SORUŞTURMA GEREKÇESİ VE BELGELERDEKİ GERÇEKLİK
Pehlivan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İmamoğlu’nu “resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla ifadeye çağırdığını ifade etti. Anadolu Ajansı’nın 22 Şubat’ta yaptığı habere göre, “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında üniversite diplomasının sahte olduğuna ilişkin resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatıldı.” Bu gelişme, kamuoyunda geniş yankı buldu. Ancak avukat Pehlivan, “İmamoğlu’nun sunduğu tüm belgelerin gerçek olduğu ortaya çıktı. Savcılık soruşturmasına dayanak yapılan YÖK raporu bile bu belgelerin doğruluğunu onayladı” şeklinde bilgi verdi. Raporda, İmamoğlu’nun yatay geçiş kriterlerini yerine getirdiği ve sunduğu belgelerin geçerli olduğu belirtildi.
Sahtecilik Yok, Yargı Tacizi Var
Pehlivan, “Devlet kayıtları belgelerin doğruluğunu doğruluyor. İmamoğlu’nun bu olayda sahtecilik yaptığına dair bir bulgu yok, olayda da sahtecilik yok” diyerek soruşturmanın hukuki temelini sorguladı. “Kendisinin ifadeye gitmek zorunda bırakılmasını yargı tacizi olarak değerlendiriyoruz. Ortada suç unsuru yok. Olsa bile İmamoğlu bu sürecin tarafı değil, savcılığın ifadeye gerek duymaması gerekirdi” sözleriyle süreci eleştirdi.
Savcılığın İstanbul Üniversitesi’ne Yazısı Tartışma Yarattı
Geçtiğimiz hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne gönderdiği yazıyı da değerlendiren Pehlivan, “Bu diploma uyarısı niteliğindeki yazı teamüllere uygun değil. Savcılık yalnızca kolluk güçlerine talimat verebilir, kamu kurumlarını baskı altına alacak şekilde talepte bulunmamalıdır” dedi. Pehlivan, diploma konusunun bazı kesimler tarafından itibar zedeleme kampanyasına dönüştürüldüğünü, ancak yargı kurumlarının bu algının parçası gibi görünmekten kaçınması gerektiğinin altını çizdi.
5 Yıl Önceki Dosya Yeniden Gündemde
Avukat, soruşturmanın bir CİMER ihbarıyla başladığını ve konunun beş yıl önce kapandığını belirtti. “15 Şubat 2020’de CİMER’e yapılan şikayette, İmamoğlu’nun 1990’da Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptığı ve haksız geçiş iddiasıyla menfaatin geri alınması istendi. Üniversite Mart 2020’de yatay geçişin yasal olduğunu bildirdi. Ancak beş yıl sonra aynı ihbarla Başsavcılık YÖK’ten rapor talep etti” şeklinde dosyanın yeniden gündeme getirildiğini dile getirdi.
YÖK Raporuna Suç Duyurusu
Pehlivan, YÖK raporuna imza atan ve katkı sağlayan beş kişi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, görevi kötüye kullanma, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, resmi belgeyi gizleme, resmi belgede yalan beyan ve iftira suçlarından adli makamlara başvurdum” dedi. Raporda, Girne Amerikan Üniversitesi’nin 1993’ten sonra tanındığı iddiasının yer aldığını, ancak buna karşı belgeler sunduklarını da belirtti.
Belgelerle Çürütme: Kaan Ferah Örneği
Pehlivan, 1991’de Girne Amerikan Üniversitesi’nden mezun olan Kaan Ferah’a ait bir diploma ve 1995’te verilen denklik belgesini kamuoyuyla paylaştı. “Madem tanınmayan bir okula denklik verilemez, madem yatay geçiş yapılamaz, Kaan Ferah’a neden denklik verildi?” diyerek rapordaki çelişkileri vurguladı. Ayrıca başka bir denklik belgesiyle iddiaları destekledi ve “Herkese yasal olan İmamoğlu’na gelince mi yasak oluyor?” diyerek eleştiride bulundu.
Tanınma ve Denklik Şartı Yok
Pehlivan, İmamoğlu’nun yatay geçişinde tanınma ve denklik şartı aranmadığını vurguladı. “Taban puan şartı sadece yurtiçi geçişlerde geçerli. Bu düzenleme İmamoğlu’nun geçişinden 23 yıl sonra çıktı. Tanınma ve denklik 1996’da yasal mevzuata kavuştu, ancak yatay geçiş için bu şartlar ne o dönemde ne de bugün mevcut” diyerek kamuoyunu yanıltıcı bilgilere karşı çıktı.