İstanbul, tarih boyunca birçok medeniyetin merkezi konumunda bulunmuş, kültür, ticaret ve siyaset açısından dünya üzerindeki en önemli şehirlerden birisi olmaya devam ediyor. Ancak bu antik kent, aynı zamanda derin bir jeolojik zemin üzerinde yer alıyor. Marmara Denizi’nin sularının altında biriken potansiyel enerji, uzmanların titizlikle izlediği bir fay hattında önemli bir şekilde ortaya çıkıyor. Karadeniz ile Ege Denizi arasında uzanan Ana Marmara Fayı, son yirmi yılda meydana gelen ve büyüklükleri artan depremlerle yeniden dikkat çekiyor. Yapılan araştırmalara göre, bu fay hattındaki sarsıntılar istikrarlı olarak doğu yönünde ilerliyor ve İstanbul’un güneyindeki sulara ulaşabilecek büyük bir depremin olasılığı söz konusu.
DİKKAT ÇEKEN DEPREM DİZİSİ
Son yirmi yılda, artan büyüklükteki depremler, 6,2 büyüklüğündeki sarsıntı ile en son nisan ayında kaydedildi. Eğer bu hareketlilik devam ederse, İstanbul’un güneyindeki sulara ulaşacak büyük bir depremin gerçekleşebileceği düşünülüyor. London Üniversitesi’nden Stephen Hicks, “İstanbul hedef tahtasında” ifadesiyle bu durumu vurguluyor. Perşembe günü yayımlanan yeni bir çalışma, güçlü depremlerin yine Ana Marmara Fayı olarak adlandırılan 15 ila 21 kilometre uzunluğundaki bir kesime doğru ilerlediğini ortaya çıkarıyor. Bu; 16 milyonluk bir kentte 7,0 ve üzeri büyüklükte bir depremin tetiklenebileceğine işaret ediyor.
DEPREM ÖNGÖRÜLERİ BELİRSİZ
Almanya’daki bir araştırma merkezinde görevli sismolog Patricia Martínez-Garzón, depremlerin öngörülemez olduğuna dikkat çekerken, olası bir depremin nasıl tetiklenebileceğini anlamanın hayati önem taşıdığını belirtiyor. “Olağan dışı sinyallerin erken tespiti ve etkilerin azaltılmasına odaklanmamız gerekiyor” diyor. Türkiye, geçmişte yıkıcı depremlerle yüzleşmek durumunda kalmış bir ülke. Şubat 2023’te meydana gelen depremler, güney Türkiye ile Suriye’deki bazı bölgelerde büyük yıkıma neden olmuş, 55 bin kişinin yaşamını kaybetmesine yol açmıştı.
İSTANBUL’DA BÜYÜK DEPREM RİSKİ
Uzmanlar, İstanbul’a yakın bölgede meydana gelebilecek büyük bir depremin ciddi insani felaketlere yol açabileceği endişesini taşıyor. Yeni çalışmalarda dikkat çeken tehlike, kuzeydeki Anadolu tektonik levhasının Avrasya levhasına karşı olan hareketinden kaynaklanıyor. İncelenen 1.200 kilometre uzunluğundaki fay zonunun önemli bir kısmı modern dönemde etkinlik göstermiş olsa da, İstanbul’un güneybatısındaki Ana Marmara Fayı’nda kayda değer bir sessizlik mevcut. Tarihteki son büyük deprem, 1766’da 7,1 büyüklüğünde olmuştur ve o zamandan bu yana bu hattın bazı bölümleri etkili olmaktan uzak kalmıştır.
GELECEKTEKİ DEPRESYON SENARYOLARI
Son 20 yılda meydana gelen depremler incelendiğinde, dikkat çekici bir örüntü saptanıyor. 2011’de 5,2, 2012’de 5,1 ve 2019’da 5,8 büyüklüğündeki depremler, izleyen yıllarda meydana geldi. Bir sonraki depremin bu artışın devamı mı olacağı, yoksa İstanbul’un altında yer alan fayda mı gerçekleşeceği ise belirsiz. Ancak çalışmanın yazarları, bu durumun mümkünü içinde kendine yer bulabileceğini düşünüyor. Depremlerin şiddeti ne olursa olsun, İstanbul’da büyük hasara yol açabileceği öngörülüyor.
İNSANİ FAKTÖRLERİN ETKİSİ
Araştırmacılar, depremlerin neden bazı faylar boyunca yayılarak ilerlediğini tam olarak anlamak için çalışmalar yapıyorlar. Ancak mevcut sarsıntıların küçük bir veri setiyle incelenmesi, güvenilir örüntüler elde etme açısından yetersiz olabilir. Judith Hubbard, buna rağmen açıkça biriken tehlikeli gerilimlerin mevcut olduğunu belirtiyor. “Büyük yıkıcı depremler kapıda” diyor. Ancak bunun nasıl gerçekleşeceği, gücünün ne olacağı ve sarsıntının hangi yönde gerçekleşeceği gibi birçok faktöre bağlıdır.
Sonuç olarak, İstanbul’un jeolojik durumu ve insan faktörleri, gelecekte karşılaşılabilecek büyük bir depremin felakete yol açma potansiyelini artırıyor. Uzmanlar, insan kaynaklı faktörlerin de yanında, kentte yanlış yapılaşmanın ve yetersiz yapı standartlarının bu tehlikeleri artırdığını ifade ediyor.