Kulağın detoksu değil dikkatin terbiyesi! Arzu Haksun, gürültüden yorulan zihne yönelik “ses diyeti” uygulamasını açıklıyor. Son günlerde Nihal Yalçın, meslektaşı Esra Dermancıoğlu’nun programında, “Yarım saattir burada boş yapıyoruz, sayılı bir nefesimiz var ve onu boşa harcıyoruz” demişti. Pek çok insan bazı seslere tahammül edemediğini ifade ediyor. Akademisyen-yazar Arzu Haksun’un “Ses Diyeti” kitabına rastlayınca hemen kendisiyle iletişime geçtim. Merak ettiğim soruları sorma fırsatı buldum.
SES DİYETİ NEDİR?
Ses diyeti, sessizliğe kapanmak veya müziği kesmek anlamına gelmiyor. Amaç, gün boyunca maruz kaldığımız sesleri fark edip, bizi tüketen sesleri azaltmak. Bu şekilde, zihnimize ve sinir sistemimize iyi gelen seslere yer açmalıyız. Trafik, televizyon, telefon bildirimleri ve yüksek sesli mekânlar gibi sesler, fark etmeden enerji harcıyor. Dünya Sağlık Örgütü, aşırı çevresel gürültüyü halk sağlığı meselesi olarak ele alıyor. Ses diyeti, kulağın detoksu değil, dikkatin terbiyesidir.
SESİN ANLAMINI KİM BELİRLİYOR?
Sesler, kişiden kişiye farklı anlamlar taşır. Aynı ses birini sakinleştirirken diğerinde anksiyete yaratabilir. Çünkü sesi kulağımız duyar, anlamını ise hafızamız verir. Örneğin, deniz sesi kimi için tatil, kimi için korku yaratabilir. Doğuştan gelen hassasiyetimiz, çocukluk deneyimlerimiz ve ruh halimiz, ne duyduğumuzu belirler.
MÜZİK VE ŞİFA İLİŞKİSİ
Müzik terapisi, belirli müziklerin akıl hastalarına dinletilmesi gerçeğini yansıtıyor. Ancak bu tür uygulamalar, bilimsel olarak desteklenmeyen reçeteler içermez. Müzik terapisi, eğitimli bir uzman tarafından, kişinin ihtiyacına göre düzenlenir. Doğru ses, doğru zamanda iyileşme sürecini destekleyebilir.
SOKAK SESLERİNİN ETKİSİ
Sokaktan gelen gülüşmeler ve gündelik sesler, hayatın devam ettiğini hissettirebilir. Bu sesler, güven ve topluluk hissi yaratabilir. Bazı insanlar sessizlikte tedirginlik hissederken, hafif insan sesleri güven verici olabilir. Bu durum, sesin taşıdığı anlamla yakından ilişkilidir.
ÇOCUK SESİNE HASSASİYET
Çocuk sesi, tiz, ani ve öngörülemez olabilir. Sinir sistemi yorgun veya aşırı uyarılmışsa, bu sesler daha zorlayıcı algılanabilir. Ancak tek bir tepkiden yola çıkarak, birinin travma yaşadığını söylemek zordur.
SES DİYETİNE YAZMA MOTİVASYONU
Arzu Haksun, müzikle ilişkisinin çok erken yaşlarda başladığını belirtiyor. Aile bireyleri, onun Barış Manço’nun şarkısı karşısında donup kaldığını anlatıyor. Bu durum, “Ses Diyeti” kitabının temellerinin atıldığı an olarak değerlendiriliyor.
KÜLTÜREL ETKİLER VE MÜZİK
Haksun, yetiştiği kültüre uzak etnik müziklerden etkilendiğini vurguluyor. İnsan, yalnızca doğduğu kültürün sesiyle sınırlı değildir. Uzak kültürlerin müziği, gündelik klişelerden kurtulmamızı sağlar. Müzik zevki, karakterimizi ve duygusal durumumuzu yansıtabilir.
SES HASSASİYETİ VE ANNE KARNINDAKİ ETKİLER
Anne karnındaki sesler, yaşam boyunca ses hassasiyetimizi etkileyebilir. Ancak bu, bir kader değildir. Annenin müzik deneyimi, bebeğin genel deneyiminde önemli bir rol oynar.
SESSİZ ÇIĞLIKLAR VE SESİN VARLIĞI
Ses, sürekli hale geldiğinde beyin tarafından arka plana itilerek unutulabilir. Sessiz çığlık, kişinin söyleyemediği duygularını yansıtır. Ses, yerinde kullanıldığında varoluşu simgeler; başkasının sesini bastırdığında ise yok olma hissi yaratır.