Tel Aviv’in ana karayolundaki dev afiş, Türkiye’yi Başbakan Benjamin Netanyahu’nun seçim kampanyasında merkezi bir konuma yerleştirdi. Afişte Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran lideri, Hezbollah temsilcisi ve New York Belediye Başkanı ile birlikte, “Netanyahu’nun kaybetmesini istiyorlar. Onların kazanmasına izin vermeyin.” sloganıyla İsrail’in karşıtları olarak gösterildi. Birkaç gün sonra Türkiye, İsrail’in son askeri çatışmasının merkezine de yerleşti; İsrail jetleri, ülkenin kuzeyindeki Abu al-Dahar hava üssünü hedef aldı. Yetkililer, bu üssün Türkiye’nin büyüyen askeri varlığı için bir hazırlık alanı olarak değerlendirildiğini belirtti. Ancak, seçimlerin iki aydan az bir süre kala, bu saldırının Netanyahu’nun kampanya mesajlarıyla olan yakınlığı, hem İsrail’de hem de yurtdışında tartışmalara yol açtı: Netanyahu gerçek bir stratejik tehdidi önceden mi engelliyor yoksa oy pusulasındaki konumunu güçlendirmek için bir tehdidi mi abartıyor?
SEÇİM KAMPANYASINDAKİ ETKİLER
Netanyahu, siyasi kariyeri boyunca kendini her türlü tehdidi karşılayabilecek “Güvenlik Adamı” olarak tanıttı. Aynı zamanda krizleri avantajına çevirmekte ustalaşmış bir siyasetçi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye özel elçisi Tom Barrack, saldırıya yönelik nadir bir şekilde kamuya açık eleştiride bulunarak, bunu “gereksiz bir tırmandırma” olarak nitelendirdi. Barrack, bir podcast röportajında, İsrail’in “sadece Türkiye’yi kışkırtmaya çalıştığını” öne süren bir “teori” ortaya attı. Netanyahu ve Savunma Bakanı İsrail Katz, saldırıyı tamamen operasyonel bir gereklilik olarak çerçeveledi. İsrail istihbaratı, Türkiye’nin hava üssünde güç ve ekipman kurma hazırlığında olduğunu bildirdi.
İSTİHBARAT BİLGİLERİ VE TEHDİT ALGISI
Bir İsrail askeri kaynağı, Türkiye’nin burada personel, insansız hava araçları ve hava savunma sistemleri konuşlandırma planlarına dair istihbarat toplandığını açıkladı. Bu tür bir konuşlanmanın, İsrail’in Suriye hava sahasındaki hareket özgürlüğünü kısıtlayabileceği ve bölgedeki stratejik dengeleri değiştirebileceği belirtildi. Bu istihbarat bilgileri, Trump yönetimi ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Al-Sharaa ile paylaşıldı. İsrail ve Suriye, son bir yılda çatışma önleme görüşmeleri gerçekleştirdi ve Netanyahu’nun “güvenlik meselelerinde bir statüko” olarak tanımladığı bir duruma ulaştı.
TÜRKİYE VE ABD’DEN GELEN TEPKİLER
Türkiye, ABD ve bazı iç siyasi rakipler, saldırının zamanlamasına dikkat çekti. Türkiye, Netanyahu’nun “bölgedeki genişleyici ve istikrarsızlaştırıcı politikaları” izlediğini belirterek, İsrail’in açıklamalarını “dayanaksız” olarak nitelendirdi. Türk hükümeti, “barış, istikrar ve refahın sağlanması için Suriye hükümetiyle meşru bir temel üzerinde işbirliğine devam edeceğini” açıkladı. Netanyahu ve Katz, siyasi motivasyon iddialarını reddederek, Suriye’de Türkiye’nin askeri varlığının tehlikeli olduğunu vurguladı.
NETANYAHU’NUN DİLİ VE SİYASİ ÇATIŞMALAR
Netanyahu, Erdoğan’a yönelik sert söylemlerini artırarak, ofisinden Erdoğan’ı “kendi halkını baskılayan antisemitik bir zalim” olarak tanımladı. İki liderin, Gazze, Lübnan ve İran savaşları sırasında artan bir kamu çekişmesi bulunuyor. Erdoğan, Netanyahu’yu savaş suçlusu olarak nitelendirirken, Netanyahu da Erdoğan’ı Hamas’ı desteklemekle suçluyor. Netanyahu, son dönemde ABD’nin F-35 savaş uçaklarının Ankara’ya satışı konusunda da Erdoğan’ın “agresif hırslarından” bahsetti.
İKİ YAKLAŞIMIN ANALİZİ
Sol görüşlü Haaretz gazetesinin güvenlik analisti Amos Harel, hem güvenlik hem de siyasi açıklamaların geçerli olduğunu vurguladı. Harel, “Erdoğan’ın İsrail’e karşı oldukça düşmanca bir tutum sergilediğine dair işaretler var. Türkiye, Suriye’de çeşitli askeri hareketlerde bulunuyor ve bunların bazıları IDF için endişe kaynağı” dedi. Aynı zamanda, Netanyahu’nun yeni ve agresif bir çizgi izlediğinin de altını çizdi.
MUHALEFETTEN GELEN ELEŞTİRİLER
Netanyahu’nun eleştirmenleri, bu son söz savaşının siyasi bağlamını sorguluyor. Muhalefet lideri Yair Lapid, operasyonu haklı bulurken, ardından gelen zafer naralarını eleştirdi. “Orta Doğu’da gerektiğinde vurmak önemlidir. Ama vurduysanız, sessiz kalmalısınız,” dedi. Eski başbakan Ehud Barak, tırmanmanın “seçimlere giderken kamuoyunu korkutma niyeti taşıdığı” izlenimini verdiğini yazdı. Netanyahu’nun siyasi bloğunun anketlerde geride kalması, yeni bir güvenlik krizinin siyasi dengeleri değiştirebileceğinden endişe yaratıyor.