GÖÇ HAREKETİ VE YENİ YAŞAM BAŞLANGICI
Heybeyi sırtına vuran Salim Ağa, karısı ve üç çocuğu ile İstanbul’a doğru yola çıktı. Esasen ‘ağalık’ unvanını İstanbul’a yerleştikten sonra aldı. Köydeki ismi ise ‘Şolo’ydu. Sivas’ın Hafik kazasına bağlı köylerinden birinde rençperlik yaparak geçim sağlıyordu. Güçlü ve pehlivan gibi bir yapısı vardı; fakat geniş ve kemikli yüzü nedense hep somurttu. Salim, acımasız, kuralcı biri olarak etrafında fazla sevilmezdi. Çiftliği, toprağı yoktu, varsa da yeterince kazandırmıyordu. Üç çocuğuna bakmak zorunda olmasına rağmen, İstanbul’a göç etme kararlılığını çoktan vermişti. Ailesi ile birlikte yola koyulması, dönüşü olmayan bir maceraya atılması anlamına geliyordu. İstanbul’da kaynı Hasan, onları Haydar Paşa Garı’nda karşıladı. İstanbul’a ilk kez adım atan Salim Ağa, büyük şehri görünce hayret içinde kaldı. Koca koca binalar, yollar, deniz ve insanların kalabalığı onu şaşırttı.
YENİ YAŞAM VE KAPICI OLMAK
İki gece tren yolculuğu yaptıktan sonra İstanbul’a vardılar. Hasan, onları vapurla karşı sahile geçirdi ve Beyoğlu’nun arka sokaklarından bir büyük binanın bodrum katına yerleştirdi. Hasan ve eşi bu bina için kapıcılık yapıyordu. Aile, bu yolculuk sonrası aç ve yorgun düşmüştü. Akşam olunca birlikte yediler ve kısa sohbetlerin ardından uykuya daldılar. Kısa zamanda Hasan, kendisi için de bir kapıcılık ayarladı ve onlara bu işin inceliklerini öğretti. Günler geçtikçe Salim Ağa ile ailesi yeni yaşamlarına uyum sağladı. Salim ve eşi, el ele vererek çalışmaya başladılar. Kısa sürede işlerini öğrenip kabul ettirdiler. Aile büyüyerek dört çocuklu bir hale geldi. Son çocuklarına ise Saadet adını verdiler. Ekonomik olarak sıkıntılı günler geçirmelerine rağmen, ailenin iletişimi güçlüydü.
EKONOMİK ZORLUKLAR VE YENİ İŞ FIRSATLARI
Hızla artan ihtiyaçlar, ailenin geçimini zorlaştırıyordu. Salim, bir işportacı olarak birkaç gün çalışmasına rağmen beklediği kazancı elde edemedi. Yeni bir iş bulmak için Taksim’de bir otomotiv yedek parça ithalatı yapan firmada odacı olarak çalışmaya başladı. Burada aldığı maaşla birlikte sigorta ve yemek gibi avantajları da oldu. Çocuklarının büyümesini bekleyen Salim, en büyük oğlu Sedat’ı iş hayatına hazırladı. Liseyi bitiren Sedat, hemen çalışmaya başladı. Ortaokuldan mezun olan Vedat’ı da sektörle alakalı bir işe yerleştirdi. Suat ise daha haylaz bir karakterdi ve okul hayatında sorunlar yaşıyordu. Aile giderek büyüyordu; ancak gelir azlığı nedeniyle zorlukları da beraberinde getiriyordu.
ŞİRKET KURULUMU VE BÜYÜME ADIMLARI
Zamanla aile, yedek parça ve aksesuar ticareti yapan bir şirket kurmaya karar verdi. Babanın liderliğinde iki büyük oğlu Sedat ile Vedat şirkete yöneticilik yaptı. Suat ise yanlarında işlerin ayak işlerini üstlenecekti. Şirket iyi gelişim gösteriyor, dolayısıyla aile de ekonomik olarak büyüyordu. Ancak, Suat’ın düzene uymakta zorlandığı, babası Salim Ağa ile olan ilişkilerinin gerginleştiği bir süreç başlamıştı. Suat, iş hayatında ciddiyet göstermediği gibi, disiplinsiz davranışlarıyla ailesine sıkıntı veriyordu. Salim Ağa, Suat’a karşı öfkesini sık sık dile getiriyordu.
SON DEVRİM VE SONUÇ
Bir gün, dükkân kapalı kaldı. Salim Ağa, çocuklarıyla olan ilişkilerine dair kaygılar yaşıyor, Suat’ın sorumsuz davranışlarıyla aileyi zor duruma düşürmesinden çekiniyordu. Suat, gece geç saatlere kadar dışarıda vakit geçiriyor, kötü alışkanlıkları benimsemeye ve alkol, sigara, kumar gibi bağımlılıklara kapılmaya başladı. Salim Ağa, düşünceler içinde kıvrandığı günlerde Suat’ın yaptığı bir hata, ailenin hayatını değiştirecek bir olayın başlangıcı olacaktı. Yangın, dükkânda büyük bir felaketle sonuçlandı. Salim Ağa bu durumu kontrol edemedi ve Suat, kendi sorumsuzluğunun bedelini canıyla ödeyecekti.
FELAKET VE SONUÇLAR
Suat’ın kaybı, aile için durdurulamaz bir acıydı. Salim Ağa, vicdan azabıyla birlikte büyük bir boşluk içinde kaldı. Suat’ın trajik ölümünden sonra geride kalan ailesinin her bir ferdi, bu kaybı kabullenmekte zorlandı. Mezarlıkta bir araya gelen aile fertleri, Suat’ın ardından gözyaşları döktü. Salim Ağa, bu süreçte oğlunun mezarı başında bulunamamanın ağır acısını yaşadı. Aile için bu kayıp bir dönüm noktası olurken, hayatları asla eskisi gibi olmadı. Suat, tüm yaşadığı sorunlar ve sonuçları ile ailenin hayatına damgasını vurmuştu. Böylece Salim Ağa’nın çocuklarına olan bağlılığının ve gözetiminin ne denli önemli olduğu bir kez daha görüldü.