İsrail’de Gazetecilere Yönelik Tehditler Seçim Öncesi Tırmanıyor

Kudüs’teki gelişmeler, İsrail’de seçimlere üç aydan az bir süre kala medya kuruluşlarına yönelik saldırıların endişe verici boyutlara ulaştığını gösteriyor. Channel 12’nin Tel Aviv’deki merkezinin girişine yerleştirilen güvenlik kamerası, saldırıyı tüm çıplaklığıyla kaydetti. Maskeli bir kişi, İsrail’in en çok izlenen televizyon kanalının cam kapısına koşarak tuğla fırlattı ve kapıyı paramparça etti.

Olay yerinde bırakılan imzasız mektupta çok sayıda kamu figürünün ismi yer alırken, “Bir dahaki sefere tuğla sizin kafalarınızdan birine isabet edecek” ifadesi kullanıldı. Mektupta ayrıca “Sonunda birisi ölecek” uyarısında bulunuldu. Salı günü gerçekleşen bu saldırı, bir ay içinde İsrail’deki medya kuruluşlarına yönelik en az üçüncü vandalizm eylemi olarak kayıtlara geçti. Gazetecilere yönelik tehdit, grafiti ve yıldırma girişimlerinin tırmandığı bir ortamda yaşanan saldırı, Ekim ayında yapılacak seçimler öncesinde ülkedeki gerginliği gözler önüne serdi.

GAZETECİLERDEN NETANYAHU'YA SUÇLAMA

Channel 12’nin ana haber sunucusu Danny Kushmaro, Temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, “Bir kişi cam kapıya taş atıyorsa, bir insanın kafasına da atar” diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekmişti. Kushmaro, “Birisi ölecek” uyarısında bulunmuştu. Gazetecilerin örgütleri, muhalefet liderleri ve medya kuruluşları, yaşananlardan doğrudan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ve siyasi müttefiklerini sorumlu tutuyor. Netanyahu ve destekçileri, ana akım medyayı düzenli olarak önyargılı olmakla ve hatta İsrail’in düşmanlarına yardım etmekle suçluyor. Eleştirmenler, bu düşmanca söylemin seçim öncesinde gazetecileri yıldırmak için şiddete zemin hazırladığını ve Netanyahu’nun kaybetmesi durumunda seçim sonuçlarına itiraz edilmesinin önünü açtığını belirtiyor.

SEÇİM ÖNCESİ ARTAN GERGİNLİK

Ekim ayında yapılacak seçimler, 7 Ekim 2023 saldırılarının tetiklediği savaşın gölgesinde İsrail tarihinin en çekişmeli seçimlerinden biri olmaya hazırlanıyor. İsrail’in en uzun süre görev yapan başbakanı olan Netanyahu’nun iktidarını sürdürüp sürdüremeyeceği en büyük soru işareti. Temmuz ayı başında maskeli saldırganlar, Channel 12 ve sol eğilimli Haaretz gazetesinin girişlerini iki ayrı olayda tahrip etti. Mayıs ve Haziran aylarında Channel 12’nin ofislerinin yakınına ve önde gelen bir gazetecinin evinin dışına, “sevdiklerinizin kanıyla ödeyeceksiniz” uyarısı içeren tehditkar grafiti yazıldı. Kasım ve Aralık aylarında ise Channel 13 stüdyolarının yakınına “Hainlerin kanı henüz yayınlanmadı” yazıldı.

Netanyahu’ya eleştirel yaklaşan gazeteciler, evlerinin önünde protestolara maruz kalıyor, yüzlerinin yer aldığı eleştirel reklam panoları asılıyor ve hükümet yanlısı aktivistler sokakta karşılaştıkları gazetecileri kaydederek sosyal medyada paylaşıyor. Bu aktivistlerden biri olan 26 yaşındaki Mordechai David, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir başta olmak üzere koalisyon üyelerinin yakın ilgisiyle biliniyor.

