Kuraklık Muğla’yı etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Bodrum ilçesine su temin eden Mumcular Barajı’nın ardından, Geyik Barajı da ölü hacim seviyesine geriledi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, yarımadaya suyun kısmen yer altı suyundan, kısmen ise Mumcular Barajı’nın ölü hacminden kontrollü bir şekilde sağlandığını belirtti.
EKSİK SU MİKTARI YER ALTI SULARI KULLANILARAK KARŞILANMAYA ÇALIŞIYOR
Doç. Dr. Özçelik, “Devlet Su İşleri tarafından Mumcular ve Geyik barajlarından 5’er milyon metreküp, yer altı suyundan 13 milyon metreküp olmak üzere toplamda 23 milyon metreküplük bir su sağlanarak karşılanmaya çalışılıyor. Geçtiğimiz yıllarda kuraklık nedeniyle her iki barajdan verilen su miktarı yüzde 80 civarında artırılmıştı, ancak bu yıl yalnızca yüzde 20 civarında ek su temin edilebiliyor. Eksik su miktarı, su kanalizasyon idaresi tarafından yer altı suları kullanılarak karşılanmaya çalışılıyor.” ifadelerini kullandı.
BODRUM’UN SU SORUNU OLDUKÇA KRONİK
Bugün itibarıyla aşırı kullanım oranı yüzde 40 civarında seyrediyor. Yıl sonuna kadar bu oranın yüzde 70’lere çıkması bekleniyor. Bu durum oldukça tehlikeli zira kuraklık etkilerinin önümüzdeki yıllarda devam etmesi durumunda yer altı sularının kalıcı olarak çekilmesi riski söz konusu. Bodrum’un su sorunu oldukça kronik bir hal almış durumda. Hem içme suyu iletim hatlarında hem de barajlardaki bu sorun, suyun ne derece elverişli kullanılması gerektiğini ortaya koyuyor.
TOPARLAMA İMKANIMIZ OLMAZ
Doç. Dr. Özçelik, yağış eksikliğinin su kaynaklarına olan etkilerini değerlendirerek, “Ülke genelinde 2025 su yılında yüzde 26 civarında yağış eksikliği yaşandı. Bu oran bölgelere göre farklılık gösteriyor. Eğer önümüzdeki yıl da yağış azlığı devam ederse, rezervuarları ve su seviyelerini artırma imkanımız kalmayacak. Şu anda barajlarımızda su bulunmuyor. Eğer yer altı sularını kalıcı olarak aşağı çekeriz, bu durumda toparlama şansımız kalmayacak. Şehrin su ihtiyacının tamamını yer altı sularından karşılamamak ve aşırı çekimi önlemek büyük önem taşıyor. Aksi halde gelecek yıl kullanılacak suyumuz kalmayabilir.” değerlendirmesini yaptı.