncelikli eylemlerin küresel faydaları ve maliyetleri” başlıklı bir rapor yayımladı. Bu raporda, iklim ve sağlığa yönelik altı önlemin her yıl 1,6 milyon hayat kurtarabileceği vurgulandı. Ayrıca, bu eylemlerin yıllık 3,9 trilyon dolar ekonomik refah sağlayabileceği belirtildi.
DSÖ Genel Direktörünün Açıklamaları
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, iklim krizinin bir sağlık krizi olduğunu belirterek, bu durumun yol açtığı zararların büyük bir kısmının mevcut araçlarla önlenebilir olduğunu ifade etti. Hükümetlerin bir sonraki iklim müzakerelerine hazırlandığını kaydeden Ghebreyesus, sağlığın korunmasının iklim eylemlerinin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı.