Hükümetten flaş OHAL açıklaması!

Hükümet adına açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 15 Temmuz'da Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın kalkıştığı darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile ilgili açıklama yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasına ilişin, "Vatandaşın gündelik hayatında 20 Temmuz'dan öncesi ve sonrası arasında bir fark olmadığını, her türlü hakkını hukukunu kullandığını özellikle ifade etmekte fayda görüyorum. Ne zaman kalkar? Tabii bu ihtiyaç kalktığı zaman elbette kalkacaktır. Zaruret kalktığı zaman kalkacaktır." dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Başbakanlık ve bağlı  kuruluşlarının 2018 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin  sorularını yanıtladı. OHAL'den terörle mücadeye kadar birçok konuda bilgiler verdi.

Diyanet İşleri Başkanlığından, 2002'den bu yana diğer kurumlara 9 bin  318 kişinin geçtiğini bildiren Bozdağ, bu kişilerden büyük kısmının öğretmenliğe  geçiş yaptığını belirtti. Bozdağ, Diyanet'ten Milli Eğitim Bakanlığı'na 5 bin 50  kişinin geçtiğini, bunların tamamının öğretmen statüsüne intikal ettiğini  vurguladı. "Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) görevlilerinin  Almanya'da istihbari faaliyetlerde bulunduğu" iddiasının iftira olduğunu söyleyen  Bozdağ, "Orada FETÖ'cüler özellikle Diyanet ile ilgili olan herkesin böyle bir  şey yaptığına dair ihbarlarda, şikayetlerde bulunuyor. Halen başka ülkelerde aynı  ihbar ve şikayetlerde bulunuyorlar ve orada işlem yapılıyor." ifadelerini  kullandı.  Konuyla ilgili Alman savcılık makamının tutuklama talebinde  bulunduğunu ancak Alman mahkemesinin delil yetersizliği nedeniyle talebi  reddettiğini aktaran Bozdağ, şöyle devam etti: "Almanya'nın son yıllarda Türkiye'ye karşı tutumunu hepimiz yakından  görüyoruz. Onun için orada bir kasıt olduğunu biliyoruz. Bizim Almanya'daki din  görevlilerimizin hiçbiri teröre, şiddete karışmadığı gibi o camilere giden  vatandaşlarımızın hiçbiri de bugüne kadar Alman hukukunu ihlal eden herhangi bir  suçun içinde asla bulunmamışlardır. Herhangi bir istihbarat faaliyetinin içinde  de bulunmaları söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti devleti istihbaratını  nereden, nasıl alacağını bilir ve onun gücü, kudreti kendinde vardır. Din  adamları hiçbir zaman buna alet edilmez, edilmemiştir de. Bu, din adamlarımıza  yapılmış bir iftiradır."

OHAL NE ZAMAN KALKACAK?

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, OHAL uygulamasına ilişkin daha önce "Üç  aydan sonra buna ihtiyaç kalmaz hatta daha erken de bitirebiliriz." dediğini  hatırlattı.  Türkiye'nin 15 Temmuz'da karşılaştığı tehdit ve OHAL ilan edildikten  sonra yapılan çalışmaların, görülenin buz dağının bir kısmı olduğunu ortaya  koyduğunu dile getiren Bozdağ, şunları söyledi:  "Örgütün yapısı, çalışma yöntemi, takiyeyi esas alması ve bunların  tespiti konusundaki zorluklar, bu örgüte terör örgütü nazarıyla bakışın sonradan  olması ve geçmişte böyle kriminal bir yaklaşım olmaması, eldeki bilgi, belge,  delil durumu nedeniyle mücadelenin zaman alacağı görülmüş ve bu nedenle bu  tehdidi bertaraf etmek maksadıyla bu zamanı da dikkate alarak OHAL'in uzatılma  ihtiyacı doğmuştur. Ayrıca OHAL sadece FETÖ için değil PKK ve diğer terör  örgütleriyle mücadele için de kullanılmaktadır. Vatandaşımızın şu anda OHAL'den  dolayı rutin hayatında bir değişiklik yoktur. Terör örgütlerinin bir rahatsızlığı  vardır çünkü OHAL onlara etkin şekilde uygulanıyor ve onlar bundan fevkalade  rahatsız. Vatandaşın gündelik hayatında 20 Temmuz'dan öncesi ve sonrası arasında  bir fark olmadığını, her türlü hakkını hukukunu kullandığını özellikle ifade  etmekte fayda görüyorum. Ne zaman kalkar? Tabii bu ihtiyaç kalktığı zaman elbette  kalkacaktır. Zaruret kalktığı zaman kalkacaktır."

