Sudan’ın stratejik kenti El-Ubeyd, artık yalnızca kara çatışmalarının değil, gökyüzünden gelen ölüm tehdidinin de gölgesinde yaşıyor. Üç yılı aşkın süredir devam eden iç savaşta siviller ilk başta yalnızca kara savaşlarından kaçarken, şimdi İHA saldırıları nedeniyle en basit günlük rutinler bile ani bir ölüm tehlikesi taşıyor. Yarı milyondan fazla nüfusa sahip bu ticaret ve yardım merkezinde, 27 yaşındaki Elsadig’in hayatı, Haziran sonunda bir su tankeri istasyonunda otururken yaşadığı drone saldırısıyla tamamen değişti; sol bacağını kaybetti. Aynı saldırıda kanalizasyon kamyonu şoförü Ahmado’nun, okul çıkışı kendisini görmeye gelen 9 yaşındaki oğlu da dahil olmak üzere iki meslektaşı hayatını kaybetti.
İHA SALDIRILARININ SİVİL HAYATA ETKİSİ
El-Ubeyd’de saldırıya uğrayan Elsadig, “Bir drone saldırısından saklanamazsınız. Gökyüzünde bir drone olduğunu duyduğumuzda beton bir binanın altına sığınmaya çalışıyoruz, ancak o aniden geliyor, ne zaman ya da nereye vuracağını bilmiyoruz” diyor. Ahmado ise o günü anlatırken, “Günüm her zamanki gibi başlamıştı. Üzerimizde uçan dronelar vardı ama asla çocuğumun ya da benim hedef olacağımı hayal etmemiştim” ifadelerini kullandı. Ailesi, yangın söndükten sonra oğlunun cesedini yanmış kamyonetin içinde bulmak için saatlerce arama yapmak zorunda kaldı. Her iki kişi de güvenlik endişesi nedeniyle yalnızca ilk isimleriyle anılıyor.
SUDAN'DA SAVAŞIN SEYRİ VE YENİ SAFHA
El-Ubeyd’e yönelik bu saldırı, Sudan’ın iki rakip askeri gücü arasındaki savaşta droneların nasıl yeni bir boyut kazandırdığını gözler önüne seriyor. Nisan 2023’te, eski müttefikler Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) lideri Abdülfettah el-Burhan ile paramiliter Hızlı Destek Güçleri (RSF) lideri Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) arasındaki iktidar mücadelesiyle patlak veren savaş, on binlerce kişinin ölümüne, 14 milyondan fazla insanın yerinden edilmesine neden oldu ve Birleşmiş Milletler’e göre dünyanın en büyük insani krizini tetikledi. Şimdi ise yabancı yapımı droneların ülkeye akın etmesiyle BM, çatışmanın “yeni ve daha ölümcül bir aşamaya girmenin eşiğinde” olduğu uyarısında bulunuyor. 2026 yılının yalnızca ilk dört ayında drone saldırıları en az 880 sivili öldürdü ve BM tarafından kaydedilen sivil ölümlerinin yüzde 80’inden fazlasını oluşturdu.
YABANCI GÜÇLERİN ROLÜ VE DRONE TEDARİKİ
Yabancı tedarikçilerin desteğiyle hem SAF hem de RSF, modifiye edilmiş ticari dronelardan gelişmiş askeri sistemlere kadar filolarını genişletti. Afrika Güvenlik Forumu’na (ADF) göre, her iki taraf da “büyük ölçüde çıkmaza giren kara kuvvetlerinden uzaklaşarak hava silahlarına yöneldi.” Türkiye’nin tedarik ettiği Bayraktar TB2’lerin, SAF’ın geçen yıl RSF’yi başkent Hartum’dan çıkarmasına yardımcı olduğu belirtilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen ay SAF lideri Burhan’ı Ankara’da ağırlamıştı. RSF ise Çin yapımı FH-95 dronelarıyla uzun menzilli vuruş kapasitesini artırdı. Bazı sistemler Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki tedarikçilere dayandırılırken, BAE iddiaları reddediyor ancak BM Güvenlik Konseyi paneli bu iddiaları 2024’te “güvenilir” bulmuştu. Türk yapımı droneların RSF tarafında da görülmesi, “sivillere yönelik bireysel saldırılardan kimin sorumlu olduğunu belirlemeyi” zorlaştırıyor.
EL-UBEYD KUŞATMASI VE İNSANİ KRİZ
Dronelar savaş alanını yeniden şekillendirirken, çatışmayı sivil hayatın daha da derinlerine taşıdı. Cephe hattına uzaklık artık bir güvence değil; evler, pazarlar ve kritik altyapı hedef haline geldi. El-Ubeyd, SAF kontrolünde kalmasına rağmen son 18 aydır BM’nin “kuşatma benzeri koşullar” olarak tanımladığı bir durumla karşı karşıya. Kent, Hartum’u Darfur, Kordofan ve Sudan’ın güneyine bağlayan ana yollar üzerindeki stratejik konumu nedeniyle her iki taraf için de hedef olurken en az 100 bin yerinden edilmiş kişiye de ev sahipliği yapıyor. BM İnsan Hakları Şefi Volker Türk, yalnızca Haziran ayında kent ve çevresinde doğrulanan 15 drone saldırısında en az 45 sivilin öldüğünü, gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini söyledi. Saldırıların pazarları, okulları, benzin istasyonlarını, su altyapısını ve sivil araçları hedef aldığını belirten Türk, bu durumun gıda, temiz su, sağlık ve diğer temel hizmetlere erişimi sekteye uğrattığını vurguladı.
SON DURUM VE GÖRGÜ TANIKLARI
Geçtiğimiz haftalarda bir BM Mülteci Örgütü’ne ait yardım kamyonuna düzenlenen drone saldırısı, yardım ulaşımını da tehlikeye attı. Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden Moses Okello, saldırıların sadece askeri hedefleri vurmak yerine kentin işlevselliğini felç etmeyi amaçladığını belirterek, “Her iki tarafın droneları da sivil nüfusa benzer zararlar veriyor. Bu, çifte amaçlı (sivil ve askeri) altyapıya yönelik kasıtlı saldırılar” dedi. Haziran ayında bir kamptaki evi drone saldırısında yıkılan 48 yaşındaki Rehab, “Saldırılar o kadar sıklaştı ki savaş yeniden başlamış gibi hissediyoruz. Gün boyunca dronelar üzerimizde dönüyor ve insanlar birbirine yardım etmek için bile toplanmaktan korkuyor” diye konuştu. Norveç Mülteci Konseyi Sudan Direktörü Shashwat Saraf ise “El-Ubeyd’deki aileler çocuklarını, uzuvlarını ve evlerini kaybediyor. Hiçbir şey kurtulmuyor ve saldırılardan kurtulanlar açlıkla karşı karşıya, gidecek hiçbir yerleri yok” dedi. Üç drone saldırısından sağ kurtulan ancak dördüncüsünde bacağını kaybeden Elsadig, “Dışarı çıktığınızda geri dönüp dönemeyeceğinizi bilmiyorsunuz. Bir anda yanınızda bir füze olabilir. Yaşarsınız ya da ölürsünüz. Bilmiyorsunuz” diyerek yaşadığı korkuyu özetliyor.