Brett McGurk, George W. Bush, Barack Obama, Donald Trump ve Joe Biden dönemlerinde üst düzey ulusal güvenlik görevlerinde bulunmuş bir isim. Savaşlar genellikle başladıkları yerden farklı bir noktada sona erer. İran ile mevcut çatışma ise rejim değişikliği hedeflerinden İran’ın nükleer ve askeri kapasitesini zayıflatmaya kadar uzanan, iyi tanımlanmamış ve sürekli değişen hedeflerle boğuşuyor. Yaklaşık altı aydır devam eden bu çatışma, bambaşka bir boyuta evrildi: Hürmüz Boğazı’nın ve onunla birlikte küresel enerjinin en önemli arterlerinden birinin kontrolü için verilen bir mücadeleye dönüştü.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA STRATEJİK DÖNÜŞÜM
Tahran’ın belirlediği kurallar çerçevesinde yapılmadığı sürece, İran’ın boğazdan geçen ticari gemileri hedef alma kabiliyeti ve istekliliği ortaya çıktı. ABD ve boğaza kıyısı olan tüm Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere dünyanın büyük bir kısmı bunu kabul edilemez buldu. Artık stratejik hedef giderek tek bir konuya odaklanıyor: Hürmüz Boğazı uluslararası bir su yolu olarak mı kalacak, yoksa İran buradan kimin, hangi koşullarda geçeceğine karar verme yetkisini mi elde edecek? Kontrolü İran’a bırakmak, rejime yılda on milyarlarca dolar geçiş ücreti ve dünyanın geri kalanına enerji akışını ayarlama gücü sağlayacaktır. Bu durumda İran, küresel ekonominin termostatını fiilen kontrol edebilecek bir konuma gelecek.
İRAN'IN YENİ TAKTİĞİ VE KÜRESEL ETKİLERİ
İran boğazı fiziksel olarak kapatmıyor; bunun yerine sivil gemilere insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle saldırıyor. Bu da ticareti durdurmaya ve Hürmüz Boğazı’nın çatışma dönemlerinde dahi uluslararası bir geçiş yolu olarak kalacağı yönündeki köklü varsayımı alt üst etmeye yetiyor. Haziran 2025’teki on iki günlük savaşta bile, ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları sırasında boğaz etkilenmemişti. Ancak bu uzun süredir geçerli olan varsayım artık bozulmuş durumda ve bu durum ABD ile dünya için büyük bir meydan okuma oluşturuyor. İran’ın stratejisi, küresel enerji fiyatlarını yükselterek Beyaz Saray’ı boğazın kontrolünü tamamen devretmeye zorlamak. Ancak sivil gemilere ve Körfez geneline yönelik saldırı taktikleri, uzun vadede aleyhine işleyecek bir tepkiyi tetikliyor.
ALTERNATİF ENERJİ KORİDORLARI HIZ KAZANIYOR
Ortadoğu genelinde hükümetler ve enerji şirketleri, petrol, gaz ve malları Hürmüz Boğazı’ndan geçirmek yerine etrafından dolaştıracak boru hatları, limanlar ve ulaşım koridorlarının inşasını hızlandırıyor. ABD de bu girişimlere doğrudan destek sağlıyor. Boğaz önemini koruyacak olsa da bölge, onlarca yıl sonra ilk kez artık vazgeçilmez olmayabileceği bir geleceğe ciddi şekilde yatırım yapıyor. Ortadoğu’nun enerji haritası, İran’ın bu darboğaz üzerindeki baskısını azaltmak amacıyla yeniden çiziliyor. Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günde yaklaşık 23 milyon varil enerji ürünü geçiyordu. Artık hükümetler, boğazın periyodik olarak kapandığı veya ticari açıdan güvenilmez hale geldiği bir geleceğe hazırlanıyor. Bu, tek bir vazgeçilmez darboğaz yerine, İran’ın elini zayıflatacak çoklu ihracat rotaları sistemine yatırım yapılması anlamına geliyor.
SAĞLAM ALTERNATİF PROJELERİ VE HEDEFLERİ
Goldman Sachs, mevcut veya yeni inşa edilecek baypas rotalarının 2028 sonu itibarıyla boğazdan taşınan tipik petrolün yaklaşık yüzde 60’ını taşıyabileceğini tahmin ediyor. Bu kapsamda Suudi Arabistan, daha önce İran-Irak savaşı sırasında yaptığı gibi doğu-batı hattındaki boru hattı kapasitesini 2029 sonuna kadar günde 9 milyon varile çıkarmayı planlıyor. Birleşik Arap Emirlikleri de mevcut kapasitesini 2027 sonuna kadar ikiye katlayarak günde 3,6 milyon varile ulaştıracak. Irak yeni başbakanının Beyaz Saray ziyaretinin ardından, ABD’li petrol firmalarının Suriye ile koordineli olarak yapacakları on milyarlarca dolarlık yatırımla Irak ve Kuveyt petrolünü Akdeniz’e taşıyacak hatların yenilenmesi gündeme geldi. Irak-Türkiye hattının yenilenmesi, Irak-Ürdün arasında Akabe limanına uzanan boru hattının hızlandırılması da projeler arasında yer alıyor.
TARİHİ BİR ÖRNEK: BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından hayata geçirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan projesi, başlangıçta birçok uzman tarafından fazla iddialı bulunmuştu. Ancak 2006’da tamamlanan bu hat, Rus kontrolündeki ihracat yollarına bağımlılığı kalıcı olarak azalttı ve enerji altyapısının askeri ittifaklar kadar küresel siyaseti şekillendirebileceğini kanıtladı. Avrupa’nın Rus enerjisine bağımlı kalma yönündeki stratejik tercihi ise Moskova’ya daha sonra kullanacağı bir koz verdi. Körfez ülkeleri bu dersi İran söz konusu olduğunda tekrarlamamaya kararlı görünüyor. Ortadoğu başkentleri, bir zamanlar Hürmüz’ün güvenilir bir şekilde açık kalacağını varsayarken, şimdi bunun aksinin yaşanma ihtimaline karşı plan yapıyor. Esnek ve yedek ihracat rotaları, ABD desteğiyle ulusal güvenlik önceliği haline gelmiş durumda. İran’ın stratejisi, dünyanın Hürmüz Boğazı’na pratik bir alternatifi olmadığı varsayımına dayanıyor. Ancak bu geçiş yolunu silah haline getirerek komşularını, kendisine bağımlı olmayan bir bölge inşa etmeye ikna etmiş olabileceğini sonunda fark edebilir.