İbrahim Anlaşmaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarının ardından, gündemde merak edilen önemli bir konu haline geldi. Orta Doğu’da İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki barışı sağlamak ve güveni artırmak amacıyla yapılan bu anlaşmalar, katılımcı ülkelerle birlikte kapsamını sürekli genişletiyor.
İBRAHİM ANLAŞMALARI NEDİR?
İbrahim Anlaşmaları, İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında ilişkilerin normalleştirilmesi, diplomatik bağların kurulması ve bölgesel iş birliğinin artırılması amacıyla imzalanan ikili anlaşmalara verilen ortak isimdir. ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda, ilk resmi adım 15 Eylül 2020’de Washington’daki Beyaz Saray’da atılmıştır. Bu anlaşma, 1994 yılında İsrail ile Ürdün arasında imzalanan barış antlaşmasından 26 yıl sonra, bir Arap ülkesinin İsrail ile imzaladığı ilk normalleşme belgesi olma özelliğini taşımaktadır.
ANLAŞMAYA DAHİL OLAN ÜLKELER
İbrahim Anlaşmaları sürecine dahil olan ülkeler arasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Sudan ve Fas bulunmaktadır. BAE, 13 Ağustos 2020’de anlaşmaya varacağını duyurarak Beyaz Saray’da ilk imzayı atan öncü ülke olmuştur. Bahreyn, 11 Eylül 2020’de normalleşme kararını açıklamış ve imza töreninde yer almıştır. Sudan, Ekim 2020’de katılacağını belirtmiş, Ocak 2021’de ise resmi imzayı atmıştır. Fas ise, ABD’nin Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanıması karşılığında diplomatik ilişkileri başlatma kararı alarak sürece katılmıştır.
SUUDİ ARABİSTAN'IN ROLÜ
Sürecin başlamasıyla birlikte, Orta Doğu’nun etkili güçlerinden Suudi Arabistan’ın da bu anlaşmalara dahil olup olmayacağı sıkça tartışılan konulardan biri olmuştur. Geçtiğimiz haftasonu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Pakistan, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmelere atıfta bulunan Trump, liderlere eş zamanlı olarak İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamaları gerektiğini ifade etmiştir.
TRUMP'IN DEĞERLENDİRMESİ
Trump, İbrahim Anlaşmaları’nın bu ülkeler için büyük faydalar sağlayacağını belirterek, anlaşmanın “5000 yıldır ilk kez Orta Doğu’ya gerçek güç, kuvvet ve barış getireceğini” savunmuştur.