SDET TEİMAN OLAYININ GÖLGESİ

Channel 12’nin kapısına bırakılan mektup da dahil olmak üzere birçok tehdidin ortak noktası, Sde Teiman olayıyla ilgili yayınlar için özür talep edilmesi. İsrailli yedek askerlerin askeri bir gözaltı merkezinde Filistinli bir tutukluya cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla ilgili görüntüler, Channel 12 tarafından Ağustos 2024’te yayınlanmıştı. Bu haber, birçok yedek asker hakkında cezai suçlamalara yol açarken, görüntülerin sızması ordunun en üst düzey hukuk yetkilisinin istifasıyla sonuçlandı. Sağcı politikacılar ve özellikle Netanyahu yanlısı Channel 14’teki yorumcular, olayı orduya karşı “kan iftirası” olarak nitelendirdi. Bu baskılar sonucunda dava, yeni askeri başsavcı tarafından delil ve prosedür hataları gerekçe gösterilerek kapatıldı.

MEDYADAN SERT TEPKİ

İsrail’in en popüler haber kanalı Channel 12, saldırıların sorumluluğunu doğrudan Netanyahu hükümetine yükledi. Kanal Salı günü yaptığı açıklamada, “Channel 12 gazetecilerinin kanı serbest değildir” ifadelerini kullandı. Stüdyo dışında konuşan Demokratlar Partisi lideri ve isimsiz mektupta adı geçen Yair Golan, saldırının “doğrudan Başbakanlık Ofisi’nden fırlatıldığını” söyledi. Netanyahu’nun ofisinin olaya karıştığına dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. Seçimlerde Netanyahu’nun önde gelen rakiplerinden biri olarak görülen Gadi Eisenkot, hükümeti “gazetecilere karşı sistematik ve sınırsız bir kışkırtma kampanyası” yürütmekle suçladı. Eski Başbakan Yair Lapid ise saldırının “seçimleri baltalama ve yenilgiyi kabul etmemeye zemin hazırlama” girişimi olduğunu belirtti.

İsrail gazeteciler sendikası, saldırının “boşlukta gerçekleşmediğini” belirterek, gazetecilerin “düşman” olarak işaretlenmesi durumunda “bu zehri eyleme dönüştürecek kişilerin ortaya çıkacağı” uyarısında bulundu. Sendika ayrıca seçimlere üç ay kala olayın zamanlamasının önem taşıdığını vurguladı ve gazetecilere ek koruma sağlanması için polis komiseriyle temasa geçtiklerini açıkladı. Perşembe günü polis, olayla ilgili bir şüpheliyi gözaltına aldı. Güvenlik kaynakları, Shin Bet’in de soruşturmaya dahil olduğunu doğruladı.

Netanyahu ve müttefiklerinin çoğu şiddeti henüz kamuoyu önünde kınamadı. Kınama açıklaması yapanlar ise eleştirilerini ana akım kanallara yöneltmeye devam etti. Netanyahu’nun Likud Partisi’nden Bakan Nir Barkat, vandalizmi eleştirdi ancak Channel 12’nin İsrail askerlerine “zarar verdiğini” öne sürerek halkı kanal değiştirmeye ve yasal yollara başvurmaya çağırdı. Aşırı sağcı Otzma Yehudit Partisi’nden Bakan Amichai Eliyahu, şiddete karşı olduğunu söylerken Sde Teiman olayına karışan gazetecilerin ve hukuk yetkililerinin de yargılanması gerektiğini ifade etti.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HIZLA GERİLİYOR

Yaşanan gerilim, Netanyahu ile İsrail’in ana akım basını arasındaki uzun süredir devam eden anlaşmazlığın bir devamı niteliğinde. Netanyahu, dört yılı aşkın süredir ülkenin ana kanallarının hiçbirine röportaj vermiyor. Sadece kendi siyasi tabanıyla uyumlu olan ve sunucuları sık sık Channel 12 ile ana akım medyayı düşmanca ve vatanseverlikten uzak olmakla suçlayan Channel 14’te görünüyor. Kısa süre önce bir yorumcu, Channel 12 gibi kuruluşların “İsrail’e ait olmadığını” söyledi. Netanyahu’nun müttefikleri Channel 14’te ayrıca Shin Bet Başkanı David Zini’ye, 28 Şubat’taki İran saldırısının zamanlamasıyla ilgili iddia edilen sızıntılar hakkında Channel 12 gazetecilerini sorgulaması yönünde açık çağrılarda bulundu.

