Peggy Fleming’in 1968 Kış Olimpiyatları’ndaki altın madalyasına uzanan trajik hikâyesi, 2 Ağustos’ta başlayacak ‘Decades in Sports’ belgeselinde anlatılıyor. Belgesel, altı bölüm boyunca son altmış yılın spor dünyasını şekillendiren dönüm noktalarını, sporcuları ve kültürel değişimleri mercek altına alıyor. Televizyon devriminden sivil haklar hareketine, sosyal medyanın günümüzün en büyük spor yıldızları üzerindeki etkisine kadar uzanan yapım, Fleming’in hikâyesine de özel bir yer ayırıyor.
1961’DEKİ UÇAK KAZASI ABD BUZ PATENİNİ YOK ETTİ
Fleming’in hikâyesi, 1961’e uzanıyor. 14 Şubat 1961’de ABD artistik buz pateni takımı, Prag’da düzenlenecek Dünya Şampiyonası için New York’tan Brüksel’e giden Sabena 548 sefer sayılı uçağa bindi. Amaç, Carol Heiss’in bir yıl önce üst üste beşinci kez kazandığı dünya şampiyonluğunu savunmaktı. Ancak takım bu şansa hiç ulaşamadı; Boeing 707, Brüksel Havaalanı’na inişi sırasında düştü ve ABD’nin tüm artistik buz pateni takımı hayatını kaybetti. Ülke, en parlak 18 patencisini kaybederken; aile üyeleri, yetkililer, hakemler ve antrenörler de dahil 16 kişi daha yaşamını yitirdi. Fleming’in antrenörü Bill Kipp de kazada ölenler arasındaydı.
Bugün hâlâ ülkenin spor tarihindeki en büyük trajedilerden biri olarak anılan kaza, ABD buz patenini bir gecede yok etti. Spor yazarı Christine Brennan’in belgeselde vurguladığı gibi, “1962, 1963 ve 1964’te yıldız olabilecek tüm genç kadınlar gitmişti.” Bu nedenle Fleming’in omuzlarına büyük bir yük bindi. Brennan, “Onu daha hızlı yetiştirdiler çünkü başka kimse yoktu” diyor ve şöyle ekliyor: “O, Amerika’nın geleceği için bir umuttu. Baskı muazzamdı.”
FASSI İLE YENİDEN İNŞA VE GRENOBLE BASKISI
Trajedi sonrası dikkatler, ABD artistik buz pateninin nasıl yeniden inşa edileceğine çevrildi. Programda Fleming gelecek vaat eden genç bir yetenek olarak öne çıkıyordu; ancak Kipp dahil birçok üst düzey Amerikalı antrenör artık yoktu. Bunun üzerine yeni bir yabancı antrenör dalgası Atlantik’i aştı. Bunların en dikkat çekeni, 1953’te İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda bronz madalya kazanan İtalyan Carlo Fassi oldu. Fassi’nin ABD’ye gelmesiyle Fleming’in hayatı “ölçülemeyecek kadar değişti.”
Brennan, 1964 Kış Olimpiyatları’nın Fleming için “çok erken” geldiğini ve yalnızca 15 yaşında yarıştığını da vurguluyor. Ancak Fleming, 1968 Olimpiyatları’na giden süreçte üst üste beş ulusal şampiyonluk ve art arda iki dünya şampiyonluğu kazanarak dünyanın en iyi buz patencisi olduğunu kanıtladı. Grenoble’daki oyunlar, 19 yaşındaki sporcu için bambaşka bir baskı anlamına geliyordu. Fleming, ABD’nin dünya sahnesinde yeniden altın madalya görmek isteyen bir ulus için kayıyordu. Yedi yıl önce ölen ve olimpiyatlara hiç gidemeyen 18 patenci için ve onun neye dönüştüğünü asla göremeyen antrenörü Kipp için de… Fleming’in 12 yaşından beri üzerinde çalıştığı her şey bu ana birikmişti. Brennan, Fleming’in kendisine söylediği şu sözleri aktarıyor: “Yüzündeki her küçük kas buzda görünür. Kask yok, büyük bir forma yok, takım arkadaşları yok; sadece sensin.”
GRENOBLE’DA TARİHİ ALTIN MADALYA
Tüm baskıya rağmen Fleming, Grenoble’daki o gece beklentileri karşıladı ve altın madalyayı kazandı. Boston Maratonu’nun ilk resmi kadın katılımcısı Kathrine Switzer, Fleming’in performansını “neredeyse tanrıça gibi bir zarafet ve dinginlik” olarak nitelendirdi. Dikkat çekici olan, bu madalyanın ABD’nin bu oyunlardan eve götürdüğü tek altın madalya olmasıydı.
TELEVİZYON ÇAĞI VE YEŞİL ELBİSE
1960’larda televizyonun yaygınlaşması, sporun izlenme biçimini büyük ölçüde değiştirdi. Sporcular artık hayal gücünün figürleri değil, gözlerimizle gördüğümüz isimlerdi. 1960 Roma Olimpiyatları, ABD’de televizyonda geniş kitlelere ulaşan ilk olimpiyatlardı. Brennan’ın belgeseldeki ifadesiyle, “1968’de giderek daha fazla Amerikalı renkli televizyona sahipti ve Amerikalılar televizyonlarını Peggy Fleming’in elbisesinin rengine göre ayarlıyordu.” Brennan, bunun “Amerikan kültür tarihinde bir dönüm noktası” olduğunu söylüyor.
Fleming daha sonra annesinin, Grenoble’ın tarihini okuduktan sonra onu Fransız halkına sevdireceğini düşünerek açık yeşil elbiseyi seçtiğini anlattı. Ancak elbise çok daha fazlasını yaptı ve dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insanın kalbini kazandı. 1961’deki uçak kazası ABD buz patenini çöküşün eşiğine getirmişti; Peggy Fleming, bu programı yalnızca yedi yıl içinde yeniden ayağa kaldıran kilit isim oldu. Brennan’ın vurguladığı gibi, “O, Amerikan spor tarihinin en büyük trajedilerinden birinin küllerinden doğarken Amerikan oturma odalarına girdi. Bu, trajediyle bağlantılı bir hikâye; aynı zamanda sporda nihai zaferin hikâyesi.”