İspanya’nın Toledo eyaletindeki ölümcül tren kazası, Başbakan Pedro Sánchez’in hükümetine yönelik yeni eleştirileri beraberinde getirdi ve ülkenin kamu altyapısına yaptığı yatırımları sorgulattı. Ulusal seçimlerin yapılacağı Kasım ayından yalnızca birkaç hafta önce meydana gelen bu kaza, bu yıl İspanya’da yaşanan üçüncü ölümcül tren kazası olup, demiryolu bakımı, yatırımları ve personel seviyeleri hakkında endişeleri artırdı. Bu trajedi, Sánchez’in sol görüşlü hükümetine yeni bir darbe vurdu; hükümet, daha önce yolsuzluk skandalları, konut fiyatları üzerindeki protestolar ve bu yılın başlarında Ceuta’dan gerçekleştirilen kitlesel göç olayları ile zaten zor bir dönemden geçiyordu.
İKİNCİ KAZA VE GÜVENLİK SORUNLARI
Sánchez, 29 Kasım’da erken seçim çağrısında bulunarak bir risk aldı. Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) anketlerde muhafazakâr Halk Partisi’nin (PP) gerisinde kalsa da son haftalarda ivme kazanmaya başlamıştı. Ancak bu son felaket, muhalefet partilerinin gücünü artırabilir. Analist Grégoire Roos, “Sánchez’e olan güven krizi ile demiryolu kurumuna olan güven krizi bir arada yaşanıyor,” dedi. Roos, tren kazasının seçim sonuçlarını belirleyip belirlemeyeceğinin belirsiz olduğunu, ancak sağcı muhalefet partileri için bir fırsat sunabileceğini belirtti.
KAZANIN NEDENLERİ
İspanya Ulaştırma Bakanı Óscar Puente, en az 69 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı çarpışmanın, hem bilgisayar sistemi arızası hem de insan hatasından kaynaklandığını ifade etti. Bu durum, sendikaların hemen tepki göstermesine yol açtı; sendikalar, kapsamlı bir soruşturma talep ederek, bir tren kontrolcüsünün sistemik sorunların günah keçisi haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı. Çarşamba akşamı Madrid’deki protestolarda, bazı göstericiler “yolsuzluk öldürür” ve “çekil!” yazılı pankartlar taşıdı.
SANCHEZ’İN YANITI
Sánchez, kazanın ardından yaptığı açıklamada, hükümetinin bu trajedinin her yönünü aydınlatmak için çalıştığını belirtirken, güvenlik önlemlerinin güçlendirileceğini vurguladı. “Eğer bir ihmal varsa, bu gün yüzüne çıkacak,” dedi. Ayrıca, “Aynı yıl içinde yüksek hızlı demiryolu ile ilgili iki korkunç trajedi yaşadık,” diyerek, Ocak ayında Córdoba’da meydana gelen başka bir kazayı hatırlattı.
İŞÇİ SENDİKALARININ TALEPLERİ
Tren kazasının ardından, tren sürücülerinin sendikası SEMAF, daha güçlü güvenlik önlemleri talep etmek amacıyla ülke genelinde önceden planlanmış bir grev gerçekleştirdi. Sendika, Madrid’deki Atocha istasyonundaki kontrol merkezine ait ses kayıtlarının medyaya sızdırılmasını eleştirdi. Diğer bir sendika olan CSIF, hükümetten soruşturmanın saygı gösterilmesini ve ADIF’in trafik sorumlusunun masumiyet karinesine saygı gösterilmesini talep etti.
GÜVENLİK SİSTEMİ GÜNCELLEMESİ
İspanya’nın demiryolu trafiği kontrolörleri sendikası SCF, hükümetin demiryolu güvenlik sistemine daha fazla yatırım yapmasını ve mevcut sistemin modern teknolojilerle değiştirilmesini talep ediyor. Ulaştırma Bakanlığı, 1992 yılında tanıtılan mevcut LZB güvenlik sistemini güncellemeye çalışıyor. Sendikalar, tren istasyonu kontrol merkezlerinde uzun çalışma saatleri ve yetersiz personel sorunlarının yaygın olduğunu belirtiyor.
ALTYAPI YATIRIMLARI VE KAMU HİZMETLERİ
İspanya, son on yılda demiryolu ağını hızla genişletti. Ancak, yatırım yapıldığı dönemde kamu altyapısına ayrılan fonların çoğu yeni hatlara yönlendirilirken, mevcut hatların iyileştirilmesi ve yenilenmesi ikincil öneme sahip oldu. İspanyol gazeteci Ramón González Férriz, hükümetin, 2008 mali krizinden önce altyapıya büyük yatırımlar yaptığını, ancak sonraki hükümetlerin bu geniş demiryolu sistemini sürdürmenin oldukça maliyetli hale geldiğini ifade etti.
Kazaların ardından kamu hizmetlerine olan güvenin azaldığını belirten González Férriz, bu durumun sol görüşlü seçmenleri sağa yönlendirmeyeceğini, ancak seçim günü evde kalmayı tercih edenlerin sayısını artırabileceğini söyledi.