ÖCALAN’IN ÇAĞRISI VE TARİHİ SORUMLULUĞU
Öcalan, yapmış olduğu çağrıda şu ifadeleri kullanıyor: “Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın iradesi ve diğer siyasi partilerin olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde, silah bırakma çağrısı yapıyor ve tarihî sorumluluğu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın, karar alın!” “Barış ve Demokratik Toplum” adını verdiği vizyonuna eklediği notta ise “Silahların bırakılması ve PKK’nin feshi, demokratik siyaset ile hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” diyor.
KARDEŞLİK RUHU VE YENİDEN DÜZENLEME
Ahmet Hakan, köşesinde bu bildiriyi çarpıcı bir şekilde inceliyor: “Metnin en tarihi kısmı, ‘Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir’ vurgusu. Bu cümle, yarım asırlık bir sürecin sonunu işaret ediyor.” Hakan’a göre Öcalan, Türk-Kürt ilişkilerinin kırılganlığına dikkat çekerek “kardeşlik ruhuyla yeniden düzenleme” öneriyor. Ancak federasyon, ayrı devlet ya da idari özerklik gibi taleplere kapıyı tamamen kapatıyor. Öcalan, bunları “aşırı milliyetçi savruluşun sonucu” olarak değerlendiriyor ve çözüm olmadığını savunuyor.
ÖCALAN’IN TEMEL TALEPLERİ
Peki Öcalan ne istiyor? Ahmet Hakan, üç temel talebi sıralıyor: Kimliklere saygı gösterilmesi, kimliklerin kendini özgürce ifade etmesi, kimliklerin demokratik anlamda örgütlenebilmesi. Türkiye nefesini tuttu: Öcalan’ın “silah bırakma ve fesih” çağrısı Kandil’de nasıl bir tepki bulacak? Bu, barışa giden yol mu, yoksa yeni bir başlangıç mı? Ahmet Hakan’ın dediği gibi, “tarihsel açıdan önemli kılan vurgu” şimdi ne gibi sonuçlar doğuracak?