ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın geleceğine ilişkin bir anlaşmaya bu hafta varılabileceğini söylerken, İran ve bölgesel taraflar arasında müzakere sürecine dair ciddi görüş ayrılıkları sürüyor. Trump, salı günü yaptığı açıklamada “Yarın ya da öbür gün olabilir. Çok ilerleme kaydedildi. Beni aradılar ve ‘Lütfen konuşalım’ dediler” ifadelerini kullandı. Ancak Trump, anlaşma sağlanamaması halinde İran’a saldırı tehdidini yineledi. Görüşmelerin tarafları konusunda dahi bir mutabakat bulunmuyor; İran yönetimi, stratejik su yolu için yalnızca Umman ile geçici bir düzenleme üzerinde müzakere yürüttüğünü savunuyor.
ANLAŞMA İHTİMALİ VE GÖRÜŞMELERİN SEYRİ
Görüşmelere yakın üst düzey bir Körfez yetkilisi, cuma gününe kadar anlaşma sağlanma ihtimalini yüzde 50 olarak değerlendiriyor. Aynı kaynak, İran müzakere heyetinde ayrıntılara onay vermesi gereken devrim muhafızlarının söz sahibi olmamasını önemli bir sorun olarak görüyor. Trump’ın iyimser açıklamalarının Tahran yönetimini şaşırtmış olabileceği belirtiliyor. İran yarı resmi haber ajansı Tasnim, “bilgili bir kaynağa” dayandırdığı haberinde, Umman ile anlaşmanın gecikmesinin ana nedeninin ABD’nin müdahalesi ve Trump’ın tehditleri olduğunu öne sürdü. Bir başka yarı resmi ajans Fars da bazı ABD’li yetkililerin “çelişkili sinyaller gönderdiğini” ve doğrudan ya da bölgesel ortaklar aracılığıyla müzakere sürecini sekteye uğrattığını aktardı.
İRAN'IN TALEPLERİ VE İKİ YÖNLÜ KORİDOR ÖNERİSİ
İran, görüşmelerin yalnızca Umman ile yürütüldüğünü ve müzakerelerin “İran’ın haklarını koruyan, Umman’ın endişelerini dikkate alan bir orta koridor” üzerinde yoğunlaştığını dile getiriyor. Müzakere heyetinde yer alan Saeed Ajorlu, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, anlaşmanın “İran’ın hakim olduğu bir düzeni” içermesi gerektiğini ve amacın bir ila üç ay arasında geçerli olacak geçici düzenlemeler kurmak olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağayi ise görüşmelerin Umman karasularından geçen güney rotası ile İran’ın karasularından geçen kuzey rotasının, iki kıyı devletinin çıkar ve endişelerini karşılayan bir ara güzergaha dönüştürülmesi üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Bağayi, iki yönlü trafiğe izin verecek tek bir koridor üzerinde durduklarını, bunun birden fazla ayrı rota olmadığını kaydetti.
HUKUKİ REJİM VE ULUSLARARASI TEPKİLER
İranlı yetkililer, boğazdaki hukuki rejimin savaş öncesi durumuna dönmeyeceği konusunda ısrarcı. Tahran yönetimi için boğazdaki kontrol, nükleer zenginleştirme hakkı kadar kritik bir kırmızı çizgi olarak görülüyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, uluslararası sularda her türlü devlet kontrolünün uluslararası hukuka aykırı olduğunu yineleyerek, bir ülkenin uluslararası su yolunu kontrol etmesi, geçiş ücreti alması ve ödenmemesi durumunda gemileri batırması halinde bunun çok tehlikeli bir emsal oluşturacağını ifade etti. Katar ise görüşmelerin ilerlediğini açıklarken, uzmanlar iki tarafın talepleri arasındaki uçurumun aşılmasının zor olduğuna dikkat çekiyor. Devrim Muhafızları’nın boğazdaki kontrolün azalmasını kabul edip etmeyeceği, gemileri hangi koşullarda durduracağı, yabancı savaş gemilerinin geçişine izin verilip verilmeyeceği ve gemilerin yükleri hakkında ne kadar bilgi talep edileceği belirsizliğini koruyor.
HAZİRAN MEMORANDUMU VE HÜRMÜZ'ÜN GELECEĞİ
Görüşmelerin, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını kaldırıp kaldırmayacağı, İran’ın petrol ihracatına yönelik muafiyetleri geri getirip getirmeyeceği ve haziran ayında imzalanıp bir ay sonra öldüğü açıklanan ABD-İran mutabakatının bazı bölümlerini canlandırıp canlandırmayacağı da merak konusu. Haziran anlaşmasının beşinci maddesi, İran’ın 60 gün boyunca ticari geçişin güvenliğini sağlamak için “azami çaba” göstermesini öngörürken, İran ve Umman’ın boğazdaki gelecekteki yönetimi ve denizcilik hizmetlerini tanımlayacağını belirtiyordu. Uzmanlar, İran’ın savaş sırasında kazandığı kaldıracı dünyanın en stratejik su yollarından birinin yönetiminde kalıcı bir siyasi ve kurumsal role dönüştürmeye çalıştığı yorumunu yapıyor. İsrailli güvenlik uzmanı Danny Citrinowicz de Hürmüz Boğazı’nı kriz öncesi durumuna döndürmenin ya İran’da rejim değişikliğini ya da su yolunda kalıcı bir askeri kontrolü gerektireceğini, ancak her iki seçeneğin de Washington için siyasi ve stratejik açıdan kabul edilebilir olmadığını kaydetti.
PETROL PİYASALARINDAKİ BEKLEYİŞ
Anlaşma sağlanamaması durumunda dünya petrol piyasaları, azalan ham petrol rezervleriyle karşı karşıya kalmaya devam edecek. Suudi Arabistan’ın ulusal petrol şirketi Aramco’nun Üst Yöneticisi Emin Nasır, Hürmüz Boğazı’nın bugün açılması halinde bile tükenen stokların yeniden doldurulmasının 18 ayı bulabileceğini söyledi. Anlaşma sağlanmayan her gün yaklaşık 15 milyon varil ham petrolün dar su yolundan dünya pazarlarına ulaşamadığı belirtiliyor.