Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ATV-A Haber ortak yayınında gündeme dair soruları yanıtladı.
Erdoğan, konuşmasında yine cemaate yüklendi.
Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;
1 Kasım pazar günü ülkemiz çok çok önemli bir seçimi yaşayacak. Bu seçimin ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. 7 Haziran sonrasında yaşananlar ortasında, yönetimin ne tür sıkıntılar yaşandığını gördük. Özellikle koalisyonun gerçekleşememesi ve çok farklı şekilde konuşulanların dışa vurması, tabi bunlar çok hoş şeyler değildi,
Ankara başsavcılığının kendi sitesinden yaptığı açıklamada bir gerçeği görüyoruz. Diyarbakır'daki ve Suruç'taki olayların birbirine benzer ve bu olayın dışgüdümlü olduğunu yani küresel bağlantı olduğunuda açıkca ifade ediyor. Bu bağlantının çok farklı yanlarıda var. Burada dikkat edilirse daha önceki olayları hep DAEŞ üzerinden gitmek istediler ve bölücü terör örgütü PKK temiz çıkarmaya çalıştılar. Malum eşbaşkanların biz sırtımızı şu örgütlere dayıyoruz diye açık net ifadeleri olmuştur. Belli dönemde bu ifadeler olurken öyle bir an geldi ki bu kampanya olayı başladı. Bilyorsunuz bir ABD'li şirket bu kampanyayı yürütüyor. İstanbul'da Bebek'te bir çalışma yaptılar ve bu çalışmada medyaya yansıdı.
PARALEL YAPI
Burada bunlar, menfaatlerinin gereği neyse onu yaparken acımasız yapıyorlar. Artık bunlarda, yani bunlar işte dini kisve vesaire bunların hiçbiri kalmadı. Geçelim bunları. Şimdi bunların tek şeyi var. Örgüt bu. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden legal görünüm altında illegal bir örgütlenmedir. Yaptıkları iş budur. Şu anda bakın Amerika'da biliyorsunuz bir hukuk bürosu Robert Amsterdam, çok ciddi verilere ulaşarak, dediler ki 'Bu böyle ulusal bazda bir örgüt değil, uluslararası adeta bir küresel ihanet şebekesi. Ve şimdi oradan yaklaşarak o büro, şimdi dava açıyor.
İPEK-KOZA GRUBU'NA KAYYUM ATANMASI
Ortaya konan eylemleri görüyorsunuz. Peki daha önce bu yargı bu ülkede bizim silahlı kuvvetlerimizden tutun da çok farklı gazete, yazarları vs. içeriye attığı zaman bunların sesi hiç çıkıyor muydu?
Şimdi bakın iş döndü kendilerine geldi. Kendilerine gelince bu işin patronu olan zat Türkiye'de değil, kaçtı gitti. Bunların destek kıtasında olan kişiler kaçtı gitti. Her şeyimiz sağlam diyorsanız kaçmanıza gerek, burası hukuk devleti.
"BİR ARAYA GELMEYENLER BULUŞTU"
Şu anda tespitler üzerinden belgeler üzerinde burada yargı bir adım atıyor, bir karar veriyor. Bu kararı verince bunlar ciddi manada rahatsız oldular. Kim kiminle iş tutuyor bunlar açısından önemli. Bakıyorsunuz, ana muhalefet, ikinci ve üçüncü muhalefet partisinin lideri oraya gidiyor. PKK terör örgütüne sırtına dayayanın, bunların yanına gideceği hiç aklınıza gelir miydi? Şimdi hepsi orada bir aradalar. Adeta cezaevlerinin gazeteci ve yazarlarla dolduğu ifadelerini kullanıyorlar. Şu andaki olayda hiçbiri basın suçu değil. Cezaevinde olanlar da basın suçundan içeri girmiş değiller. Şu anda tutuklu gazeteci sayısı yedi kişi.
"PKK ESNAFTAN HARAÇ ALIYOR"
Güneydoğu'da benim Kürt esnaf kardeşim dağ yamaçlarında kurulmuş olan belli yerlere çağrılmak suretiyle oralarda bunlardan haraçlar alınıyor. Ben kanaat önderleriyle görüşmeler yapıyorum bir tanesinde bir Kürt vatandaş çıktı şunu söyledi: Benden şu kadar para istediler diye. Bazı esnaflardan 30 biner lira haraç istiyorlar. Bir yol inşaatının şantiyesinde, o iki tane ilçenin yerleşik insanları ve hepsi de Kürt. Bu kişiler parayı vermediği taktirde araç gereçleri yakacağını söylüyorlar. Sizin barıştan bahsetmeye hakkınız var mı? Bunlar Batı'ya geliyorlar barış Güneydoğu'ya gittikleri zaman terörle yarış tam manasıyla bu.
TUTUKLU GAZETECİ SAYISI 7
Tutuklu gazeteci sayısı şu anda 7 kişi. Gazetecilik faaliyetinden dolayı değil farklı faaliyetinden dolayı içerideler. Ellerinde basın kartı oldukları için kendilerini bu şekilde satıyorlar. Dönemimizde gerek İçişleri gerek, Adalet bakanlığı olmak üzere fikir özgürlüğü ve fikrini açıklamasından dolayı kimseyi mahkum etmeyiz. Aileme çocuklarıma yapılan hakaretler bu zamana kadar kimseye yapıldı mı? Ama ben şu an hakarete girenleri hakaret sıfatı taşıyorsa avukatıma davayı açacaksınız dedim.
"657 DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE BU İŞ ÇÖZÜLMEZ"
Bu paralel yapı ülkemizde devletin içerisinde sızmış bir virüs gibi. İstihbaratta da var, eminiyet teşkilatı, silahlı kuvvetlerimiz bütün bu yerlerin hepsinde bunlar var ve ciddi iletişim sağlamaya çalışıyorlar. 657 değiştirilmediği sürece bu iş çözülmez.
Paralel yapı ciddi manada Amerikan bütçesinden kendine taraftır. Bunu da çok cüzzi bazı rakamlar, senato ve kongre üyelerine verdikleri desteklerle bunları yanlarına çekiyorlar. Bunların çoğunun ABD'e giriş müsadesi yoktur ama şimdi çoğu girebiliyor. FBI konuyla ilgili işi çok sıkı tutuyor. Bunun bir neticesi olacak diye düşünüyorum.