Güney Lübnan’da, kıyı yolunda ilerlerken, yolda dizili Lübnan ve Hizbullah bayrakları aniden İsrail bayraklarına dönüşüyor. Kısa bir süre sonra, molozlarla dolu evlerin balkonlarından nöbet tutan askerlerin bulunduğu bir İsrail kontrol noktasına ulaşılıyor. Manzara düzleşiyor; köy köy, ev ev yıkılmış. İşte işgal altındaki İsrail’in Lübnan’ı böyle görünüyor. Bu bölgeye girmek için izin verilen bir konvoya katılarak, üç çoğunlukla Hristiyan köyde yaşayanların evlerine ulaşmaları sağlandı. Bu köyler, çevresindeki Şii Müslüman köylerin yaşadığı yıkım kaderinden kurtulmuş durumda.
İSRAİL’İN LÜBNAN İŞGALİ
İsrail, Mart ayında Hizbullah’ın, İran’ın desteklediği Şii Lübnanlı bir militan grubu olarak İsrail’e yönelik saldırıları yeniden başlatmasıyla güney Lübnan’a girdi. Bu saldırılar, İran’ın Süper Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in suikastını intikam almak amacıyla gerçekleştirildi. O tarihten bu yana, İsrail ordusu yaklaşık 10 kilometre derinliğinde bir bölgeyi işgal ederek, bu bölgeyi “güvenlik bölgesi” ilan etti. Bu bölge, İsrail’in kuzeyinde yaşayan halkı Hizbullah’ın roket saldırılarından koruma amacı taşıyor. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, sınır yakınlarındaki köylerdeki tüm evleri yok edeceğine söz verdi. Yerel halk, bu tehdidin somut kanıtlarını yaşıyor. Çoğu köy, sistematik bir şekilde İsrail güçleri tarafından yerle bir edildi. Halen ayakta kalan Hristiyan köylerin sakinleri, komşu topluluklardaki her gün yapılan kontrollü yıkımların sesini duyduklarını aktarıyor.
ÖLÜ SAYISI VE GÖÇ
Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında 4,300’den fazla kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler, İsrail’in işgali başladığından bu yana 350,000’den fazla kişinin yerinden edildiğini bildiriyor. Yolculuğumuz devam ederken, kıyamet manzarası arasından birden hayat beliriyor. Binalar sağlam duruyor, araçlar sokaklarda hareket ediyor ve çocuklar bisiklete biniyor. Ancak gerçek, göründüğünden çok daha karmaşık. Rmeish, Ain Ebel ve Debel köyleri, büyük ölçüde İsrail’in bombardımanından kurtulmuş durumda. Ancak bu köylerin sakinleri, neredeyse tamamı Hristiyan olan bu insanlar, diğer Lübnan bölgeleriyle irtibatları kesilmiş bir şekilde yaşıyor. Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen konvoylara katılmadan köylerinden çıkamıyorlar.
İNSANİ DURUM VE ZORUNLU GÖÇ
Ronnie ve Rita Alam, Mart ayında iki kızlarıyla birlikte Rmeish’ten kaçtı. İsrail bombardımanlarının yoğunlaşması nedeniyle Beyrut’ta kiralık bir ev bulmak zorunda kaldılar. Ronnie, dört ay sonra ailesini Rmeish’e geri götürmekteydi ama işine geri dönmek zorundaydı. Rita, “Evime döneceğim için mutluyum ama eşim yanımda olmayacak,” diyerek duygusal bir an yaşadı. “Ailem ayrılıyor,” diye ekledi, gözyaşlarını silerek. “Dördüz ve şimdi üç olacağız.”
ATEŞKES VE İSRAİL SALDIRILARI
Teknik olarak bir ateşkes mevcut, ancak İsrail’in güney Lübnan’daki saldırıları her gün devam ediyor. İsrail, bunun son ateşkes anlaşmasına uygun olduğunu savunuyor. Ronnie, ailesini köylerine geri göndermenin mali açıdan bir zorunluluk olduğunu ifade etti. “Sivillerin bu olaylarla bir ilgisi yok. Neden evlerini kaybetsinler? Bu yıkım bir utanç… ne için? Savaş için? Savaş istemiyoruz!” dedi. Ain Ebel’deki başka bir Hristiyan köyünde Yorgos Mitri, savaşın sesine alışmış. İki yaşındaki oğlu Joe bile savaş uçaklarının sesini tanıyor. Ain Ebel’in çevresinde, sürekli bombardıman ve yıkımlarla harabe haline gelmiş köyler var. Mitri, evine olan bağlılığı ve geri dönememek korkusuyla burada kalmayı tercih etti.
LEBANON’UN GÜVENLİK ZAFİYETLERİ
Lübnan ordusu, İsrail’in işgal ettiği bölgelerde güvenlik sağlama çabasında, ekonomik krizle başa çıkmakta zorlanıyor. Askerlerin maaşları 500 dolara kadar düşerken, ekipmanları da yetersiz durumda. Lübnan ordusu, İsrail’in hava saldırıları sonucunda 2026 yılında 34 askerini kaybetti. Zawtar al-Gharbiyeh köyünde, İsrail ordusunun varlığı yok. Ancak, birkaç yüz metre ileride, İsrail tankları ve buldozerler, yıkım çalışmalarına devam ediyor. Yerel halk, her gün havada İHA’ların uçtuğunu ve top atışlarının sesini duyduklarını aktarıyor.
HEZBOLLAH VE TOPLUMSAL DEĞİŞİM
Lübnan’ın acılı tarihindeki mezhepsel şiddet her zaman yüzeyin altında kaynıyor. Birçok kişi, Hizbullah’ın İsrail ile olan savaşının kıvılcım olabileceğinden endişeli. Hizbullah, güney Lübnan’daki Şii Müslüman nüfusu arasında, İsrail saldırılarına karşı bir koruma ve sosyal hizmet sağlayıcı olarak görülüyor. ABD ve Birleşik Krallık, Hizbullah’ı terör örgütü olarak tanımlıyor. Lübnan ordusu, İsrail’in, Hizbullah’ı silahsızlandırma çabalarının yetersiz olduğunu savunuyor. Ancak, Lübnan yasaları orduya özel mülklere girmeyi yasaklıyor.
POLİTİK DURUM VE GELECEK
İsrail ve Lübnan arasındaki müzakereler tıkanmış durumda ve İsrail’in işgal altındaki topraklarından çekilme niyetine dair bir işaret yok. İsrail Savunma Bakanı, ABD’nin talep etmesi durumunda bile Lübnan’dan çekilmeyeceklerini duyurdu. Lübnan ordusu, siyasi müzakerelerin olumlu sonuç vermesi durumunda daha fazla pilot bölgeye hazır olduğunu belirtirken, bu çabaların başarılı olması için karşı tarafın anlaşmaya sadık kalması gerektiğinin altını çizdi. Şu ana kadar, Zawtar al-Gharbiyeh nüfusunun yalnızca yüzde beşi evlerine dönebildi. Mahmoud Darwish, köyüne dönenlerden biri olarak, evinin yıkık dökük halde olduğunu gördü. “Bu, İsrail ve Amerika,” diyerek, temiz elini kaldırdı. “Bizi öldürdüler, evlerimizi yıktılar. Bizimle nasıl barış yapacaklarını sanıyorlar?”