ABD ile İran arasındaki savaş, imzalanan anlaşma ve başlatılacak yeni görüşmelerle en azından şimdilik durdurulmuş durumda ve Başkan Donald Trump Amerikalılara kazandıklarını söylüyor. Trump, sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda “Bir şey değil!” yazarken, İran ile 60 gün daha müzakere etmek için mutabakat zaptının faydalarını sıraladı: “Petrol akıyor, İran asla nükleer silah sahibi olamayacak, hisse senetleri yükseliyor, istihdam rekor kırıyor ve fiyatlar düşüyor. Ülkemiz her zamankinden daha güçlü, güvenli ve saygın.” Ancak çatışmanın 100 günü aşkın süresinin objektif bir analizi, Trump’ın büyük harflerle yazdığı hikayeden daha nüanslı bir tablo ortaya koyuyor. İşte savaşın ABD’yi nasıl etkilediğine dair önemli rakamlar ve eğilimler.
SAVAŞIN MALİYETİ: 40 MİLYAR DOLAR
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) ön verilerine göre, çatışma Savunma Bakanlığı’na yaklaşık 40 milyar dolara mal oldu. Bu rakam mühimmat, tahrip edilen ekipman ve üslerdeki hasarı kapsıyor ancak bakanlığın 1 trilyon doları aşan 2026 mali yılı bütçesine dahil edilen operasyonel maliyetleri içermiyor. CSIS kıdemli danışmanı Mark Cancian’a göre mühimmat en büyük harcama kalemiydi ve uzun menzilli, son derece karmaşık ve pahalı silahlar yoğun şekilde kullanıldı. Örneğin bir Tomahawk füzesi yaklaşık 2,5 milyon dolar ve ABD bunlardan yaklaşık bin adet kullandı. Pentagon 80 milyar dolarlık ek bütçe talebinde bulunurken, kaynaklar bu miktarın 20 milyar dolardan azının İran savaşının acil ihtiyaçlarıyla ilgili olduğunu belirtti. Savaşın günlük maliyeti, daha az sıklıkta saldırı ve pahalı silah kullanımının azalmasıyla düştü. CSIS, savaşın ilk 100 saatinin 3,7 milyar dolara mal olduğunu, 12. günde kümülatif maliyetin 16,5 milyar dolar civarında olduğunu hesapladı. Savunma Bakanlığı’nın yanı sıra İç Güvenlik ve Gazi İşleri gibi diğer kurumların maliyeti ise 1 milyar doları buldu.
BENZİN FİYATLARI VE YAKIT KRİZİ
Savaş benzin fiyatlarını yukarı çekti. Ülke genelinde galon başına ortalama 3 doların altında olan benzin fiyatı, savaş boyunca 4 doların üzerine çıktı. Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının yeniden başlamasıyla birlikte fiyatların düşmesi bekleniyor ancak bunun zaman alacağı belirtiliyor. Cuma günü ABD ortalaması 3,97 dolar olarak ölçülürken, Perşembe günü 30 Mart’tan bu yana ilk kez 4 doların altına indi. Brown Üniversitesi’nin enerji maliyeti takibine göre, Amerikan haneleri savaş olmasaydı ödeyeceklerinden 253 dolar daha fazla harcadı. Dizel fiyatı savaş öncesi 3,80 dolar seviyesindeyken 15 Haziran itibarıyla 5 doların üzerine çıktı. Artan fiyat nedeniyle Amerikalılar dizel için yaklaşık 27,1 milyar dolar fazladan ödedi. Savaş ayrıca gübre fiyatlarını da yükselterek tarımı uzun vadede etkileyebilecek bir durum yarattı.
STRATEJİK PETROL REZERVLERİ TÜKENİYOR
Körfez kıyısındaki tuz mağaralarında tutulan ulusal acil durum petrol rezervi, hem Biden yönetiminin Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle hem de Trump yönetiminin İran savaşı nedeniyle tüketildi. Rezerv, 1983’ten bu yana en düşük seviyesine indi. Orta Doğu’dan yaklaşık dört aydır petrol çıkmıyor. Kpler verilerine göre savaş sırasında toplam 1,15 milyar varil petrol arzı kaybedildi. Dünya, petrolü başka kaynaklardan sağlamaya çalıştı: Venezuela ve Brezilya üretimi artırdı, ABD Avrupa’ya jet yakıtı ve Avustralya’ya dizel gönderdi. Trump yönetimi yüz milyonlarca varil Rus ve İran petrolünün yaptırımlarını kaldırdı. 32 ülke tarihin en büyük acil durum petrol stoku salımını koordine etti. Yine de yetersiz kaldı. Oklahoma’daki kritik petrol merkezi Cushing, operasyonel stres seviyesine ulaştı. ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre Cushing’de sadece 20 milyon varil petrol kaldı. Trump bu durumu G7’de kabul ederek “Yedekler yaklaşık dört hafta içinde tükenirse kaosu görmek ister misiniz?” dedi.
ENFLASYON VE EKONOMİK ETKİLER
Trump, politikalarının fiyatları yükseltmesine açıklama bulmakta zorlandı. Zaman zaman “uygun fiyat” fikrinin bir aldatmaca olduğunu söyledi, ardından “enflasyonu seviyorum” dedi ve savaş bittiğinde fiyatların “kaya gibi düşeceğini” savundu. Ancak enflasyonun düşmesi fiyatların daha hızlı yükselmemesi anlamına gelir, fiyatların gerilemesi değil. Yıllık enflasyon üç yıl sonra ilk kez %4’ün üzerine çıktı. Bu, Fed’in faiz indirimi için görmek istediği seviyenin iki katı. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın ilk toplantısında faizleri düşürmemesi bu nedenle. Fiyat artışları, ortalama Amerikan maaş artışını geçti: Nisan ve Mayıs aylarında enflasyon maaş zammını yedi. Tüketici güveni Haziran’da arttı ancak tarihsel ortalamaların altında. Hisse senedi piyasaları savaşa rağmen rekor kırmaya devam etti. Tahviller, artan enflasyon endişeleriyle satıldı ve 10 yıllık Hazine tahvil getirisi Mayıs’ta bir yılın en yükseğine çıktı. Ortalama 30 yıllık sabit faizli mortgage oranı %6,47’ye geriledi ancak yüksek faizler konut piyasasını dondurdu. Piyasalar Fed’in bu yıl faiz artırmasını bekliyor.
TRUMP'IN ONAY ORANLARI DÜŞÜYOR
Başkanın sadık bir destekçi kitlesi olsa da, ülkenin çoğunluğu performansını onaylamıyor. Savaş öncesi Şubat ayında Trump’ın onay oranı %38’di. 15 Haziran itibarıyla bu oran %37’ye düştü. Bir ankete göre, kayıtlı seçmenlerin sadece %31’i Trump’ın ekonomi yönetimini, %35’i ise İran politikasını onaylıyor.