Bir federal yargıç, Trump yönetiminin ülke genelindeki seçim yetkililerini baskı altına almak için son günlerde uyguladığı çeşitli agresif taktikleri durduran kapsamlı bir acil durum kararı aldı. Yargıç Trina Thompson, geçici bir ihtiyati tedbir kararı verirken, “Sanıklar, eylemlerinin yasadışı oy verme işlemlerini durdurmak için tasarlandığını iddia etmesine rağmen, bu eylemlerinin seçim yönetimini etkileme ve yasal seçmenlerin oy kullanma haklarını ihlal etme olasılığının yüksek olduğunu” belirtti. Thompson, kararı süresince Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı’nın hiçbir eyalette seçim yetkililerinden oy pusulalarını ayırmalarını, seçmen listelerinden kişileri çıkarmalarını veya oy pusulalarının işlenmesini durdurmalarını talep edemeyeceğini vurguladı.
YARGIÇTAN YENİ DÜZENLEMELER
Thompson, Biden tarafından atanan bir yargıç olarak, seçim yetkililerine yönelik cezai kovuşturma tehdidinin de durdurulmasını sağladı. Ayrıca, yönetimin seçim işlemleriyle ilgili değişiklik talebinde bulunmak için seçim yetkililerini “tehdit eden, korkutan veya zorlayan” başka eylemlerde bulunamayacağını ifade etti. Yargıç, yasalar çerçevesinde oy pusulalarını dağıtan, işleyen veya sayan devlet ve yerel hükümet çalışanlarının, iddia edilen yasadışı seçmenler olsalar bile federal suç işlemediğini belirtti.
YENİ TALEPLER VE SÜREÇ
Yönetimin, seçimle ilgili malzemelere veya oy pusulalarına erişim talebinde bulunduğu durumlarda yargıcı bilgilendirmesi gerektiğini de ekleyen Thompson, bu taleplerin “arama emri başvuruları, büyük jüri celpleri veya diğer talepler” olabileceğini açıkladı. Yargıcın kararı 16 Kasım’da sona erecek.
SEÇİM YETKİLİLERİNDEN YAPILAN ŞİKAYETLER
Dava, Kaliforniya’nın Kuzey Bölgesi’nde, NAACP ve Birleşik Latin Amerikalı Vatandaşlar Ligi gibi sivil haklar gruplarının oluşturduğu bir koalisyon tarafından açıldı. Koalisyon, yönetimin son davranışlarının Seçim Hakları Yasası’nı ihlal ettiğini ve eyaletlerin seçim yönetimi üzerindeki kontrolüne anayasal bir müdahale olduğunu iddia ediyor. Yönetimin çabalarının merkezinde, eyalet seçmen listelerini federal kayıtlarla karşılaştıran tartışmalı bir veri eşleştirme operasyonu bulunuyor. Seçim yetkilileri, DHS’nin bu program aracılığıyla oluşturduğu şüpheli yasadışı seçmen listelerinin güvenilir olmadığını ve ABD vatandaşlarını içerdiğini belirtti.
HUKUKİ ÇATIŞMALARIN ARTIŞI
Trump yönetiminin agresif çabaları, mahkemelerde giderek daha fazla zorlukla karşılaşıyor. Adalet Bakanlığı, 2024 seçimleri için kayıtları ve seçmen verilerini korumaları için 29 eyalet ve Washington, DC’ye tehditkar mektuplar gönderdi. Federal yasalar, seçim sonrası kayıtların 22 ay boyunca saklanmasını zorunlu kılıyor. Kaliforniya’da, yönetim binlerce seçmenin oy pusulalarının sayılmasını engellemeye çalışırken, federal temyiz mahkemesi yönetimin taleplerini reddetti. 9. ABD Temyiz Mahkemesi, yönetimin eyaletlerin vatandaşlık durumunu doğrulama şekline müdahale etme hakkına sahip olmadığını belirtti.