İngiliz sanatçı Gareth Fuller’ın ürettiği haritalar, atlaslardaki geleneksel haritalardan tamamen farklı: ölçek kaygısı yok, sokak isimleri yerine anılar ve semboller var. Fuller, bu çalışmalarını “zihin haritası” olarak adlandırıyor ve şehirleri yürüyerek keşfetmenin kaybolan bir deneyim olduğunu düşünüyor. Washington DC üzerine çizdiği son haritada ise köşede küçük bir Davut Yıldızı, sağ orta bölümde 51 sayısı, merkeze yakın bir yerde beşgen ve kısa bir süre bakınca fark edilebilecek minik nota işaretleri yer alıyor. Ayrıca ABD Kongre Binası’nın kubbesiz hali dikkat çekiyor.
WASHINGTON DC HARİTASINDAKİ GİZLİ DETAYLAR
Fuller’ın DC haritasında semboller, şehrin kimliğinden izler taşıyor. Merkezi Washington’da bulunan PBS yayın kuruluşunun logosu minicik bir şekilde çizilmiş. DC metrosunun meşhur “breezeblock” tavan desenlerinden esinlenen bir motif, Ulusal Arboretum’u temsil eden çiçekler ve tüm haritayı kesen Potomac Nehri de detaylar arasında. 51 sayısı ise Columbia Bölgesi’nin 51. eyalet olma hareketine gönderme yapıyor. Sanatçı, bu haritalara saatlerce bakılsa bile tüm detayların fark edilemeyeceğini, çünkü bunun tam da istediği şey olduğunu söylüyor. Her çizim için aylarca hatta yıllarca şehirleri yürüyerek keşfeden Fuller, haritaların sadece gördüklerini değil, sohbetler sırasında duyduğu anekdotları ve insan deneyimlerini de içerdiğini belirtiyor. Örneğin Pentagon’u Virginia banliyösünde çizmesi, haritalarının gerçek bir harita işlevi görmemesinin bilinçli bir tercih olduğunu gösteriyor. “Haritalar bir yerin duygusal bir temsili” diyen Fuller, insanların yaşadıkları yeri anlatmaya sıcak baktığını ve bu sohbetlerin her yöne gidebildiğini ifade ediyor.
SANATÇININ KEŞİF YÖNTEMİ
Fuller’ın yön bulma tutkusu çocukluğuna dayanıyor. Galler’in kırsalında büyüyen sanatçı, izcilikte pusula ve el feneri kullanarak haritasız eve dönmeyi öğrenmiş. Yetişkinlikte Londra’ya taşındığında bu kaotik şehri de yürüyerek tanımış. Sanata ilgi duymaya başlayınca, yaptığı karalamaları “mürekkep ve çizgilerle sorun çözmek” olarak görmeye başlamış. Ancak işleri asıl Çin’e taşındığında olgunlaşmış. Pekin’de okuyan bir arkadaşının yanına yerleşen Fuller, bisikletiyle şehri keşfetmiş ve Mandarin öğrenmeye çalışmış. Burada geçirdiği yaklaşık bir yıl, kariyerinin en büyük eserine ilham vermiş.
BEIJING HARİTASI VE BÜYÜK DUVAR
Fuller’ın Pekin haritası çeşmeler, pagodalar, enerji santralleri, inşaat vinçleri ve çiçeklerle dolu. Şehrin günlük yaşamının kalbi olan hutonglar, dev gökdelenlerin yanında yer alıyor. Haritanın merkezi motifi ise Çin Seddi’nin bir parçası; yılan gibi kıvrılan bu yapının üzerinde bisikletler duruyor. Bu, Fuller’ın şehri iki tekerlek üzerinde tanıdığına işaret ediyor. Çin deneyimini “Londra gibi bir yerden gelip Çin’de bir şehrin işleyişini görmek, akıllı şehir gibi modern fikirlerin eşiğinde olmak kültürel anlamda beni ters yüz etti” sözleriyle anlatan sanatçı, “Çin kültürünü fetişleştirmek istemem ama bir Batılı olarak bu büyük bir eğitimdi” diye ekliyor.
NEW YORK'TA SERGİ
Fuller’ın sanatından en çok etkilenen kişi şüphesiz kendisi. Çin’e kalıcı olarak yerleşen sanatçı, evlenip baba olmuş ve halen üzerinde çalıştığı eserleri artık bir yetişkin gözünün yanı sıra bir yürümeye başlayan çocuğun bakış açısıyla da şekilleniyor. Onun “Pekin” haritasını gerçek bir harita olarak kullanmak şehirde yol bulmanızı sağlamaz; ancak büyük, karmaşık ve dinamik bir yeri duygusal bir yol olarak anlamak isterseniz, bu haritalar şehri bir dost gibi tanımanıza yardımcı olabilir. Fuller, “İnsanlar olarak her zaman bunu yaptık. Kasabalarda, şehirlerde ve köylerde yol buluruz, birbirimizle konuşuruz, sığınak ararız ve güveniriz” diyor. Sanatçının işleri yakında ABD’de ilk kez sergilenecek. “Yürüyerek Dünya: Gareth Fuller’ın Yer Sanatı” başlıklı sergi, 9 Eylül – 18 Aralık tarihleri arasında New York Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Stony Brook Üniversitesi’nin Skylight Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.