İZİN VERİLMESİ MÜMKÜN EDĞİL!

"Merdiven altı din eğitim ve öğretimi yapıldığı" iddialarına da yanıt  veren Bozdağ, buna göz yumulması ve izin verilmesinin mümkün olmadığını  vurguladı. Bozdağ, Türkiye'de din eğitim ve öğretimi ihtiyacının, yasalar  kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde İmam Hatip Liseleri,  üniversitelerde İlahiyat Fakülteleri ve İslami İlimler Fakülteleri, liselerde ise  seçmeli Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed'in hayatı ve dini bilgiler dersleri  yoluyla giderildiğini belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığının cami içi ve dışı eğitimleri sürdürdüğüne  dikkati çeken Bozdağ, bunun dışında bazı sivil toplum örgütlerince yürütülen  çalışmaların ilgili bakanlıklarca denetlendiği anlattı.

FETÖ İLE MÜCADELE

FETÖ ile mücadeleye değinen Bozdağ, "FETÖ ile alakalı Diyanet İşleri  Başkanlığı hem Cumhurbaşkanımızın hem de önceki Başkanımızın görevden ayrılırken  ifadesi çok açık ve net. Burada bir geç kalmışlığı vardır. Çünkü FETÖ ve dini  konularda sapkınlık içinde olan gruplarla ilgili elbette Diyanet İşleri  Başkanlığının toplumu bilinçlendirme, aydınlatma ve onlara karşı uyarma görevi  vardır. Bunu tam yapması lazım. FETÖ raporu, 15 Temmuz'dan sonra değil de daha  önce yayınlanmış olması gerekirdi." diye konuştu.

  Başbakan Yardımcısı Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:  "FETÖ ile ilgili konularda, bugüne kadar Türkiye'de Cumhuriyet  hükümetlerinden hiçbiri, AK Parti hükümetine gelene kadar hiçbir başbakan FETÖ'ye  terör örgütü demedi, hiçbir bakan da demedi ama ilk defa Sayın Başbakanımız,  Cumhurbaşkanımız bu yaklaşımı ortaya koydu ve daha sonra ortaya çıkan olaylar, bu  yaklaşımın doğruluğunu ortaya koydu. Kriminal gözle devlet bütün kurumlarıyla bu  örgüte yaklaştı ve bu örgütün suç delillerini ortaya çıkarma konusunda bir  seferberlik var.

O yüzden zorluk var FETÖ ile mücadelede. Çünkü gizliliği esas alıyor,  göründüğü gibi olmuyor, olduğu gibi görünmüyor. Siz çok laik biri zannediyorsunuz  ama adam kendini gizlemiş, laik biri değil. Çok dindar biri zannediyorsunuz,  kendini gizlemiş başka bir yerde. Çok milliyetçi zannediyorsunuz, siz  milliyetçisiniz, o sizden daha milliyetçi gözüküyor. O yüzden bunları tespitte  gerçekten çok büyük zorluklar var ama kamu kurumlarımız bu konuda kılı kırk  yararcasına bir faaliyetin içindedir. Kimseye haksızlık yapmadan, doğru tespitler  yaparak, devletimiz ve milletimiz için tehdit oluşturan bu terör örgütü ve  mensuplarını tehdit ve tehlike olmaktan mücadele devam etmektedir."

Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığının, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe  girişimi sonrasında yürüttüğü faaliyetlerine ilişkin, "Diyanet İşleri  Başkanlığımız, bu olaydan sonra Türkiye'de başka dini kitap, dergi, yayın veya  sohbet, başka şeyler yapan bütün gruplarla ilgili de buradan çok net söylüyorum,  bundan sonra raporlar yayımlayacaktır. Onların kitaplarında varsa sapkınlıklar,  yanlışlıklar bunları rapor edecektir. Halk bu raporlara itibar eder, etmez o  vatandaşımızın takdiridir ama Diyanet İşleri Başkanlığı bundan sonra bu alandaki  bütün yayınları, bütün çalışmalar üzerinde bir değerlendirme yapıp vatandaşı  uyarma görevini yapacak. Bu konudaki çalışmalara da başlamıştır."  değerlendirmesinde bulundu.

