Dünya genelinde “su iflası” olarak adlandırılan bir döneme girilirken, birçok ülke daha sıcak ve kurak bir geleceğe uyum sağlamak için deniz suyunu arıtarak tatlı su elde etme yöntemine yöneliyor. 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde 22 binden fazla deniz suyu arıtma tesisi faaliyet gösteriyor ve bu tesislerin büyük bölümü dünyanın en su kıt bölgeleri olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bulunuyor. Giderek daha fazla Afrika ülkesi bu teknolojiye yatırım yaparken, Fas 2030 yılına kadar içme suyunun yüzde 60’ını okyanustan elde etmeyi hedefliyor.
FAS KURAKLIK STRATEJİSİNİ DEĞİŞTİRDİ
Fas, Ocak ayında yedi yıl süren kuraklığın sona erdiğini açıklamıştı. Kış aylarındaki yoğun yağışlar, tarihi düşük seviyelere gerileyen barajları yeniden doldurdu. Ancak bu rahatlama, ülkenin uzun vadeli su stratejisini değiştirmedi. Fas Su ve Donanım Bakanı Nizar Baraka, “Yalnızca yağışa ve baraj doluluklarına güvenmek artık yeterli değil” dedi. Bakan, kuraklığın artık “olağanüstü ya da geçici bir olgu” olmadığını vurgulayarak, “Gördüğümüz şey, iklim döngüsünde yapısal bir dönüşümdür” ifadelerini kullandı. Fas’ın planı, Atlantik Okyanusu’nu kıyı kentlerinde içme ve sulama suyuna dönüştürmek; baraj suyu ve yağışın ise iç kesimlerdeki çiftliklere ve kuraklıktan en çok etkilenen vahalara yönlendirilmesi.
AFRİKA’NIN EN BÜYÜK TESİSİ KAZABLANKA’DA YÜKSELİYOR
Fas’ın stratejisinin merkezinde, Kazablanka’nın yaklaşık 40 kilometre güneyinde inşa edilen 650 milyon dolarlık dev bir proje yer alıyor. Tesis, tamamlandığında Afrika’nın en büyük deniz suyu arıtma tesisi olacak. Geliştiricilere göre, tümüyle yenilenebilir enerjiyle çalışan dünyanın en büyük tesisi olma özelliğini de taşıyacak. Enerji ihtiyacı, Batı Sahra’daki tartışmalı bölgede kurulu 360 megavatlık bir rüzgar çiftliğinden karşılanacak. Tesisin birinci fazının Şubat 2027’de, ikinci fazının ise Ağustos 2028’de devreye girmesi planlanıyor. Tam kapasitede yılda 300 milyar litreye yakın içme suyu üretmesi ve Kazablanka bölgesindeki 7,5 milyon kişiye su sağlaması, ayrıca 20 bin dönüm tarım arazisini sulaması bekleniyor. Bakan Baraka, halihazırda 17 arıtma tesisinin faaliyette olduğunu ve 2021’e göre dokuz kat artışla yılda yaklaşık 410 milyar litre su üretildiğini, 11 tesisin daha planlandığını ya da inşa halinde olduğunu belirtti. Fas, bu tür mega projeleri finanse etmek ve inşa etmek için kamu-özel sektör ortaklığı modelini benimsemiş durumda. Kazablanka tesisi için finansman Mayıs 2025’te kapandı. İspanya merkezli Acciona şirketi, Faslı ortaklarıyla birlikte projenin lider geliştiricisi olurken, maliyetin yarısından fazlası İspanya hükümeti tarafından karşılanıyor. Bu proje, baraj inşası, atık su geri kazanımı ve kuzeydeki havzalardan güneydeki kurak bölgelere su taşıyacak boru hatlarından oluşan yaklaşık 14 milyar dolarlık ulusal su planının bir parçası.
ÇEVRESEL MALİYET: TUZLU SU VE KARBON AYAK İZİ
Modern arıtma tesislerinin büyük bölümü, ters ozmoz teknolojisiyle çalışıyor. Yüksek basınçlı pompalar deniz suyunu ince membranlardan geçirerek tuzu ayırıyor. Teknoloji güvenilir ancak enerji yoğun olduğu için dünya genelindeki tesisler çoğunlukla fosil yakıtlarla çalışıyor ve iklim kaynaklı bir sorunu çözmek için sera gazı yayıyor. Fas ise yeni tesisleri rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarıyla birleştirmeyi planlıyor. Baraka, hedefin iki yönlü olduğunu söyledi: “Uzun vadeli işletme maliyetlerini düşürmek ve su üretiminin karbon ayak izini en aza indirmek.” 2024 itibarıyla yenilenebilir enerji, ülkenin elektrik üretiminin sadece dörtte birini oluşturuyor. Arıtmanın bir diğer çevresel etkisi ise tuzlu su atığı. Üretilen her galon tatlı suya karşılık 1 ila 1,5 galon tuzlu su ve kimyasal kalıntı içeren atık ortaya çıkıyor ve bu genellikle denize geri deşarj ediliyor. Kötü yönetilen tuzlu su, deniz ekosistemlerine zarar vererek oksijensiz “ölüm bölgeleri” oluşturabiliyor. Yeni Kazablanka tesisi, tuzlu suyu deniz tabanına ulaşmadan seyreltmek için 2,5 kilometrelik bir deşarj borusuyla donatıldı. Araştırmacılar seyreltme yöntemini en uygun yaklaşım olarak görse de, Fas’ın ne kadar seyreltme gerektiğine dair ulusal bir düzenlemesi bulunmadığına ve birçok tesiste sınırların yasa değil, finansörler tarafından belirlendiğine dikkat çekiyor.
