ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Başdanışmanı Stephen Miller, Perşembe günü düzenlenen uluslararası bir toplantıda “aşırı sol terör” tehdidini karanlık bir tabloyla resmetti ve dünyanın dört bir yanındaki diplomatlara medeniyetlerini bu “beladan” korumaya çağırdı. Miller, konuşmasında sözde sol terörizmi “medeniyetin ölümcül kanseri” olarak nitelendirirken, kontrol edilmediği takdirde “her zaman bir gulag’a dönüştüğünü” öne sürdü. “En büyük risk, kurumlarımızın ölümcül bir tehdide karşı kendini savunamayacak kadar yumuşak ve korkak hale gelmesidir” ifadesini kullanan Miller, Antifa protestocularını ise “deforme” olarak tanımladı.
MİLLER’DAN SERT ELEŞTİRİLER
Miller, 60’tan fazla ülkenin temsilcisi ve Trump yönetiminin diğer yetkililerinin önünde yaptığı konuşmada, “Eğer medeniyetiniz sizin evinizse, ailenizin yaşadığı kendi evinizin içinde düşman bir davetsiz misafir varmış gibi aynı tutku ve güçle onu savunmalısınız” dedi. ABD’nin siyasi, hukuki ve yargı sistemlerinin “şiddet ve terör tehdidi kontrolsüz bırakılırsa” işe yaramayacağını savunan Miller, sözde sol terörün “içsel nefretlerinin dışa vurumu” olduğunu iddia etti.
RUBİO’DAN YENİ VİZE KISITLAMASI
Rubio ise toplantıda, sözde sol terör tehdidinin “sağcı bir kabus” veya “tehlikeli bir faşist komplo” olarak reddedildiğini ancak bunun 1970’lerdeki sol saldırılarla karşılaştırılabilecek “inkar edilemez bir gerçeklik” olduğunu söyledi. Daha sonra Rubio, “Aşırı Sol Terörist ve diğer uyumlu grupların” üyelerini hedef alan yeni bir vize kısıtlama politikası açıkladı. Hazine Bakanı Scott Bessent de departmanının, sözde aşırı sol terör için “hayır amaçlı ve kar amacı gütmeyen yapıları yasadışı finansman aracı olarak kullanan örgütleri belirleme çabalarını genişlettiğini” belirtti.
67 ÜLKENİN KATILDIĞI TOPLANTI
Rubio’nun ev sahipliğinde düzenlenen bakanlar düzeyindeki toplantıya 67 ülke katıldı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsüne göre, katılımcılar çoğunlukla Avrupa’dan olmak üzere Asya ve Batı Yarımküre’den geldi. Listede Orta Doğu’dan yalnızca İsrail yer aldı. Delegasyonların çoğunluğu dışişleri bakanları yerine büyükelçiler veya teknik düzeydeki yetkililer tarafından temsil edildi. Davetiyelerin temmuz ayı başında gönderilmesi nedeniyle düşük seviyeli katılımın program yoğunluğundan kaynaklandığı belirtildi.
ESKİ YETKİLİLERDEN ELEŞTİRİ
Ancak eski yetkililer, toplantının Trump yönetiminin iç siyasi gündemine uygun olarak tehdidi abartma çabasının bir parçası olduğunu söyledi. Biden yönetimi döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda terörle mücadele koordinatör yardımcısı olarak görev yapan Ian Moss, “Her türlü teröre baktık, sol terör de dahil, ancak hem yurt içinde hem de yurt dışında veriler, sol aşırıcılığın, sağ terör, aşırı sağ şiddet veya cihatçı şiddetin oluşturduğu tehdit türü veya derecesi olmadığını gösteriyor” dedi. Dışişleri Bakanlığı’nda eski kıdemli terörle mücadele danışmanı Michael Duffin ise dokuz yıllık kariyerinde “sözde sol aşırıcılığın” bu kadar üst düzey bir ilgiyi hak edecek seviyeye asla ulaşmadığını ifade etti. Trump yönetimi, geçen kasım ayında dört Avrupalı Antifa grubunu terör örgütü olarak tanımlamış ve yurt içinde de sözde aşırı solculara yönelik baskıyı artırmıştı.