Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi’nin 30 yıllık tarihinde ilk kez bir davaya baktığı dava, mahkemenin anayasaya uygunluğunun sorgulanmasına sahne oluyor. Afganistan uyruklu yasal daimi ikamet sahibi Nazira Haji Zada, IŞİD sempatizanı olduğu ve oğlunun 2024 seçimlerini hedef alan engellenen terör planına yardım ettiği iddiasıyla yargılanıyor. Zada’nın avukatları, Perşembe günkü ilk duruşmada mahkemenin usullerinin Anayasa’nın birden fazla maddesini ihlal ettiğini savundu. Federal kamu avukatı Matthew Farley, “Bu sistemin tamamı hukuki sürece aykırıdır ve anayasaya uygundur” dedi. Savunmanın bu argümanları, mahkemenin anayasallığına ilişkin aylar hatta yıllar sürecek bir hukuk mücadelesinin başlangıcı olabilir ve dava sonunda Yüksek Mahkeme’ye kadar taşınabilir. Mahkeme Başyargıcı Joan Ericksen, Zada’nın derhal serbest bırakılması talebini reddetti ancak anayasal sorunların, davada ortaya çıkan diğer hukuki uyuşmazlıklarla birlikte ele alınacağını belirtti.
MAHKEMENİN KURULUŞ AMACI VE İLK DAVA
Kongre, 1996 yılında bu mahkemeyi, hükümetin terör zanlısı yabancıların sınır dışı davalarında devlet sırlarını koruyabilmesi için kurdu. Adalet Bakanlığı’nın bu ayın başında Zada hakkında dava açmasına kadar önceki yönetimler bu mahkemeyi kullanmaktan kaçındı ve gizli bilgilerin işlendiği normal sınır dışı işlemlerindeki prosedürleri tercih etti. Dava dosyasındaki kamuya açık bilgiler, hükümetin Zada’yı neden terörist olarak gördüğüne ve delillerin ifşa edilmesinin ulusal güvenliği neden tehlikeye atacağına dair sınırlı bir görünüm sunuyor. Mahkemenin usulleri, hükümetin bu delilleri yalnızca kamuoyundan değil, aynı zamanda suçlanan yabancı teröristten de gizlemesine izin veriyor.
SAVUNMANIN ADALET ENDİŞESİ VE İDDİALAR
Farley, bu prosedürleri “son derece yetersiz” olarak nitelendirirken Zada’ya verilen gizliliği kaldırılmış dava özetinin sadece iki paragraftan oluştuğunu ve bu paragraflardan birinin sadece oğlu ile damadının terör planı nedeniyle aldığı önceki mahkumiyetleri anlattığını kaydetti. Geçtiğimiz yaz Abdullah Haji Zada ve Nasir Ahmad Tawhed, 2024 Seçim Günü’ne yönelik planlanan bir terör saldırısı için tüfek ve mühimmat satın almakla suçlandıkları davada suçlarını kabul etmişti. Savcılar, Perşembe günkü duruşmada Zada’nın “ailenin radikalleşmesine” yardım ettiğini iddia etti.
YARGIÇTAN DELİL GİZLEMEYE SIKI DENETİM
Yargıç Ericksen, delillerin Zada ve kamuoyundan gizlenmesi gerekçesini yakından incelemeyi planladığının sinyalini verdi. Hakim, genel bir açıklamanın yeterli olmayacağını, Adalet Bakanlığı’nın açıklayamadığı her bir bilgi parçası için “bu bilginin ifşa edilmesinin ulusal güvenliğe neden zarar vereceğine dair bir neden ve gerekçe” istediğini ifade etti. 45 dakika süren duruşma, Zada’ya yönelik genel iddiaları ve mahkemenin bazı prosedürlerini açıklamayı amaçlıyordu.
SINIRLI İLETİŞİM VE ÇEVİRMEN DESTEĞİ
Zada, Salı günü yaşadığı Teksas’ta gözaltına alındı. Duruşmada iki çevirmen yardımıyla iletişim kuran Zada, çoğunlukla söylenenleri anladığını başını sallayarak teyit etti. Avukatlarının anayasal iddialarının yanı sıra davada gizli bilgilerin paylaşımı konusunda da bir uyuşmazlık ortaya çıktı. Yasa, yasal daimi ikamet sahibi olan Zada’ya, gizli delilleri görebilecek ve onun adına sorgulayabilecek ancak bu bilgileri onunla paylaşamayacak özel bir avukat atanmasına izin veriyor.
ADLİYE PROTOKOLÜ VE İLK DURUŞMA DENEYİMİ
Adalet Bakanlığı adına duruşmaya katılan Vekil Başsavcı Yardımcısı Hayden O’Byrne ise yasanın başka bir hükmünün hükümete, belirli gizli bilgileri bu özel avukattan bile gizleme yetkisi verdiğini söyledi. Ericksen, konunun yazılı olarak ele alınacağını ve Adalet Bakanlığı’nın bu tutumu için “oldukça güçlü” argümanlar sunması gerektiğini belirtti. Hakim, “30 yıldır hareketsiz ve denenmemiş” bir mahkemedeki bu ilk dava olduğu için “bir altyapı oluşturmanın henüz erken aşamalarında” olunduğunu kabul ederken, hem hakim hem de avukatlar duruşma boyunca ilgili yasanın kağıt kopyalarını karıştırdı ve bazı işlemler, henüz kurulmakta olan dijital bir dava dosyalama sisteminin yokluğunda mahkeme evrakının sunulmasının lojistiğiyle ilgiliydi. Hakim, sürecin bazen “daha az zarif” görünebileceğini ancak davayı “anayasaya bağlılıkla” ilerletme kararlılığını dile getirdi.