Doğu ABD’de etkili olan sıcak hava dalgası üst üste üçüncü gününde sıcaklıkları rekor seviyelere taşırken, Boston’dan Washington DC’ye kadar birçok kentte yetkililer 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamaları sırasında vatandaşları serin tutmaya çalışıyor. Sıcaklık ve nem oranının birleşmesiyle ısı indeksi giderek yükselirken, düzinelerce günlük sıcaklık rekoru kırılıyor. Ancak “ne kadar sıcak?” sorusunun yanıtı sanıldığı kadar basit değil; farklı sıcaklık ölçüm metriklerini anlamak, özellikle aşırı sıcakların Amerika’da hava kaynaklı ölümlerin bir numaralı sebebi olduğu düşünüldüğünde hayat kurtarıcı olabiliyor.
ISI İNDEKSİ: HAVA SICAKLIĞI VE NEM BİLEŞİMİYLE HESAPLANIYOR
Sıcaklık ölçümlerinde en bilinen yöntem olan ısı indeksi, hava sıcaklığı ile bağıl nem oranını birleştirerek “hissedilen” sıcaklık değerine ulaşıyor. Kısacası ısı indeksi ne kadar yüksekse, dışarısı o kadar bunaltıcı hissediliyor ve sıcaklık insan sağlığı için o kadar tehlikeli hale geliyor. Georgia Üniversitesi’nden iklim ve sağlık uzmanı Andrew Grundstein, “Sıcaklık tek başına yeterli değil çünkü ısı stresine neden olabilecek başka faktörler de var” diyerek bağıl nem, çiğ noktası sıcaklığı, güneş açısı ve rüzgar hızının da önemli rol oynadığını belirtiyor. Isı indeksi hesaplanırken sağlıklı bir yetişkinin gölgede yürüdüğü ve terleme yoluyla cildini nemli tutabildiği varsayımı yapılıyor. UC Berkeley’den iklim bilimci David Romps ise bu modelin, vücut ısısını düzenleme yeteneği zayıflamış kişiler, doğrudan güneş altında bulunanlar veya daha ağır fiziksel aktivite yapanlar için daha az temsil edici olabileceğini söylüyor.
YAŞ TERMOMETRE SICAKLIĞI: TERLEME YOLUYLA SOĞUMA KAPASİTESİNİ ÖLÇÜYOR
Vücudun aşırı sıcağa karşı fizyolojik tepkilerine odaklanan bir diğer metrik ise yaş termometre sıcaklığı olarak öne çıkıyor. Bu değer, suyun buharlaşmasının havayı soğutabildiği en düşük sıcaklığı ifade ediyor ve hava ısındıkça, nem oranı değiştikçe farklılaşıyor. Yüksek nem yaş termometre sıcaklığını yükseltirken, kuru hava düşürüyor. Yaş termometre sıcaklığı, insan vücudunun terleme yoluyla ne kadar etkili soğuyabildiğini ölçüyor; değer ne kadar yüksekse serinlemek o kadar zorlaşıyor. İnsan sağlığı için teorik üst sınır 95 derece olarak kabul edilse de yeni araştırmalar insan vücudunun bu varsayımdaki kadar kolay serinleyemediğini ve 86 dereceden itibaren sıcağa bağlı hastalıklara karşı hassasiyetin başladığını ortaya koyuyor. Bazı uzmanlar, sıcağa maruz kalma koşullarına bağlı olarak hayatta kalma sınırını 91 dereceye yakın bir noktada görüyor.
YAŞ TERMOMETRE KÜRESEL SICAKLIK: GÜNEŞ IŞIĞI VE RÜZGARI DA HESABA KATIYOR
Sıcaklık ölçümünde en kapsamlı yöntem olarak yaş termometre küresel sıcaklık öne çıkıyor. Bu metrik, sıcaklık, nem, rüzgar hızı ve güneş radyasyonunu dikkate alarak doğrudan güneş ışığı altındaki ısı stresini ölçüyor. Açık havada çalışan işçilerin mesleki risklerini değerlendirmek ve açık hava sporcularının güvenliğini belirlemek açısından özellikle faydalı olan bu yöntem, bazı uzmanlara göre ısı stresinin en doğru göstergesi konumunda. Ancak birçok durumda hava sıcaklığı yüksek olsa bile yaş termometre küresel sıcaklık değerinin nem, bulut örtüsü veya rüzgar gibi faktörler nedeniyle daha düşük çıkması, genel kitle için kafa karıştırıcı olabiliyor. Bu nedenle ana akım hava durumu haritalarında ve televizyon meteorologları tarafından uzun süredir tercih edilen ve halk tarafından kolay anlaşılan ısı indeksi kullanılmaya devam ediyor.
İKLİM BİLİMCİLERİ FARKLI METRİKLERİ KULLANIYOR
İklim bilimciler, araştırmalarında ağırlıklı olarak yaş termometre sıcaklığı ve yaş termometre küresel sıcaklık metriklerini kullanarak, aşırı sıcakların insan sağlığı için hayatta kalma sınırlarını aştığı ya da yakında aşabileceği bölgeleri inceliyor. Araştırmalar, bu durumun Güney Asya ve Orta Doğu’nun bazı kesimlerinde halihazırda eşiğe dayandığını, fosil yakıt kullanımının devam etmesi halinde ise insanların gündüz saatlerinde dışarıda zor zamanlar geçireceği alanların büyük ölçüde genişleyeceğini gösteriyor. Romps, “Fosil yakıtların yakılması sıcaklıkları geri döndürülemez şekilde artırıyor ve Dünya’da yaşanamayacak koşulların ortaya çıkacağı küresel sıcaklığa çok uzak değiliz” uyarısında bulunuyor.