İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran’da düzenlediği haftalık basın toplantısında iç ve dış gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Uluslararası anlaşmalara katılım kararlarının yalnızca milli çıkarlar doğrultusunda alındığını vurguladı. Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsü Sözleşmesi’nin Meclis’e sevk edilmesine yönelik eleştirilere de yanıt verdi. Bekayi, belgenin 2018’den bu yana tüm yetkili kurumlar bünyesinde etraflıca incelendiğini kaydetti. “İran İslam Cumhuriyeti, milli çıkarları ve maslahatları doğrultusunda bağımsız karar verir” dedi.
SÖZLEŞMENİN KADERİ MECLİS'İN ONAYINA BAĞLI
Kıyıdaki beş ülkeden dördünün sözleşmeyi onayladığını hatırlatan Bekayi, belgenin yürürlüğe girmesi için beş ülkenin de onayı gerektiğini belirtti. “Diğer ülkelerin bu belgenin bir an önce yürürlüğe girmesini istemeleri son derece doğaldır” ifadelerini kullandı. İran’ın kendi çıkarlarını gözettiğini ve yedi yılda metnin Meclis’e gönderilmesi aşamasına gelindiğini söyledi. Bu konuyu savaş şartlarıyla ilişkilendirmenin doğru olmadığını vurguladı. “Anayasa gereği nihai kararı verecek olan yer İslami Şura Meclisi’dir” dedi. Dışişleri Bakanlığı olarak görevlerini yaptıklarını ancak belgenin geleceğine Meclis’in karar vereceğini aktardı.
TABAN HATTI TARTIŞMALARINA AÇIKLIK
Bekayi, sözleşmeyle ilgili kamuoyundaki bazı iddialara da açıklık getirdi. Metinde Hazar Denizi’nin taban hatlarının belirlenmesine ilişkin bir hüküm bulunmadığını söyledi. Bu konunun ikili müzakerelerle yürütüleceğini ifade etti. İran’ın deniz tabanı payının yüzde 50 mi yoksa yüzde 20 mi olacağı tartışmalarının zihinsel ezberlere dayandığını belirtti. “Bu sözleşmede esasen taban çizgisi ele alınmıyor” dedi. Türkmenistan ve Azerbaycan ile ikili görüşmelerin devam ettiğini aktardı. Hükümetin, belgenin Hazar’ın askerileştirilmesini engellemesi gibi hukuki çerçeveleri dikkate aldığını kaydetti.
BÖLGE ÜLKELERİ GÜVENLİK ALGISINI DEĞİŞTİRDİ
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Anlaşması’na ilişkin soruyu yanıtlayan Bekayi, bölgesel aktörlerin güvenlik algısında köklü bir değişim yaşandığını savundu. “Bölge ülkeleri, son iki üç yılda yaşanan olayların ardından güvenliğin sahte tüccarlardan satın alınamayacak bir unsur olduğunu anladılar” dedi. İran’ın temel politikasının dış güçlere dayanmayan içsel bir güvenlik mimarisi oluşturmak olduğunu belirtti. Siyonist rejimin Gazze’deki soykırımı ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarının bölgedeki en büyük tehdidi gösterdiğini söyledi. Bölge ülkelerinin artık ABD’nin vaat ettiği güvenliğe tek başına dayanamayacaklarını idrak ettiğini ifade etti. ABD’nin kendisinin bu güvensizliğin bir parçası olduğunu vurguladı.
MEKKE ANLAŞMASI İRAN İÇİN TEHDİT DEĞİL
İran’ın bu paktı kendisine yönelik bir tehdit olarak görüp görmediği sorusuna Bekayi net yanıt verdi. “Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile derin dini, tarihi ve kültürel bağlarımız var” dedi. Bu anlaşmanın İran’a karşı olduğunu düşünmek için hiçbir neden olmadığını belirtti. Bölge ülkelerinin kendi imkanlarına dayanarak dış müdahalelerden bağımsız bir yol arayışında olmasının önemli bir işaret olduğunu söyledi. Bu gelişmeyi bölge ülkelerinin güvenlik algısındaki değişimin göstergesi olarak değerlendirdi.
