Fatih Sultan Mehmet döneminde Ayasofya Camisi’ne gelir sağlamak amacıyla inşa edilen Galata Bedesteni, günümüzde hırdavatçıların yer aldığı bir sokak olarak biliniyor. Yaklaşık bin metrekarelik bir alana yayılmış olan tarihi yapı, dokuz kubbesiyle dikkat çekiyor. Ancak duvarlardaki grafiti kirlilikleri, yapının estetiğini olumsuz etkiliyor. Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, yapının tarihi hakkında önemli bilgiler sundu.
YAPININ TARİHÇESİ
Yavaşçay, “Bezz” kelimesinin kumaşa verilen isim olduğunu, “İstan”ın ise yer anlamına geldiğini belirtti. Bu iki kelimenin birleşimiyle “bedesten” teriminin oluştuğunu ifade etti. Yapının, Perşembe Pazarı bölgesinde bulunduğunu ve dokuz kubbeli bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. “Ortalama bin metrekareyi kapsıyor. Örme ve yığma taştan oluşmaktadır. Günümüzdeki ismi ise Fatih Çarşısı,” diye ekledi.
GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU
Yavaşçay, tarihi eserin zaman içinde yıprandığını da sözlerine ekledi. Eskiden kumaşların ve değerli ürünlerin satıldığı bir yer olan Galata Bedesteni, şimdi hırdavatçıların bulunduğu bir alana dönüşmüş durumda. “Maalesef bu da hoş bir görüntü değil,” dedi. Yapının giriş kısmına yazılar yazıldığını ve iç kısmında görüntü kirliliği oluştuğunu belirtti. Ayrıca, sıvaların döküldüğünü ve taşlarda da dökülmelerin olduğunu ifade etti. “Buraya en kısa zamanda bir restorasyon gerekiyor,” diye vurguladı.
TURİZM AÇISINDAN ÖNEMİ
Yavaşçay, yapının turizm için önemine de değindi. “Burası turizmin merkezi ve bu yapının böyle gözükmesi hiç hoş değil,” dedi. Avrupa’da birçok benzer örnek bulunduğunu hatırlattı. Yavaşçay, yapının bir sergi alanına, müzeye ya da eski amacına uygun şekilde kumaşların satıldığı bir yere dönüştürülebileceğini önerdi.