**Kenya’da önerilen ABD destekli Ebola izolasyon ünitesi, ülkede hiçbir vaka görülmemiş olmasına rağmen büyük bir tepkiyle karşılaştı. “Kenya bir Amerikan kolonisi değildir” sloganları eşliğinde Nairobi ve diğer kentlerde sokaklara dökülen göstericiler, Amerikalı hastalar için inşa edilmesi planlanan tesise öfke yağdırdı. Tartışmalı proje, ölümcül hastalığa hiç rastlanmamış bir ülkeye Ebola virüsünün girebileceği endişesini doğururken, eleştirmenler tesisin ABD’nin kendi topraklarında kabul etmeyeceği riskleri Kenya’ya taşıyacağını savunuyor.**
KENYA’DA EBOLA TESİSİ KRİZİ BÜYÜYOR
Mahkeme kararıyla inşaatın durdurulmasına rağmen Kenya hükümeti, ABD ile imzaladığı 1,6 milyar dolarlık sağlık anlaşmasına dayanarak projeyi desteklemeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı William Ruto, yıllardır Amerikan yardımı alan bir ülkenin bu tesisi reddetmesinin “insanlık dışı” olacağını söyleyerek kararı savundu. Ancak 2024’te azledilen eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Rigathi Gachagua, planın ABD’nin çifte standardını ortaya koyduğunu belirterek direnilmesi gerektiğini ifade etti. Gachagua, “ABD’nin kendi hastalarını kendi ülkesinde tedavi etmeye yanaşmaması, bunun Kenya’da yapılabileceğine karar vermesi, bizim için kabul edilemez” dedi.
ABD’NİN AFRİKA’YA YAKLAŞIMI DEĞİŞİYOR
Yaşananlar, Afrika ülkelerinin ABD’nin Başkan Donald Trump döneminde giderek daha fazla eleştirilen “işlemsel” politikalarına karşı direnişini yansıtıyor. Trump’ın geçen yıl göreve dönmesiyle yabancı yardımların büyük kısmı durduruldu, USAID neredeyse tamamen dağıtıldı. Onlarca yıldır Afrika’daki HIV/AIDS, sıtma ve tüberküloz mücadelesini finanse eden ABD yardımları, yerini “Amerika Birinci Küresel Sağlık Stratejisi” altında bireysel ülkelerle yapılan doğrudan anlaşmalara bıraktı. Washington amacın bağımlılığı azaltmak olduğunu söylese de, anlaşmaların koşulları tartışma yaratıyor.
ZAMBIYA’DAN SAĞLIK ANLAŞMASINA ŞARTLI YAKLAŞIM
ABD’nin en az 16 Afrika ülkesiyle imzaladığı yeni sağlık anlaşmalarından bazıları, koşullar nedeniyle tıkandı. Zambiya Dışişleri Bakanı Mulambo Haimbe, ülkesinin 2 milyar dolarlık sağlık paketini kabul etmekte tereddüt ettiğini, zira anlaşmanın “kritik mineraller söz konusu olduğunda ABD şirketlerine öncelik verilmesini” ve “vatandaşların mahremiyet hakkını ihlal eden veri paylaşımını” şart koştuğunu söyledi. Zambiya, yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlar için kritik olan bakırın önde gelen üreticilerinden biri.
ZİMBABVE VE GANA’DAN VERİ PAYLAŞIMINA İTİRAZ
Benzer endişeler başka ülkelerde de ortaya çıktı. Zimbabve ve Gana, sağlık verilerinin paylaşılmasını içeren anlaşmalara itiraz etti. Gana Sağlık Bakanı Kwabena Mintah Akandoh, “Koşulsuz ortaklıklara ihtiyacımız var” dedi. Zimbabve hükümet sözcüsü Nick Mangwana ise ülkelerinden “biyolojik kaynakları ve verileri uzun vadeli paylaşmasının istendiğini, ancak ortaya çıkacak aşı veya tedavilere erişim garantisi verilmediğini” belirtti. Mangwana, “Kalkınma yardımı ülkeleri güçlendirmeli, bağımlılık yaratmamalı veya stratejik sömürü aracı olmamalı” dedi.
KONGO’DAKİ BARIŞ PLANINA GÜVENSİZLİK
Sağlık alanındaki tartışmalar madencilik ve kritik mineraller sektörüne de yayılıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde muhalifler, ABD’nin doğudaki çatışmaları sona erdirme çabalarının samimiyetini sorguluyor. Bölge, akıllı telefonlarda kullanılan dünyanın en büyük koltan yataklarına ev sahipliği yapıyor. AFC isyancı koalisyonundan sosyal haklar aktivisti Victor Tesongo, ABD’nin Kongo’nun stratejik kaynaklarına erişim ararken tarafsız kalamayacağını söyledi. Tesongo, Trump’ın ev sahipliğinde imzalanan barış anlaşmasını “kaynak yağması” olarak nitelendirdi: “Anlaşmanın güvenlik veya barışla ilgisi yok, Kongo kaynaklarını talan etmekle ilgili. İmzadan sonra durum değişmedi, çatışmalar devam ediyor.”
AFRİKA’DA “KOŞULLU ORTAKLIK” ANLAYIŞI YAYGINLAŞIYOR
Uzmanlar, Kenya, Zambiya, Gana, Zimbabve ve Kongo’daki bu anlaşmazlıkların Afrika ülkelerinin dış ortaklarla ilişkilerinde daha güçlü bir duruş sergilediğini gösterdiğini söylüyor. Pan-Afrika politika düşünce kuruluşu Amani Africa’nın kurucu direktörü Solomon Dersso, ABD’nin çıkarlarını kovalamasının yeni olmadığını ancak bunun “artık daha açık ve perdesiz yapıldığını” belirtti. Oxfam’ın Zambiya direktörü Chitimbwa Chifunda, yardım bekleme döneminin hızla sona erdiğini ve Afrika hükümetlerinin çıkarlarını savunmak için geri adım atmadığını söyledi. Eski Afrika Birliği özel elçisi Simon Mulongo, “Afrika devletleri, yardım, ortaklık veya acil destek söylemi altında stratejik varlıklarını sessizce devretmeye artık yanaşmıyor” dedi. Mulongo, sağlık işbirliğinin vatandaş verilerinin çıkarılması için bir arka kapı, güvenlik ortaklıklarının ise maden ele geçirme yolu olmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu izolasyon değil, adil bir değişim talebidir” ifadelerini kullandı.