ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelerin en kritik maddelerinden biri, Tahran’ın elinde bulunan ve büyük bölümü silah sınıfına yakın oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbeti olarak öne çıkıyor. Başkan Donald Trump, İran’ın bu stoku teslim etmesi gerektiğini belirtirken, Tahran yönetimi nükleer programının barışçıl olduğunda ısrar ediyor. Uzmanlara göre mevcut durumda İran’ın elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum, haftalar hatta günler içinde silah sınıfı seviyeye ulaştırılabilecek kapasitede.
YAKLAŞIK 440 KİLOGRAM SİLAH SINIFINA YAKIN URANYUM
İran’ın elinde yaklaşık 970 pound (440 kilogram) ağırlığında ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum bulunuyor. Uluslararası denetçiler, bu miktarın 10 nükleer silah üretmeye yettiğini ifade ediyor. İran ve ABD’nin ateşkes anlaşmasına yaklaştığı bildirilirken, Trump anlaşmanın pazar günü imzalanacağını söyledi ancak İranlı yetkililer İsrail’in Beyrut’a yönelik saldırıları sonrası nihai kararın verilmediğini aktardı. Uranyum meselesi ise sonraki müzakerelerde kilit başlık olmayı sürdürecek.
Eski Ulusal Güvenlik Konseyi yetkililerinden nükleer malzeme uzmanı Eric Brewer, ABD’nin yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmayı içermeyen bir anlaşmayı kabul etmemesi gerektiğini söyledi. Nükleer silah üretimi için uranyum-235 izotopunun yüksek oranda zenginleştirilmesi gerekiyor. İran, bu işlemi Natanz, Fordow ve İsfahan tesislerindeki santrifüjlerde gerçekleştiriyor.
URANYUMUN GAZ HALİ VE YÜZDE 90 HEDEFİ
İran’ın yüzde 60 oranındaki zenginleştirilmiş uranyumunun, Haziran 2025’teki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetiminde olduğu gibi halen gaz formunda olduğu değerlendiriliyor. İran, ABD-İsrail ortak hava saldırılarının ardından temmuz ayında uluslararası denetçileri ülkeye sokmadı. Uzman Brewer’a göre, uranyumun silah sınıfı olarak kabul edilen yüzde 90 saflığa ulaştırılması, faal bir zenginleştirme tesisi olması halinde “sadece günler ila haftalar” sürecek.
Pentagon’un “Operation Midnight Hammer” adını verdiği Haziran 2025 operasyonunun İran’ın stokunu tamamen yok etmediği, İsfahan’daki uranyumun büyük kısmının enkaz altında kaldığı belirtiliyor. Trump, müzakerelerin başarısız olması halinde uranyumu geri almak için güç kullanma tehdidinde bulunmuştu. Askeri planlamacıların İsfahan’daki operasyon için binlerce asker gerektirebilecek ve yüksek zayiat riski taşıyan seçenekleri değerlendirdiği öğrenildi.
SAVAŞ ALANINDAN URANYUM ÇIKARMAK BENZERSİZ BİR OPERASYON
Nükleer uzmanlar, ABD’nin askeri bir operasyonla uranyumun tamamını tespit etmesinin ve güvenli şekilde çıkarmasının daha önce denenmemiş bir yöntem olduğunu belirtiyor. Brewer, İran’ın saldırı öncesinde uranyum malzemesinin bir kısmını başka yerlere dağıtmış olabileceğini söyledi. Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’ın uranyumu yok etmesi veya seyreltmesi gerektiğini, ABD’nin bu sürece fiziksel olarak veya başka yollarla dahil olacağını ifade etti.
İran’ın yüzde 60 saflıktaki uranyum gazını metale dönüştürme kapasitesine sahip olup olmadığı bilinmiyor ancak 2025 saldırıları öncesinde bu yeteneğe sahip olduğu belirtiliyor. Rejimin nükleer silah üretimini ne kadar hızlı tamamlayabileceği de net değil. Harvardlı fizikçi Hui Zhang, Çin’in 1964’te uranyum zenginleştirmesini tamamlamasının ardından bombayı monte etmesinin sadece üç ila beş hafta sürdüğünü yazdı.
URANYUMUN ETKİSİZ HALE GETİRİLMESİ İÇİN İKİ SEÇENEK
Eski Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi yetkilisi Scott Roecker, İran’ın düşük orandaki 5 bin 900 kilogramlık uranyum stokunun bile kaldırılmasının gerekebileceğini çünkü İran’ın ileri santrifüj teknolojilerine sahip olduğunu belirtti. Roecker, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum için “Bu malzemenin sivil bir amacı yok” dedi.
Uzmanlara göre İran’ın uranyum stokunu etkisiz hale getirmek için iki ana seçenek bulunuyor. İlk seçenek, uranyum gazının daha stabil bir toz formuna dönüştürülmesi ve ABD’nin mobil nükleer malzeme tesisi ile taşınması. Bu sürecin haftalar sürebileceği belirtiliyor. İkinci seçenek ise “seyreltme” yöntemiyle uranyum saflığının düşürülmesi. Bu işlem İran topraklarında yapılabiliyor. Her iki yöntemde de uluslararası denetim ve doğrulamanın kritik olduğu vurgulanıyor. Brewer, İran’ın tam işbirliği yapması halinde bile doğrulamanın zor olacağını, stokun bir kısmının saldırıda imha olduğu iddiasının doğrulanamayabileceğini ifade etti.