İran, savaşın baskısıyla Irak’taki milis güçlerine daha fazla yetki devrederek bazı grupların Tahran’ın onayı olmadan kendi başlarına operasyon yapmasına izin verdi. Bu değişim, üç milis üyesi ve iki yetkilinin aktardığına göre, savaşın yarattığı baskılar sonucu ortaya çıktı. İran destekli milislerin birçoğu Irak devlet bütçesinden finanse ediliyor ve güvenlik yapılanması içinde yer alıyor. Bu durum, saldırılarının hedefi olan ve Bağdat’ın daha sert bir tavır alması gerektiğini savunan ABD ve diğer ülkelerden eleştiri alıyor.
SAVAŞIN GÖLGESİNDE YETKİ DEVRİ
Ortadoğu’daki savaş, Irak devlet kurumlarının kırılganlığını ve bu grupları dizginleme konusundaki sınırlı kapasitesini ortaya çıkardı. Washington ile milisler arasındaki paralel çatışma krizi derinleştirirken, gruplar İran’ın bölgesel kampanyasının bir uzantısı olarak hareket etti. Nisan ayında kırılgan bir ateşkes anlaşmasına varılmadan önce Irak’taki ABD varlıklarına yönelik saldırılar tırmandı. Yetkililer ve uzmanlar, ateşkes anlaşması geçerli olsa bile Washington’un özellikle grupların daha bağımsız hareket etme yetkisi kazanmasıyla birlikte askeri ve siyasi baskıyı artıracağını belirtiyor. Geçtiğimiz Cuma günü ABD, dört katı İran yanlısı Iraklı milis grubunun yedi komutanına ve üst düzey üyesine yaptırım uyguladı.
MİLİSLERİN YENİ YAPILANMASI
İran destekli milislerin merkeziyetsiz bir kontrole geçişi, savaşın hemen ardından kendini gösterdi. 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ilk günlerinde bir İran heyeti Irak’ın Kürt bölgesine geldi. Heyet, ABD askeri üsleri, ticari çıkarları ve diplomatik misyonları yakınında milis saldırılarının tırmanması halinde Irak Kürt yetkililerinin bu konuda şikayetle Tahran’a gelmemeleri gerektiğini, zira yapacak fazla bir şey olmadığını söyledi. Geçmişte Iraklı Kürt liderler saldırıların ardından neden hedef alındıklarını sormak için İranlı yetkilileri arardı. Bu değişim, Haziran ayındaki 12 günlük savaştan çıkarılan dersleri yansıtıyor. O savaşta operasyonlar sıkı bir şekilde merkeziyetçiydi, sonrasında ise sahada daha fazla yetki devredildi.
IRAK HÜKÜMETİ ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR
Irak hükümetinin milisleri dizginleme çabalarının merkezinde bir paradoks yatıyor: Hükümetin kontrol edemediğini söylediği gruplar, onu iktidara getiren siyasi partilere bağlı. Nüfuzlu İran yanlısı Şii gruplardan oluşan bir ittifak olan Koordinasyon Çerçevesi, 2022’de Muhammed Şiya Sudani’yi başbakan yapmıştı. Sudani şimdi uzun süreli bir siyasi tıkanıklık ortasında kayyum başbakan olarak görev yapıyor. ABD hedeflerine saldıran milis güçleri sivil toplum örgütleri değil; 2014’te Musul’un düşüşünden sonra DEAŞ’ı yenmek için gönüllü birlikleri resmileştirmek amacıyla kurulan devlete ait Halk Seferberlik Güçleri’nin (PMF) bir parçası. PMF, Irak ordusunu geride bırakan güçlü bir yapıya dönüştü; savaşçıları devlet maaşı alıyor ve silah ve istihbarat da dahil olmak üzere hükümet kaynaklarına erişiyor.
MİLİSLERDEN HÜKÜMETE DİRENÇ
Sudani, milis etkisini sınırlamak için PMF’yi daha da kurumsallaştırmak ve zaman zaman devlet otoritesi dışında hareket eden komutanları görevden almak gibi sınırlı adımlar attı. Ancak çabalar milis gruplarından ciddi bir dirençle karşılaştı. PMF’nin daha da kurumsallaştırılması, bu grupların devlet içindeki konumlarını daha da derinleştirdi. ABD, en katı grupları Irak siyasi sistemine daha fazla entegre olmuş diğerlerinden izole etmeye çalışabilir. Harakat Hizbullah El-Nüceba sözcüsü Mehdi El-Kaabi, grubun hem İran’la ittifakını hem de Irak devlet meşruiyeti iddiasını vurgulayan ikili bir çerçeve sundu. Grubu İran’ın bölgesel “ekseninin” Lübnan Hizbullah’ı ve Yemen Ensarullah’ı ile birlikte bir parçası olarak tanımlarken, aynı zamanda Irak siyasi düzeni içinde faaliyet gösterdiklerinde ısrar etti.