DEĞERLİ BİR İSİM İÇİN TÖREN DÜZENLENDİ
Geçtiğimiz günlerde kalp rahatsızlığı sebebiyle hayatını kaybeden DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde anma ve taziye töreni gerçekleştiriliyor. Taziyeleri kabul eden DEM Parti heyetini, ilk olarak Cumhuriyet Halk Partisi heyeti ziyaret etti. Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli ise program için 99 gün aradan sonra yeniden Meclis’e dönüyor.
CHP VE TBMM BAŞKANI ZİYARETE GELDİ
Taziyeleri kabullenen DEM Parti heyetini ziyaret eden ilk grup Cumhuriyet Halk Partisi heyeti oldu. Ziyaretin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da DEM Parti heyetini ziyaret etti ve başsağlığı dileklerini iletti. Kurtulmuş, ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin salona girdiğini duyurdu. Bahçeli, rahatsızlığının ardından 99 gün aradan sonra tekrar Meclis’te boy gösterdi. MHP lideri, DEM Parti heyeti ve Önder’in kardeşi Ali Fuat Önder’e taziyelerini iletti ve başsağlığı dileklerinin ardından anma töreninden ayrıldı. Bahçeli, bu görüşme esnasında Önder’in kardeşiyle el sıkıştı.
Törende konuşma yapan Kurtulmuş, Sırrı Süreyya Önder’i anlattı. Önder’in yakın çalışma arkadaşı olduğunu belirten Kurtulmuş, “İçinde ne kadar çok fırtınalar koparsa kopsun biz Sırrı Süreyya beyi gülmenin dışında bir halde görmedik.” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, Önder’in, vatanı seven birisi olduğunu ve hayatının her döneminde yurtsever kişiliğini ön plana çıkardığını belirtti. “Son zamanlarda önemli bir sürecin en temel aktörlerinden biri olmuştur. Barışın sağlanması ve husumetin ortadan kalkması için inisiyatif almıştır” şeklinde konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE İDEALİNE VASİYET
Kurtulmuş, “Bu büyük idealin bizim için bir vasiyet olduğunu görüyorum. Hepimiz Sırrı Süreyya Önder’in terörsüz Türkiye idealine sahip çıkmak ve bu idealin bir an evvel gerçekleştirilmesi için her türlü çabayı ortaya koymak mecburiyetindeyiz.” dedi.
RAHATSIZLIKLARINI GERİDE BIRAKTI
Konuşmasını sürdürerek sözü DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’na verdi. Hatimoğulları, “O şuna yürekten inanıyordu; Türkiye’de yaşayan bütün farklı halklar ve inançlar bir arada yaşayabilir. Buna o kadar çok inanıyordu ki, en son yapılan barış ve demokratik toplum çağrısında bu nedenle büyük rol üstlendi. O nedenle rahatsızlığını geri plana itti.” şeklinde konuştu.