KUVEYT'E KONSOLOSLUK ERİŞİMİ ÇAĞRISI
Kuveyt’in ülkedeki tek İran okulunu kapatması ve tutuklanan dört İran vatandaşına konsolosluk erişimi vermemesine Bekayi sert yanıt verdi. Kuveyt yönetimini uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı. “Kuveyt hükümeti uluslararası hukuktan doğan taahhütlerine aykırı davranarak vatandaşlarımıza konsolosluk erişimi sağlamayı reddetmektedir” dedi. Bu talebin son derece meşru ve yasal olduğunu vurguladı. Kuveyt makamlarının karardan dönmesini ve vatandaşların serbest bırakılmasını beklediklerini belirtti. Yıllardır faaliyet gösteren İran okulunun kapatılmasını tamamen siyasi ve izahı olmayan bir adım olarak nitelendirdi. Bölge ülkelerinin topraklarını ABD’nin illegal eylemlerine tahsis etmekten kaçınması gerektiğini söyledi.
UCM'DEN ÇEKİLMELER SEÇİCİ ADALETE TEPKİ
Çad ve Venezuela’nın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden çekilme taleplerini değerlendiren Bekayi, bu durumun uluslararası toplumun adalet mekanizmalarına olan inancını yitirmesinden kaynaklandığını belirtti. UCM’nin İsrail’in Filistin’de işlediği savaş suçları karşısında ABD ve müttefiklerinin ağır baskısına maruz kaldığını söyledi. ABD’nin mahkeme savcılarına ve hakimlerine yönelik tehditlerinin birçok ülkeye seçici bir adalet mekanizması olduğunu gösterdiğini ifade etti. Cezasızlıkla mücadele etmek amacıyla kurulan bir kurumun bu hale getirilmesinin ana sorumlusunun ABD olduğunu kaydetti. İsrail’in suçlarına göz yuman ülkeleri de sorumlu olarak nitelendirdi.
HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN UMMAN İLE MÜZAKERE SÜRÜYOR
Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş rotaları ve Umman ile yürütülen müzakerelere değinen Bekayi, görüşmelerin yapıcı bir şekilde ilerlediğini aktardı. Geçiş ücreti alınıp alınmayacağına ilişkin detayların şu aşamada konuşulmadığını belirtti. Navigasyon güvenliği, çevre koruma ve denizcilik hizmetleri kapsamında gerekli mekanizmaların kurulacağını söyledi. Boğazın İran ve Umman arasındaki bir anlaşmazlık nedeniyle kapanmadığını vurguladı. Kapanma sebebinin ABD ve Siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırganlığı olduğunu belirtti. Yeni geçiş rotasının ikili müzakere olduğunu ancak tüm uluslararası denizciliği etkileyeceğini ifade etti.
ABD ABLUKASI SÜRDÜKÇE GÜVENLİK TAM OLMAZ
Bekayi, ABD’nin deniz ablukası devam ettiği sürece boğazın tamamen güvenli bir seyrüsefer hattına dönüştüğünü söyleyemeyeceklerini belirtti. ABD’nin ilan ettiği yasadışı eylemleri durdurması ve telafi etmesi gerektiğini vurguladı. İran’ın ABD ile herhangi bir doğrudan müzakere yürütmediğini aktardı. Sadece aracılar vasıtasıyla anlık mesaj alışverişi yapıldığını söyledi. Şu anki temel odak noktalarının Umman ile Hürmüz Boğazı rotasını netleştirmek olduğunu belirtti.
UKRAYNA'YA TAZMİNAT UYARISI
Ukrayna’nın bir İran ticari gemisine düzenlediği saldırıya ilişkin konuşan Bekayi, Kiev yönetiminin “saldırı kasıtsızdı” yönündeki açıklamasının kendilerini ikna etmediğini vurguladı. “Ukrayna tarafının bu eylemin kazara gerçekleştiği yönündeki iddiasını kabul etmedik” dedi. Üst düzey Ukraynalı yetkililerin saldırıyı kabul eden açıklamalarının ortada olduğunu belirtti. Ukrayna’nın saldırının yol açtığı zararları tazmin etmek zorunda olduğunu söyledi. Ukrayna bunu yapmazsa İran’ın kendi imkanlarıyla zararı tazmin edeceği uyarısında bulundu.
İRAN SATRANÇTA MAHİR BİR OYUNCU
ABD Başkanı’nın İran ile yürütülen arka kapı diplomasisini satranç oyununa benzetmesini değerlendiren Bekayi, “Işıklar açık da olsa kapalı da olsa, İranlılar son derece mahir satranç oyuncularıdır” ifadesini kullandı. Toplantının sonunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun nükleer silah iddialarını “30 yıllık bir yalan” olarak nitelendirdi. Bu tür dezenformasyonların hiçbir geçerliliği olmadığını sözlerine ekledi.