Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu yeni sınav sistemi, öğretmenler arasında iş yükü endişesi doğurdu. Bu sistemde her sorunun puanının ayrı ayrı girilmesi gerekecek. Eğitimciler, bu durumun öğretmenleri dersten ve öğrencilerinden uzaklaştırarak “dijital sekreterliğe” dönüşeceği görüşünde. Ortaokul ve lise kademeleri kapsamda yer alıyor.
YENİ MODELİN KAPSAMI
Yeni sistem, ortaokulda 5, 6 ve 7. sınıflar ile lisede 9, 10 ve 11. sınıfları kapsıyor. Uygulama, Türkçe, Matematik, Fen, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya, Sosyal Bilgiler, Felsefe, İngilizce ve Din Kültürü gibi 13 temel branşı içeriyor. Zümre öğretmenleri, her sınav için iki özgün soru hazırlayıp sisteme girecek, diğer soruları ise soru havuzundan seçecek.
İŞ YÜKÜNDEKİ ARTIŞ
Haftada 25 saat derse giren bir öğretmenin ortalama 5 sınıfı ve yaklaşık 150 öğrencisi bulunuyor. Eski sistemde öğretmen, her öğrencinin kâğıdını okuyor ve e-Okul’a yalnızca bir toplam not giriyordu. Yeni sistemde ise her sorunun puanı tek tek girilecek. 150 öğrenci ve 10 soruluk bir sınav için 1.500 ayrı kutucuğa not girişi yapılması gerekecek.
VERİ GİRİŞİ HESAPLAMALARI
Eğitimciler, bu yükün tek sınavla kalmayacağını belirtiyor. Birinci dönemde 2 yazılı sınavda toplam 3.000 bağımsız soru puanı işlenecek. Tüm eğitim yılı boyunca ise bir öğretmen, 4 yazılı sınavda toplam 6.000 veri girmek zorunda kalacak. Sayfa geçişleri ve olası sistem yavaşlıkları, öğretmenlerin bilgisayar başında günlerce kalmasını gerektirecek.
HATA RİSKİ VE TALEPLER
Öğretmenler, 1.500 kutucuğun kontrolü sırasında yanlış giriş riskinin artacağını vurguluyor. Eğitim çevreleri, veri analitiği uğruna sürecin öğretmen için angarya haline getirilmemesi gerektiğini, puanlama ve aktarım mekanizmasının sadeleştirilmesi gerektiğini talep ediyor. Öğretmenlerin temel vurgusu ise, ders hazırlığına ve öğrenciye ayrılması gereken zamanın dijital sekreterliğe harcanmaması gerektiği yönünde.