ABD ve İran, üç aydan uzun süredir devam eden çatışmayı sona erdirecek anlaşmaya yaklaşırken, İran’daki sertlik yanlıları şartları sert dille eleştiriyor. Devlet medyasında ‘mutabakat metni’ olarak adlandırılan anlaşmanın ayrıntılarına yönelik eleştiriler yükselirken, bazı mitinglerde müzakereciler aleyhine sloganlar atıldı. Ancak rejimin son sözü söyleyeceği belirtiliyor. ABD Başkanı Donald Trump, mutabakatın Pazar günü imzalanacağını öne sürdü ancak Tahran’dan henüz resmi bir onay gelmedi.
MUHALEFETİN ODAĞINDAKİ GRUP: PAYDARİ CEPHESİ
İran’da yükselen muhalefet, kendilerini 1979 devriminin değerlerinin koruyucusu olarak gören ve “Jebhe‑ye Paydari” (Direniş Cephesi) adı verilen bir fraksiyondan geliyor. Son aylarda İranlı yetkililer, Trump ile müzakereleri dikkatle dengelerken Paydari grubu da dahil ülkenin farklı siyasi kesimlerini yatıştırmaya çalıştı. Grubun üyelerinin Nisan ayında Pakistan’da Amerikalı müzakerecilerle yapılan görüşmelere dahil edilmesi, Tahran’ın iç bütünlüğü gösterme çabası olarak yorumlanmıştı. Ancak aşırılık yanlısı grup, üyeleri ve medya organları aracılığıyla anlaşmaya yönelik eleştirileri tırmandırarak, ABD yönetiminin İslam Cumhuriyeti’ni zayıflatma hedefine karşı taviz koparmaya çalışan İranlı müzakereciler üzerindeki baskıyı artırdı.
NABAVİAN’DAN SERT ELEŞTİRİLER
Grubun önde gelen isimlerinden Mahmud Nebavian, anlaşma imzalanırsa “etkin bir biçimde ABD’nin sömürgesi haline geleceğiz” dedi. Nebavian, anlaşmanın Hürmüz Boğazı’nı “İsrail’e bile” açacağını öne sürdü. Daha önce müzakere ekibinde yer alan Nebavian, “En küçük bir uranyum zenginleştirme faaliyeti yapmak için bile önce ABD’den izin almak zorunda kalacağız; ilaç ya da elektrik üretimi gibi amaçlar için bile” diye konuştu. Nebavian, İran’ın denizaşırı dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve yaptırımların hafifletilmesinden ne zaman fayda sağlayacağının da belli olmadığını ekledi. “Ne kadar zayıflık sinyali verirsek, savaş bize o kadar yaklaşır” ifadelerini kullandı. Anlaşma metni resmi olarak yayımlanmış değil.
PROTESTOLAR VE REJİMİN TEPKİSİ
Sertlik yanlıları anlaşmaya karşı protestolar da düzenledi. Pazar gecesi Dışişleri Bakanlığı önünde büyük bir gösteri organize edilerek İran’ın üst düzey diplomatı Abbas Arakçi hedef alındı; bu eylem birlik çağrılarına açık bir meydan okumaydı. Medya ve sokaklardaki yükselen muhalefet üzerine, Lider Ali Hamaney’in sosyal medya hesapları Mart ayındaki “medyanın zayıflıklara odaklanmaktan ciddi şekilde kaçınması” çağrısını yeniden paylaştı. Devrim Muhafızları’na yakın bir yayın organı, bazı konuşmacıların Hamaney’in talimatlarını görmezden geldiğini ve “halk arasında ayrılık tohumları ektiğini” söyledi. Cumartesi günü Tahran’daki bir mitingde katılımcılar, sosyal medyadaki videolara göre Arakçi ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf’ın istifasını talep etti. Aynı protestocular, Şubat ayında çatışmanın başında öldürülen eski Lider Hamaney’in babasını anarak “Kalibaf, Arakçi – Liderimin kanının hesabı ne olacak?” sloganı attı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a yakın bir yetkili olan Ali Rabiei, Pazar günü “yapay anlatılar” yaratılmasına karşı uyarıda bulundu. Yarı resmi bir haber ajansı ise, “Dün gece maalesef bazı yetkililere yöneltilen çirkin hakaretler belirli ve çok sınırlı bir grup tarafından yapılmış olsa da, bu tür davranışlar o sınırlı ölçekte bile kabul edilemez” açıklamasını yaptı. Aynı kaynak, eleştiri veya protesto varsa bunu ifade etmenin makul ve nezih yolları bulunduğunu belirtti.
ANLAŞMAYI ENGELLEME GÜCÜ VAR MI?
İslam Cumhuriyeti’nde ABD ile anlaşmaya karşı çıkan sesler her zaman var oldu. Asıl soru, bu seslerin yaklaşan imzayı raydan çıkaracak ya da kapsamlı bir anlaşmaya yönelik gelecekteki müzakereleri baltalayacak kadar güçlü olup olmadığı. İran rejimi (nezam) – Lider, Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı, Meclis Başkanı ve ordu dahil – Trump ile diplomatik çözüm müzakerelerinde birlik içinde olduğunu göstermeye çalışıyor. Ancak İslam Cumhuriyeti’nin devlet yayıncısı, köklü muhafazakar politikacılar ve ABD ile İsrail’e karşı savaşta zafer kazandığını iddia eden protestocular gibi temel unsurlar, anlaşmayı savaşın kazanımlarından vazgeçmek olarak görüp karşı çabalarını yoğunlaştırdı. İran’da, sanılanın aksine canlı ve farklı bir siyasi tartışma ortamı var. Devletin yapıları içinde faaliyet göstermelerine izin verilen çeşitli fraksiyonlar, kendi medya organları tarafından destekleniyor; ancak bu gruplar İslam Cumhuriyeti’nin temel unsurlarına, özellikle de Lider’e meydan okumadıkları sürece varlıklarını sürdürebiliyor. ABD ve İsrail’de Tahran ile anlaşmaya karşı çıkan sesler olduğu gibi İran’da da karşıt fraksiyonlar var. Bu sesler doğrudan Lider’i hedef almaktan kaçınsa da, artık Ali Hamaney’in anlaşmayı onaylarken aldatıldığını iddia edecek kadar cesur davranıyor. Ancak rejim kontrolü elinde tutuyor. Muhalefet zaman zaman yüksek sesli ve bölücü olsa da, karar verme yetkisi bu savaşın yıkamadığı köklü yönetim yapısının elinde kalmaya devam ediyor.