İsrail’in basın özgürlüğündeki istikrarlı gerileme uluslararası endekslere de yansıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail, 180 ülke arasında 116. sırada yer alıyor. Bu, ülkenin geçen yılki 112., 2024’teki 101. ve 2022’deki 86. sıralamasının belirgin bir şekilde gerisinde. Örgüt, bu düşüşü büyük ölçüde savaş dönemi kısıtlamalarına, genişletilen güvenlik temelli sansüre ve Filistin konularını kapsayan yayınlara getirilen sınırlamalara bağlıyor. 2023 savaşının başlangıcından bu yana yabancı gazetecilerin Gazze’ye bağımsız erişiminin devam eden yasağı da bu düşüşte etkili oldu.

YENİ YASA MEDYA ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTIRIYOR

Söylemlerin ötesinde Netanyahu hükümeti, düzenleyici ortamı yeniden şekillendirmek için adımlar atıyor. Yeni kabul edilen yayıncılık yasası, İsrail’in bağımsız medya düzenleyicisinin yerine, haber kuruluşlarına para cezası ve yaptırım uygulama yetkisine sahip siyasi atamalarla belirlenen bir yapı getiriyor. Aynı zamanda hükümet, Channel 14 üzerindeki mali ve düzenleyici kısıtlamaları hafifletti. Hükümet düzenlemeyi, eski kuralları kaldırıp rekabeti teşvik etmeyi amaçlayan bir piyasa reformu olarak nitelendirirken, medya kuruluşları ve muhalefet bu adımın politikacılara editoryal içerik üzerinde baskı kurma gücü verdiğini savunuyor. Büyük yayıncılar, muhalefetteki milletvekilleri ve taban örgütleri, yasanın basın özgürlüğüne “eşi görülmemiş” zarar verdiğini belirterek Yüksek Adalet Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, yasanın derhal uygulanmasını engelleyen geçici bir tedbir kararı çıkardı. Ancak basın özgürlüğünü korumaya çalışan bir mahkeme kararının, hükümet ile medya arasındaki derin bölünmeyi onarması ve İsrailli gazetecilerin artan şiddet olaylarına ilişkin endişelerini gidermesi beklenmiyor.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Banka Kartını Arkadaşına Veren Motokuryeye 22 Yıl Hapis

İstanbul'da motokuryelik yapan 20 yaşındaki Bülent Karaçeper'in başı, banka kartını ödünç verdiği arkadaşı yüzünden büyük bir dolandırıcılık soruşturmasına karıştı. Karaçeper, bloke olan hesabına havale yapılamadığını söyleyen komşusu ve arkadaşı Murat G.'ye önce IBAN numarasını, ardından da parayı çekmesi için banka kartını ve şifresini verdi.

Etimesgut Belediyesi’ne Operasyonda 55 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi

CHP'li Etimesgut Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında belediye başkanı ve çok sayıda üst düzey yetkili dahil 55 şüpheli gözaltına alındı. Ankara merkezli dokuz ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonda belediye başkanı Erdal Beşikcioğlu ile belediye başkan yardımcıları da aralarında bulunuyor.

Gülistan Doku Soruşturmasında Tutuklu Sayısı 28’e Yükseldi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında yeni bir operasyon dalgası yaşandı. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmada, şüpheli işlemler yaptığı değerlendirilen 19 kişinin yakalanması için 27 Temmuz'da 16 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Üç Belediye Başkanı AK Parti’ye Katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde AK Parti İl Danışma Meclisi programına katıldı ve burada üç ilçenin belediye başkanı ile çok sayıda meclis üyesine partisinin rozetini taktı. Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez ve Şile Belediye Başkan Vekili Sacit Terzi, rozetlerini Erdoğan'ın elinden aldı.

Transfer Pazarında Yoğun Hareketlilik Sürüyor

Futbolda yeni sezonun Avrupa müsabakalarıyla başlamasının ardından hem Türkiye'de hem de Avrupa'da transfer pazarında yoğun bir hareketlilik yaşanıyor. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un transfer gelişmeleri merakla izleniyor.