İran, Orta Doğu’da günlerdir süren görece sakinliği sona erdirerek ABD’nin “sürpriz” olarak nitelendirdiği bir saldırı başlattı ve çatışma biçiminde çarpıcı bir değişikliğe imza attı. Tahran yönetimi, yeni bir Amerikan saldırısına karşılık vermek yerine savaşı kendisi başlatmayı tercih ederek, savaşın gidişatını kendi koşullarına göre şekillendirmek için giderek artan bir oranda askeri güç kullanma isteği gösterdi. Bu hamle, yeni bir tırmanışın zeminini hazırlamış durumda. ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’e verdiği demeçte “Onları çok kötü bir şekilde döveceğiz. Sert vuracağız. Dayak yiyecekler” ifadelerini kullandı.
İRAN'IN YENİ HAMLESİ
Bu tehdidin Tahran’ı şaşırtması pek olası değildi; zira İran, füzelerini ABD bombardıman uçaklarını geri getirebileceğini bilerek fırlattı. Trump, geçen haftaki sessizliği İran’ın bir talebine bağlayarak “bize çok kibarca sordular” ve görüşme istediklerini söylemişti. Tahran, son dönemdeki sükunete her ne kadar kamuoyu önünde bağlılık beyan etmemiş olsa da, üst düzey bir İranlı yetkili “silahlı kuvvetlerimiz de askeri harekete geçmeme kararı aldı” demişti. Bu durum, İran’ın ateşi yeniden başlatma kararını daha da anlamlı kılıyor. ABD’nin sağladığı sükunete uyacağının sinyalini verdikten saatler sonra Tahran, gece bombardımanını yeniden başlatma riskini göze alarak baskıyı artırmaya karar vermiş gibi görünüyor.
NETANYAHU ZİYARETİ VE SALDIRI
İran’ın saldırısı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Washington’da Trump ile görüşmesinin hemen ardından gerçekleşti. Netanyahu bu görüşmeyi, aralarındaki artan sürtüşmenin ardından “şimdiye kadarki en iyi sohbetlerden biri” olarak tanımladı. Görüşmeden saatler önce İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail’in İran’ın enerji altyapısını vurmak istediğini ancak Trump yönetimi tarafından geri çevrildiklerini söylemişti. Uzmanlara göre saldırı, Netanyahu’nun ziyaretine verilmiş bir işaret niteliği taşıyor ve İran’ın artık yakın bir tehdit algıladığında önleyici saldırı yapmaya hazır olduğunu gösteriyor.
BÖLGESEL DENKLEM DEĞİŞİYOR
Ürdün’deki saldırının hemen ardından ABD ve Suudi Arabistan orduları, Irak’ta İran destekli milislere ortak bir operasyon düzenledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Irak operasyonunu Ürdün’e misilleme değil, son 72 saatte ABD güçleri ve Suudi enerji altyapısına yönelik 30’dan fazla insansız hava aracı saldırısına yanıt olarak çerçeveledi. Gecelik tırmanış, savaşın nasıl genişlediğini gözler önüne serdi. Uzun süredir doğrudan çatışmanın içine çekilmekten kaçınan Suudi Arabistan, Yemen’deki Husiler, Irak’taki İran destekli milisler ve İran’ın kendisi olmak üzere üç cephede tehditlerle karşı karşıya kaldı.
HÜRMÜZ BOĞAZI KRİTİK EŞİK
Tahran’ın pozisyonunun en net ifadelerinden biri, Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi’den geldi. Garibabadi, İran’ın ateşi kestiğini ancak Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik iddiası sorgulanırsa düşmanlıkları yeniden başlatmakta tereddüt etmeyeceğini söyledi. Bakan yardımcısı, boğazın savaş öncesi statüsüne dönmesi halinde Tahran’ın kendini galip sayamayacağını belirterek, bu su yolunun ülkenin ulusal güvenliğinin merkezine yerleştiğini ve “savunma aracı” haline geldiğini vurguladı. İran’ın, Umman ve ABD’nin boğazdan alternatif bir nakliye rotası oluşturma çabalarını kırmızı çizgi olarak gördüğünü ve buna izin verilmesinin İran’ın boğaz üzerindeki egemenlik iddiasını “hayalden ibaret” hale getireceğini ifade etti.
STRATEJİK ALGI VE ÇATIŞMA RİSKİ
Uzmanlara göre İran, Washington’un saldırıları durdurmasını “ihtiyattan” ziyade “stratejik zayıflık” olarak yorumluyor. Bu algı, İran’ın daha büyük bedeller dayatmak için tırmanışa geçtiği bir döngüyü besleme riski taşırken, tarafların hiçbiri inandırıcılığını kaybetme korkusuyla geri adım atmıyor. Analistlere göre ABD ve ortakları, İran’ın bazı taleplerini karşılamak ile nakliye, enerji altyapısı ve ticaret yollarına yönelik artan saldırılarla uzun süreli bir çatışmayı kabul etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak.