İsviçre, pazar günü nüfus büyüklüğünü sınırlamayı hedefleyen bir referanduma gidiyor; bu teklif, göç konusundaki derin bölünmelerin bir yansıması olarak öne çıkıyor ve kabul edilmesi halinde ülkeyi Avrupa Birliği ile doğrudan bir çatışma rotasına sokabilir. İsviçreli seçmenlere oldukça basit bir soru yöneltilecek: İsviçre’nin nüfusu 10 milyonla sınırlandırılmalı mı? Çoğunluğun “evet” oyu vermesi halinde ülke, Avrupa’da nüfus sınırı koyan ilk ülke olacak. Ülkenin mevcut nüfusu 9 milyonun biraz üzerinde seyrederken, on yıl önce bu rakam 8,3 milyon seviyesindeydi. Hükümet verilerine göre ülkede yaşayanların dörtte birinden fazlası yabancı uyruklu.
SVP'NİN NÜFUS SINIRLAMASI ARGÜMANLARI
Nüfus sınırı teklifi, ülkenin en büyük siyasi oluşumu olan sağ görüşlü İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından gündeme getirildi. Parti, bu girişimi bir “sürdürülebilirlik” meselesi olarak tanımlıyor. SVP, kampanya web sitesinde “kontrolsüz göçün İsviçre’nin çok hızlı büyümesine neden olduğunu” ve “olumsuz sonuçların hayatın her alanında hissedildiğini” iddia ediyor. Parti ayrıca birçok kişinin kendi ülkesinde kendini giderek daha fazla yabancı gibi hissettiğini savunuyor.
EKONOMİK UYARILAR VE KARŞI TEPKİLER
Ancak iş dünyasının liderleri, nüfusa sınırlama getirme teklifinin ekonomiye zarar verebileceği ve şirketlerin iş gücü bulmakta zorlanmasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. İsviçre merkezli düşünce kuruluşu Avenir Suisse’nin direktörü Jürg Müller, ülkenin bir ölçüde ekonomik başarılarından kaynaklanan son nüfus artışının baskısını hissettiğini belirtiyor. Müller, konut piyasaları, altyapı ve göllere erişimdeki gerginliklere dikkat çekerek birçok kişi için ortamın çok kalabalık olduğunu ifade ediyor. SVP’nin ise bu hissiyatı alıp bir girişime dönüştürdüğünü söylüyor. Teklife karşı geniş çaplı bir siyasi muhalefet bulunuyor. Yeşiller Partisi milletvekili Delphine Klopfenstein, girişimi “tamamen yabancı düşmanı” olarak nitelendirirken, bunun tehlikeli ve aldatıcı olduğunu, yabancıları toplumun tüm sorunlarının günah keçisi haline getirdiğini söyledi.
NÜFUS YAPISI VE GÖÇÜN BOYUTU
İsviçre hükümet verilerine göre ülke nüfusu son 100 yılda üç katına çıktı. 2024 yılında nüfus 9 milyon barajına ulaşırken, düşen doğurganlık oranlarının etkisini göç fazlası açık ara geride bıraktı. İsviçre, Avrupa Birliği üyesi olmasa da 2002 yılından bu yana yürürlükte olan bir serbest dolaşım anlaşmasına sahip ve çoğu Avrupa ülkesinde vizesiz seyahat imkanı tanıyan 29 ülkeli Schengen bölgesinin bir parçası. Ülke nüfusunun yüzde 27’sini oluşturan yaklaşık 2,5 milyon kişi, İsviçre pasaportu taşımayan yabancı uyruklu. Bu kişilerin çoğu Avrupa Birliği ülkelerinden gelirken, yabancı uyrukluların neredeyse yarısı İtalya, Almanya, Portekiz ve Fransa olmak üzere yalnızca dört ülkeden oluşuyor.
EKONOMİK BAĞLANTILAR VE REFERANDUMUN RİSKLERİ
Uzmanlar, bu göç seviyesinin büyük ölçüde İsviçre’nin en büyük ticaret ortağı olan AB ile ilişkilerine ve Avrupa’nın kalbindeki fiziksel konumuna bağlı olduğunu belirtiyor. Müller, İsviçre’nin yüksek yaşam kalitesi ve iyi işleyen ekonomisiyle oldukça cazip bir yer olduğunu vurgularken, referanduma verilen desteğin yabancı düşmanlığından çok, nüfusun kontrolsüz bir hızla arttığı endişesinden kaynaklandığını savunuyor. Federal Konsey üyesi Beat Jans ise referandumu, “14 Haziran’da İsviçre’nin Brexit anını yaşayacağız. ‘Evet’ oyu bizi izolasyona sürükler” sözleriyle değerlendirdi. İsviçre iş dünyasının en büyük çatı örgütü Economiesuisse, teklifi “tehlikeli bir bumerang” ve “kaos girişimi” olarak tanımlarken, İsviçre refahına yönelik büyük bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. Ekonomistler, nüfus sınırının yaşlanan nüfusa sahip ülkede iş gücü açığını daha da kötüleştireceğini ve otellerden hastanelere, ihracat endüstrisinden restoranlara kadar her alanda yabancı işçi sıkıntısı yaşanacağını belirtiyor. Nihai karar artık İsviçre halkına ait ve sonucun pazar akşamından itibaren netleşmesi bekleniyor.