TARIMDA DENİZ SUYU ARITMA MALİYETİ VE VERİMLİLİK
Fas’ta suyun yüzde 87’si tarım sektörü tarafından kullanılıyor ve bu sektör iş gücünün neredeyse üçte birini istihdam ediyor. Yedi yıl süren kuraklık tahıl üretimini yarıya indirdi ve kırsal alanlarda işsizliği artırdı. Deniz suyu arıtma, yağışa bağımlı olmadan tarlaları sulamanın bir çözümü olarak sunuluyor ancak bu herkes için erişilebilir değil. Fas’ın meyve ve sebze ihracatının yüzde 85’ini karşılayan Souss-Massa bölgesindeki Chtouka Aït Baha tesisi, çoğunlukla Avrupa marketleri için domates ve meyve yetiştiren 1500 çiftçiye su sağlıyor. Bölgede bir çiftçi, 50 dönüme kadar çıktığını ve ürünün yüzde 60’ını ihraç ettiğini belirtti. Bir diğer çiftlik yöneticisi ise arıtılmış suyun yüksek fiyatını kabul etmekten başka seçenekleri olmadığını söyledi. Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü (IWMI) Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Temsilcisi Youssef Brouziyne, deniz suyu arıtmanın birçok geleneksel tatlı su kaynağından 1,5 ila 4 kat daha pahalı olduğunu belirtti. Brouziyne, arıtmanın kıyı şeridindeki, yüksek değerli, ihracata yönelik sera üretimi gibi alanlarda gerçekçi bir seçenek olduğunu ancak buğday gibi temel ürünler için henüz çok pahalı olduğunu ifade etti. Küçük ölçekli çiftçiler için erişimin, hedefli sübvansiyonlar, arıtılmış suyun daha ucuz kaynaklarla karıştırılması, küçük ölçekli güneş enerjili sistemler ve maliyeti karşılayacak kadar kazanç sağlayan ürünlere yönelmeyle mümkün olabileceği kaydediliyor.
AFRİKA’DA DENİZ SUYU ARITMA YATIRIMLARI HIZLANIYOR
Fas, geçen Aralık ayında Marakeş’te Dünya Su Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Bakan Baraka burada, ülkenin deneyiminin su, enerji ve gıda güvenliğinin birlikte ele alınabileceğinin kanıtı olduğunu söyledi. “Amacımız kopyalanacak tek bir model sunmak değil, her ülkenin kendi ihtiyaçlarına uyarlayabileceği deneyimi, bilgi birikimini ve pratik çözümleri paylaşmak” dedi. Afrika genelinde deniz suyu arıtma yaygınlaşıyor. Cezayir Akdeniz’in en büyük arıtma programlarından birini yürütürken, Mısır kapasitesini hızla artırıyor. Senegal, Dakar yakınlarında yenilenebilir enerjiyle çalışan bir tesis için Suudi Arabistan merkezli ACWA Power ile 800 milyon dolarlık anlaşma imzaladı. Kapasite daha çok Kuzey Afrika’da yoğunlaşsa da Namibya ve Güney Afrika on yılı aşkın süredir deniz suyu arıtıyor ve daha küçük güneş enerjili tesisler geliştiriyor. Afrika’daki tarım arazilerinin yüzde 95’i yağışa bağımlı. Su kıt bölgelerde sulama verimi ikiye katlayabilir. Arıtma maliyetlerinin teknoloji ve ucuzlayan yenilenebilir enerjiyle düşmesi, bu yöntemi Afrika tarımı için giderek daha cazip hale getirebilir. Brouziyne, Afrika ülkelerinin bilgi, finansman ve teknoloji paylaşımı yaparak altyapıyı birlikte geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Fas modelinin yalnızca dev tesislerden ibaret olmadığını, hukuki hazırlık ve uzun vadeli planlama gibi unsurları da içerdiğini belirten Brouziyne, “Hiçbir büyük su kamu-özel ortaklığı ciddi bir kamu desteği olmadan işlemez. Eğer satın alınabilirlik tasarıma dahil edilmezse çiftçiler en kırılgan halka haline gelir” uyarısında bulundu. Uzun vadeli su güvenliğinin sadece daha fazla metreküp üretmek olmadığını vurgulayan Brouziyne, “Metreküp başına daha fazla dayanıklılık, daha fazla değer ve daha fazla eşitlik üretmekle ilgilidir” dedi.