Cambridge Üniversitesi’nin 817 yıllık tarihinde görev yapan en genç siyah profesör olan Jason Arday, maruz kaldığı yoğun baskının ardından 41 yaşında hayatını kaybetti. Arday’ın ölümünün ardından hayatı ve çalışmaları hakkındaki tartışmalar, çok kültürlülükle boğuşan bir toplumun ne anlama geldiği konusundaki hararetli kamuoyu tartışması devam ediyor. İngiltere ve uluslararası medyanın hayatının her yönünü mercek altına almasıyla başlayan baskı, onun akademik geçmişinden 11 yaşına kadar konuşamadığı iddiasına, hatta 35 günde 30 maraton koştuğu yönündeki açıklamasına kadar uzanan bir sorgulamaya dönüşmüştü.
AİLESİ SORUMLU TUTUYOR
Arday’ın ailesi, ölümünden Şubat 2023’te Cambridge’de profesör olarak atandığı gün başlayan “sürekli istismar kampanyasını” sorumlu tuttu. Aile üyeleri, ödülün şişirilmiş bir başarı olduğu yönündeki imalara öfkelenenlerin “onu itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapacaklarını” belirtti. Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, Arday’a yönelik aralıksız ilgiyi “zararlı bir kamu aşağılaması”, Stand Up to Racism’den Weyman Bennett ise “ırkçı bir cadı avı” olarak nitelendirdi.
SİYASİ LİDERLERDEN TEPKİLER
Bir aydan kısa süredir görevde olan Başbakan Andy Burnham, Arday’ın ölümünün “birçok açıdan trajedi” olduğunu söyleyerek “bir an düşünme” çağrısı yaptı. Ancak bu an henüz gelmedi. Arday’ın ölümüne rağmen hayatı ve kariyerinin ne anlama geldiğine dair tartışmalar, en az önceki kadar şiddetli şekilde devam ediyor.
DESTEKÇİLER SORUŞTURMA İSTİYOR
Arday’ın arkadaşları ve destekçileri, Başbakan Burnham’dan ölümünde medyanın rolüne ilişkin kamu soruşturması başlatmasını istiyor. Pazar günü öğleden sonra 34 binden fazla imza toplayan açık mektupta, “Dr. Arday’ın trajik ölümünün medya tacizinin doğrudan, öngörülebilir ve önceden bilinen sonucu olduğundan hiçbir şüphe olamaz. Bu tacizin önemli bir unsuru teninin rengiydi. Medyanın kendi kendini düzenlemesi tamamen başarısız olmuştur” ifadeleri yer aldı.
ATANMA VE BİYOGRAFİSİ
Geriye iki çocuk bırakan Arday, 23 Şubat 2023’te 37 yaşında Cambridge’de eğitim sosyolojisi profesörü olarak atanmıştı. Üniversitenin o dönemki açıklamasında Arday “ünlü bir sosyolog” olarak tanımlanmış, atanmasının “gençlik yıllarının sonlarında okuma yazma öğrenerek başlayan olağanüstü akademik kariyerinin en yeni bölümü” olduğu belirtilmişti. Üç yaşında otizm spektrum bozukluğu teşhisi konulan Arday’ın 11 yaşına kadar konuşamadığı, 18 yaşına kadar da okuyup yazamadığı aktarılmıştı.
IRKÇI SALDIRILAR VE İNTİHAL İDDİALARI
Atanması, üniversitelerin ve kamu kurumlarının çeşitliliği artırma çabalarını aşırı bulan bir grup akademisyenin tepkisini çekti. Arday’ın ırkının, diğer önde gelen uluslararası isimlerin önüne geçmesinde büyük rol oynadığı iddia edildi. Dönemin Cambridge akademisyeni Nathan Cofnas, Arday’ın 2015 doktora tezinde intihal yaptığını öne sürdü. Arday’a doktorasını veren Liverpool John Moores Üniversitesi, “dürüst ve makul” hatalar yapıldığına karar vererek intihal iddialarını reddetti. Arday, alıntı hatalarını kabul edip özür diledi ancak yalan söylemeyi reddetti. Cofnas’ın yorumlarının ardından Cambridge tarafından işine son verildi.
İSTİFA VE SON SÜREÇ
Ağustos başında Arday, Cambridge’deki görevinden istifa ederek “amansız suçlamalar, spekülasyonlar ve kamuoyu yorumlarının hem benim hem de sevdiklerim üzerinde derin bir etki bıraktığını” söyledi. Cambridge Üniversitesi, akademik nitelikleri ve fahri görevleri hakkında “yeni bilgiler” ortaya çıkması üzerine atanmasıyla ilgili soruşturma başlattı. Üniversitenin Rektör Yardımcısı Profesör Deborah Prentice, Arday’ın ölümünü öğrenmenin kendilerini “çok üzdüğünü” belirtti. Öte yandan üniversite, iddiaları araştırmak için neden daha erken harekete geçmediği ve bu kadar yoğun kamuoyu incelemesi yaşayan bir akademisyene yeterli destek sağlayıp sağlamadığı konusunda sorularla karşı karşıya.
YAKINLARI VE MESLEKTAŞLARI ANLATIYOR
Ulusal Eğitim Birliği Genel Sekreteri Daniel Kebede, Arday’ın “ırkçılık seline yol açan aleni ve acımasız bir itibarsızlaştırmaya” maruz kaldığını söyledi. Kebede, “Bunun sadece mesleki davranış veya intihalle ilgili olduğuna inanmıyorum. İnceleme ile bir bireyi sağın DEI konusunda yanlış bulduğu her şeyin sembolüne dönüştüren sürekli bir kamu kampanyası arasında derin bir fark var” dedi.
Cambridge Üniversitesi Otizm Araştırma Merkezi direktörü ve Arday’ın yakın arkadaşı Profesör Sir Simon Baron-Cohen ise “Jason nazik ve yumuşak huylu bir insandı” diyerek şunları aktardı: “Son 10 günde medyanın onunla alay etmesi, onu küçük düşürmesi ve itibarsızlaştırması sonucu zihinsel sağlığının giderek kötüleştiğine tanık oldum. Hayatının her ayrıntısını itibarsızlaştıran amansız bir incelemeye maruz kalıyordu ve kariyerinin kaybıyla, itibarının kaybıyla baş edemiyordu, devam edemeyeceğini hissetti.”
UNUTMAYIN: Siz veya tanıdığınız biri intihar düşünceleri veya ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele ediyorsa yardım mevcuttur.