ORTAÖĞRETİMDE PANSİYONLARI ARTIRMAMIZ LAZIM

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "imamların öğrencileri devlet yurtlarına  yönlendirmesi gerektiğine" ilişkin talep üzerine bu konuya açıklık getirdi. Kredi ve Yurtlar Kurumunun kapasitesini 183 binden 680 bine  çıkardıklarını aktaran Bozdağ, "Bunu artırmak için de büyük bir kampanya  başlattık. Ortaöğretimde de pansiyonları artırmamız lazım. Ben de katılıyorum,  oradaki yurtların sayısını da öğrencilerimizin başka yere gitme ihtiyacı  duymayacağı şekilde artırmamız gerektiğine inanıyorum." dedi. Dini yüksek ihtisas merkezlerine ilişkin eleştirilere de yanıt veren  Bozdağ, bu merkezin kamuoyunda yeterince bilinmediğine dikkati çekti. Bozdağ, bu  merkezlerde vaizlik ya da müftülük görevi yürütecek olanların eğitim aldığını  vurguladı.  Söz konusu merkezlerde "eğitim alanlara doktora veya yüksek lisans  payesinin verilmediğini" anlatan Bozdağ, "Şu anda İlahiyat Fakültelerinde Arapça  maalesef tam öğretilemiyor. Dil konusunda Türkiye'de ciddi manada sıkıntı var.  Uzmanlık eğitimi veriliyor, kaliteli din adamı yetiştirmek için yapılıyor.  Yaşadığımız sıkıntılar yaşanmasın diye yapılıyor. Onun için son derece önemli  eğitim, ihtisas eğitim merkezi. Bu, paralel bir eğitim merkezi kesinlikle değil.  Diyanet'in bünyesinde hizmet içi eğitim veren bir yerdir. Burası müftü, vaiz  yetiştiriyor." değerlendirmesini yaptı.

Bozdağ, "Diyanet'in Fatih'teki misafirhanesinde DEAŞ'lı teröristlerin  kaldığı" iddiasına ilişkin, "Bu, kesinlikle doğru değil, aslı yok bunun. Onun  için DEAŞ'a karşı en büyük mücadeleyi Diyanet'in vermesi gerekiyor ve veriyor.  DEAŞ, İslam, Müslüman düşmanıdır. FETÖ gibi şeytanla beraber Müslümanlara ve  İslam'a büyük zarar vermek için büyük çaba sarf ediyor ve bunun karşısında bütün  Müslümanların uyanık olması lazım. Hep beraber DEAŞ'la da etkin mücadeleyi  yapmamız lazım. Böyle bir şeyin olması asla söz konusu değil. Eğer buna rağmen  'Böyle bir şey var' diyorsanız, lütfen onları savcılığa verin. Biz de ilgili  kişiler hakkında hiç tereddütsüz işlem yapalım." açıklamasında bulundu.

TRT

ÖNE ÇIKAN HABERLER

SpaceX Halka Arzına 4 Kat Talep Geldi

SpaceX'in halka arz talebi 250 milyar doları aştı. SpaceX, yatırımcılardan 250 milyar doların üzerinde teklif aldı.

Altında Sert Düşüş

ABD'nin İran'a yeni saldırıları petrol fiyatlarını yükseltti ve enflasyon endişelerini artırarak altının ons fiyatını 4 bin 200 doların altına düşürdü. Altın 23 Mart'tan bu yana en düşük seviyesine geriledi.

BYD Türkiye Fabrika Planlarını Askıya Aldı

BYD'nin icradan sorumlu yetkilisi Stella Li, Türkiye'deki fabrika kurulumunun askıya alındığını açıkladı. Macaristan'daki tesisin ise dördüncü çeyrekte üretime başlayacağını belirtti.

FBI Dünya Kupası’nda İHA Önlemi Aldı

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Federal Havacılık İdaresi (FAA), 2026 FIFA Dünya Kupası süresince stadyumlarda drone kullanımını yasaklayarak güvenlik önlemlerini üst seviyeye çıkarıyor. FBI, yaptığı açıklamada Houston'daki Taraftar Festivali için uçuş kısıtlamalarının bugün başladığını duyurdu.

Fenerbahçe’de Salah Dosyası Yeniden Açıldı

Aziz Yıldırım'ın yeniden başkan seçilmesiyle Fenerbahçe'de transfer çalışmaları hız kazandı ve Mısırlı yıldız Muhammed Salah için dosya yeniden açıldı. Yıldırım daha önce "İhtiyaç varsa alırız" demişti.